


Robert de Niro'yu izlerken bu adam ölürse ne kadar üzülürüm diye düşünmekten Michelle Pfeiffer'ı her görüşümde bu yaşta hala bu kadar etkileyici olmayı nasıl başarıyor diye şaşırmaktan alamadım kendimi. Korkunç korsanı oynayan de Niro'nun elbiseli dans sahnesi, Pfeiffer'in büyü yapmadan hemen evvelki bakışları inanılmaz etkileyici. Peter O' toole kısacık rolüyle her zamanki gibi insana bir an nerede olduğunu unutturuyor. Filmde hayalet prensler sürekli bir gülümseme etkisi yaratıyor, konuşmalar esprili. Aşk incecik narin bir duygusal titreme gibi kenara ilştirilivermiş ancak o kadar yakışmış ki gözümüzü üzerinden alamıyoruz (benim gibi romantiklikten uzak birinde bile duygulanma hissi yarattı!).

Sevindim! Çünkü büyülü sihirli dizileri eleştirip de bir taraftan bu filmi alkışlayamazdım. Dünyanın her yerinde kitap kuyruğu, gişe kuyruğu bu kadar fantastik bir olaylar zinciri için oluştuğundan beri bu konuda çok üzgündüm. Evet, hepsi bitmedi ama en azından birinin bittiğini düşünmek oldukça sevindirici.
Çocuklar için ve de teenage denilen yaş grubu için hiç uygun olmayan bir tür bence.
Darısı bu türün diğer örneklerine...


