Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "TV zevklerimiz etrafında sosyalleşmek"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

fıkra hakkındaki yazılar:

Nasreddin hoca, Fethullah hocanın şanını duymuştur.
Nabzını yoklamak için,
kendisini birlikte yolculuğa çıkmaya ikna etmiştir.

Birlikte yollara düşerler.
Dere tepe, dağ taş aşarlar.

Nasreddin hoca, Fethullah'ın yüzünün hiç gülmediğini
farketmiştir. Kendisini neşelendirmeye çalışır.
Eskiden yaşadığı bazı olayları anlatır.
"Parası olan düdüğü çalar!" diye biten hikayeyi anlattıktan
sonra, Fethullah'ın ağlamaya başladığını görür.
Niye ağadığını sorar.
Fethullah da:
"O çocukcağızlara acıdım. Paraları yoktu belki de düdük alacak."
diye cevap verdi.
Nasreddin hoca bir şey demedi ve yola devam ettiler.

1 ahkam var
Çocukluğumuzun harika dünyaları Masal diyarlarını hatırladınız mı?
Ne dediniz?
ne zaman unutabildik mi?
Haklısınız...
Masal diyarlarınız, keloğlanlarını, masal perilerini, masal cadılarını, dev ejderhaları, iyi kalpli yaşlıları, maharetli hayvanları, sihirli tüyleri, hep iyilerin kazandığı sonları ile masalların tadı hangimizin damağından gitti ki ...
\

Kah yıllarca gittik, bir arpa boyu yol gidemedik,
Kah iyilik ettik de bir yarenlik göremedik
ama sonunda kazanan iyi kalpli kahramanlarımızla sevindik.

İşte bu masalları unutmayalım isteyen bir site yayınına sesli masallarla güzellik katmış. Haberiniz olsun istedim.
Masal dinleyebileceğiniz, bilgisayarınıza masal müzik dosyalarını indirebileceğiniz, en popüler masalların listesini görebileceğiniz bu sitenin adı MASAL DİYARI

2 ahkam var
Etiketler: , ,

İkilem
Geçmiş ve karanlığın ortasında bir ışığın nuru olmak ve de tüm atmosferi dolaşmak ister insanlar. Ne zaman isterler? Dersiniz. Hayal edebildikleri zaman; Biz ülkemizde geçim zorlukları ile boğuşurken başka başka ülkelerde insanlar sanatla uğraşmakta ve bu uğraşım onların hayat felsefelerini bize oranla daha geliştirmekte. Ülkemin insanının hayat felsefesi ise bir kilo domates, bir kilo zeytin vs. gibi zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılayıp karşılayamayacağımızla ilgili.
Tabi ki farkındayım bu ilgilenim de bize bizi yönetenlerin ahmaklıklarından kaynaklanan zorunluluk.
Düşünün bir kere başka ülkelerde insanlar ki:örneğin Fransa da Geçmişin ünlü ressamı Picasso ile Matisse ‘nin resimlerini mukayese etmekte acaba hangisinin sanatı daha anlatımsal ve objektif ve hatta hatta sanattan anladığını iddia eden bazı kişiler sadece resimlerin rantabıl olup olmaması ile ilgilenmeleri ise madalyonun diğer bir yüzü değil de nedir?
İşte böyle bir görünümün ortasında kendimden istediğim sadece geçmişin karanlığının ortasında ışığı olmayan ışığın ışığı olmak istiyorum ki; ülkeme ve kendisini yetiştirme fırsatı verilmemiş halkıma yeni bir başlangıç noktası olsun…

