İlime katkıları bakımından dünyada; Türk, Müslüman ve Doğu medeniyetine ait birçok şahsiyetin bulunmasına rağmen, batılı medeniyetler bu kişilerden istifade ederken biz sadece izlemekle yetindik. Yaşadığımız devirde birçok ilmî konuda katkılar sağlayan bu insanlar hakkında da birazcık bilgimiz olsun istedim. Çok detaylı olmasa da bu metni okuyan birkaç kişinin merak edip araştırması, az da olsa bilgi sahibi olması, bir kazançtır.

Ortaçağda, bir yanda dogmatik düzenle insanlık adına buhranlı bir devir geçiren Avrupa varken, bir yanda da; matematik, coğrafya, fizik, astroloji, geometri, kimya, maden ve daha birçok alanda çalışmalara imza atıp kendini geliştiren bir medeniyet vardı. Ne yazık ki zamanla bu yolda geri kaldı… Bilim dünyasına bir şeyler kazandırmış
Roma,
İskenderiye,
Atina vs. gibi merkezlerin yanı sıra Buhara,
Şam,
Semerkant,
Konya,
Bağdat ve
Bursa gibi ilim merkezlerinin payını unutmamalıyız...
Yakın olduğumuz medeniyetin insanlarını yine o kadar uzak olduğumuz garp (batı); bilip, öğretip uygulamakta. Yakınımızdaki birçok kaynağı kullanma konusunda neden bir Avrupalı kadar yetkin olamadık? Bugün Avrupa’daki en ünlü fakültelerde, üniversitelerde, ilim yuvalarında adını bile bilmediğimiz birçok bilimcinin eserleri, araştırmacılar tarafından kendi dillerine çevrilip okutulmaktayken biz çoğunun ismini bile bilmemekteyiz...


Big Bang’e duyduğum merak zaten hat safhada iken CERN deneyi ile daha da arttı. Tabi bu olayın sırlarına erişmek için ya zamanda yolculuk yapmak gerekiyor ya da ilahi bir kuvvete erişmek gerekiyor. Peki ya zamanda yolculuk mümkün olabilir mi? Teoride mümkün mü? Mümkün olsa ortaya çıkabilecek durumlar neler olabilir?

Bilim dünyası zamanda yolculuk konusuna biraz temkinli yaklaşıyor. Ama yolculuğun mümkünlüğünü hiç de reddetmiyor ve bunun için sorular soruyor. Konuyla ilgili soruları ciddi şekilde ilk yanıtlayan pek de garip olmayan şekilde Einstein’ın Görecelik Teoremi. Einstein bu teoreminde hiçbir cismin ışık hızını geçemeyeceğini ve bu sebeple zamanda yolculuğun mümkün olmadığını belirtiyor. Bu noktada ‘ışık hızı’ önemli bir yer tutar.
Fizik en eski ve şüphesiz en ilginç bilim dalıdır. Temel amacı, doğayı incelemek ve doğal olayları anlamaktır. Fiziğin ilgilendiği uzunluk ve zaman aralıkları diğer bilim dallarına kıyasla insanoğlunun hayal edebildiği ya da ölçebildiği en büyük aralıklardır.
Fizikçiler belki de tüm bilim adamları içinde "esnekliği" en fazla olanlardır. En ileri ve çağdaş araştırma laboratuvarlarında aletleri ya da denklemleri arasına gömülmüş tipik fizikçiler olduğu gibi, ticaret borsalarında, Albert Einstein'ın moleküllerin hareketini incelediği yayılma (difüzyon) denklemlerini kullanarak, fiyatların zaman içinde nasıl hareket edeceğini tahmin etmeye çalışanlar da vardır.
Fizikçiler yalnızca bilimsel ve ekonomik değil aynı zamanda sosyal, teknolojik ve pratik problemleri de çözmeye çalışırlar. Günümüz fizikçilerinin doğrudan uğraştığı bu tür problemlerden bazılarını şöyle özetleyebiliriz:

Fiziksel özellik ve karakter arasındaki bağ sadece Çinliler’in değil Aristo’nun da ilgisi çekmiş. Aristo’ya göre, insanın beden ve yüz yapısının belli bir hayvana benzemesi, onun karakter özelliklerini ortaya koymaktadır. Bu demek oluyor ki insanın yüz yapısı, kafa yapısı, cilt rengi, bedenin tğy yapısı, ses tonu, hareketleri gibi özelliklerinin hayvanlarda bulunan benzer özelliklerle karşılaştırılması sonucu, kişinin karakter özellikleri elde edilebilir. Örneğin, küçük gözlü kişilerin cesaretsiz ve irade eksikliği çektiği sonucuna varılmıştır ki bu maymun tipine denk düşmektedir. Gözleri iri olan insanlar tembeldir ki bu da öküz tipine denk düşer. Bu anlayışa göre, gözleri orta büyüklükte olan insanlar asil bir karaktere sahiptir. (Diğer uzuvlar ve özellikleri için bakınız)
Köy enstitüleri öldü, nasıl bilirdiniz?
A) Türkiye’nin kaybettiği en büyük değerlerden biri,
B) Ülkemizin kaçırdığı trenlerden en önemlisi,
C) Eğer hala yaşasaydı bizi, dünyaya yön veren bir ülke konumuna getirecek olan projeydi,
D) Bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi
E) Komünist yuvasıydı
E şıkkını seçen zat! Bu yazı sana göre değil, tek etmende fayda var.

İnsanoğlu ölümsüzlüğü yıllardır dağda, kırda, bayırda, bilimde ve felsefede arayıp durmuş ama hiçkimsenin aklına Frodo'nun cebine bakmak gelmemiş. Tabi Alex'i saymazsak hiçkimsenin. Frodo'nun cebinden aşırdığı yüzüğü önce tanınmaz hale getirip sonra seri üretime geçirmiş ve şimdi de bunu internet üzerinden bize pazarlıyor.


Nevada Üniversitesi'nde konuşlanmış bilimadamlarının yaptığı bu araştırmada yaklaşık olarak 8 milyon sinir hücresi, 6300 kadar da sinaps, gerçek bir fare beyninde 1 saniyeye denk gelecek kadar süre boyunca (gerçekte 10 saniye sürmüş) simüle edilmiş. Araştırmacılar gerçek bir beyinde gördükleri fiziksel durumların bazılarını gözlediklerini bildirmişler.

ses dalgalarını gözle göremesek bile oluşan frekans ya da rezonas etkiyi su, ateş ve tuz ile yapılan deneylerde çok keyifli bir halde görebiliriz. bizim öğrencilik zamanımızda böylesi izlenesi deneyler mi vardı? ancak su dolu bardağı kağıt ile kapatıp ters çevirme numarasını bilir eşe dosta onu yapar eğlenirdik. tabi kimya bölümünde okuyarak içimdeki deneysel ruhu az da olsa tatmin etmiş oldum ama yine de bizim deneyler hiç bu kadar eğlenceli gelmiyordu, bilakis her deneyin ardından yapılan değerlendirme ortalaması vize yerine geçiyordu. e o zaman yaşasın teknoloji!
Işık, zaman, kütleçekimi gibi konuları açıklayan, 20.yüzyıl fiziğine damgasını vuran kuramların sahibi, ünlü fizikçi Einstein 'in biyografisi, kuramları, bunlarla ilgili açıklamaları, yaşamının çeşitli kesitlerini sergileyen fotoğraflarını, Amerikan Fizik Enstitüsü'nün hazırladığı bu sitedebulabilirsiniz. Ayrıca sitedeki "exhibits" butonuyla da diğer fizikçilerle ilgili sayfalara ulaşabilirsiniz.