blackfoal

1 ahkam var
\
Uzun ve sıcak bir yaz günü, tabiri caizse sudan çıkmış gibi ter içindeyim.
Tvden sinek vızıltısı gibi bir ses geliyor, havanın daha da sıcaklaşacağını bu yazın bizi çok zorlayacağını söylüyor. Elimi kaldıracak gücü bile kendimde bulamıyorum. Bilirsiniz sıcak insana çok büyük bir mıymıntılık verir, hareket etmek dahi istemezsiniz.
Açık pencereden kulağıma bir yaz şarkısı çalındı o anda, denizin müthiş serinliğini hissetmek, güneşten nefret etmek yerine altında yanmak istedim bir anlık bir duyguyla.
Sonra gözlerim kapandı gayr-i ihtiyari, o bildik derin yaz hayallerimde buldum kendimi...
Deniz kenarı, arkadaşlar, dostlar, cıvıltılar...
Güneşin tenime dokunuşu, sıcakın altında erimek usulca...
Denizden yansıyan ışık hüzmelerinin gözlerimi alışı, bir renk, bir cümmüş etrafta...
Bir serinlik geliyordu bir yerden, hafifçe saçlarımı okşuyordu; yüzümde güneş ışınları adeta dans ediyor, saçlarımda onlara ayak uyduruyordu! evet, bunu hissedebiliyordum o an!
Bir huzur kaplamıştı bedenimi, dudaklarımın büküldüğünü, yüzüme koca bir tebessümün yerleştiğini hissedebiliyordum.
Sonra aniden tok bir tık sesi duyuldu! Uzaklardan gelen içinde bulunduğum rüyadan beni çıkarıp alan... Güneşin yakıcılığını tüm bedenimde hissettiğim saçlarımın okşanmadığı, tüm ahengin kaybolmasına neden olan bir tık sesi! Birden sıcak bastı dört bir yanımı, açıldı gözlerim o anda!
Acı gerçek belirdi karşımda...
Vantilatör durmuştu.
Bu muymuş tüm sebebi hissettiklerimin dedim. Bu mu beni taa deniz kenarlarına götürmüş, bu mu o meltemleri estirmiş vücudumda?
Pişman oldum rüyamdan uyandığıma ama artık katlanılabilir bir yanı kalmamıştı o yakıcı, sıcak yaz gününün!
Bir duş farz olmuştu bu bedene...
Duşun ardından derin bir araştırmaya girdim, tarihin buluşu olarak nitelendirdiğim vantilatör hakkında. Fransızca “vantilateur” kelimesinden gelmekteymiş. İlk vantilatör Da Vinci’nin 1500′lerde tasarladığı su gücüyle çalışan bir fanmış. 1949′da John Haven Emerson’un Harvard Üniversitesi’nde geliştirdiği vantilatör ise bugünküne en yakın olanıymış. Bir ev tipi vantilatörün (yani biraz önce bizde bozulan cins) ozon tabakasına hiç bir zararı yokmuş; ancak durum klimalarda farklıymış malesef.
Velhasıl ne faydalı bir aletmiş, ülkemin kimi zaman yegane sorunlarından olmuş;
-Balıkesir'in Bandırma İlçesi'nde aşırı sıcak havalar, vantilatör satışlarını arttırmış, Bandırma'da birçok mağazada son günlerde yoğun satışlar nedeniyle vantilatör kalmamış, işyerleri üretici firmalara vantilatör siparişleri vermeye başlamış. Vantilatörlerin değeri artmış halk isyandaymış.
-Gaziantep’te sıcaktan bunalan İnci Kırmızıtaş (20) açtığı vantilatöre saçını kaptırmış. Durdurulamayan vantilatör genç kızın saç derisinin çoğunu koparmış. Hastaneye kaldırılan genç kız ameliyata alınmış. Altı saat süren ameliyat başarılı geçmiş. Şükür ki İnci’nin kopan saç derisi eskisi gibi işlev yapacakmış.
Bu sorunlar dinmemiş halkımız vantilatör üzerine bir de fıkra yazmış. Yazımı da bu sıcak yaz gününde buz gibi gidecek şu fıkralardan biriyle bitiriyorum.
Esen Kalın…

Adamın biri karısını çok seviyormuş. Karısı bir gün ölmüş ve adam da üzüntüsünden bir süre sonra ölmüş. Adam cennete gitmiş ve karısını bir türlü bulamamış. Meleklere sormuş:
-Karım nerede?
Melekler de adama:
-Senin karın burada yok, belki cehennemde olabilir.
Bir de orayı ara demiş.
Adam karısının bir melek kadar temiz yürekli olduğunu düşündüğünden
cehenneme bakmayı zaman kaybı olarak görmüş ama yine de merakından bakma istemiş ve cehenneme
gitmiş.
Adam, cehennemde kendi etrafında sürekli
dönen kadınlar görmüş ve dayanamayıp bir zebaniye sormuş:
-Ya hemşerim, bu kadınlar neden kendi etraflarında dönüyorlar?
Zebani yanıtlamış:
- Bu kadınlar kocalarını kaç kez aldattıysa kendi etraflarında o kadardönüyorlar.
Meselâ şuradaki
sarı saçlı olan kocasını 20 kere aldattığıiçin kendi etrafında 20 kere dönüyor.
Adam sormuş:
- Peki benim karımı gördünüz mü?
Zebani yanıtlamış:
-Senin karını vantilatör yaptık.

6 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu