Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Yumurta"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

fobi hakkındaki yazılar:

Aslında başka bir konu hakkında yazmayı düşünüyordum ancak “korku” isimli yazımdan sonra bu yazının daha manidar olacağını anladım. Üstelik yazıyı okuyan ve yorumlayan insanlara da bazı tekniklerden bahsedeceğim sözünü vermiştim. O yazının hemen arkasından olmayacaktı da, ne zaman olacaktı öyle değil mi?

Fobi ve kaygı denilen korkuların nasıl oluştuğundan bahsetmiştim. Aslında daha önce bilmediğiniz bir konu olduğu için korkudan bile korkuyordunuz. Şimdi nasıl oluştuğunu öğrendiniz. İnsan bilmediği şeyden de korkar. Bu yüzden korkunun nasıl bilinçte yer ettiğini öğrendikten sonra kendi bilincinizi/bilinçaltınızı gözlem altına aldınız. Artık bir fobiniz varsa bile, size gerçekten sıkıntı verici düzeyde olmadığını da zaman geçtikçe anlayacaksınız.

\

Ancak fobiler ve kaygılar için bir şey yapmazsanız, kendi başlarına geçmezler, hayatınızın sonuna kadar devam eder bu sıkıntı. Özellikle yaptığınız işle ilgili veya her zaman karşılaşma riski olan fobiler sizi çok rahatsız eder.

4 ahkam var
tuttum
30

Korku

Korku, beynin yarattığı bir illüzyondur. Kişisel gelişim konularında örneğin NLP de uzmanlaşmak isteyen biri korkunun kaynağını bilir. Kaynağı bilinen bir davranışın üstesinden gelmek ise oldukça kolaydır.

Korku illüzyonu
Korku illuzyonu

Bütün davranışların temeli, beynin çalışma prensiplerine dayanır. Korkunun da bir prensibi vardır. Eğer bunu davranışlarımızda gözlemleme alışkanlığına kavuşturursak, sahip olduğumuz ya da olacağımız her türlü korku ve kaygının da üstesinden gelmiş oluruz. Bu alışkanlığa biz “farkındalık” ta diyebiliyoruz. Farkındalık, benim tabirimle duyguları kontrol etme gücüdür. Aynı zamanda kendini tanımanın diğer adıdır.
Eğer farkındalık konusunda az çok bilgi sahibi iseniz, kendinizi tanıma konusunda, hiçbir zaman tam anlamıyla kendinizi tanıyamayacak olmanızın gerçekten ürkütücü olduğunu da anlamışsınızdır. Bu kendini bilme-tanıma-öğrenme ya da farkındalık denilen şey, siz ölene kadar devam eder.

103 ahkam var
\
Yıllardır soyguncuların veya teröristlerin taktığı kar maskelerinin kötüye çıkan adını temizlemek için bir grup insan halka açık yerlerde kar maskesi takıp dolaşmaya başlamış. Fakat bu insan azmanı pozlarla işleri biraz zor gibi. Sayfanın altında "sökülün paraları" yazması da ayrı bir hadise.

Kazandıkları parayı, yüzüne kadın iç çamaşırı takıp şekerlemeciyi soyanlar yüzünden iç çamaşırından korkan insanların tedavilerine harcayacaklarmış.

2 ahkam var

İnsanların, alışveriş arabasını tutmadan bile iki kere düşündüğü, hatta iki kere düşünmeden önce sakin kafayla evde bir kere düşünüp yanında kendi tutacağını getirdiği 2007 yılındayız. Şimdi bu canı tatlı arkadaşlar gökten atom bombası veya meteor düşmesi ihtimaline karşı dağların içine dev sığınaklar inşa etmeye başlamışlar. O kadar uzağa gitmeye üşenenler için ise eve servis hazır yeraltı evleri tasarlamışlar. Bu da demek oluyor ki gelecekte kapalı yer fobisi olanlar seleksiyona uğrayacaklar ve yerlerine agorafobik bir tür geçecek.

2 ahkam var
tuttum
20

Fobi?

Etiketler: , , , , ,

\

Bu resmi yapan kişi bir akıl hastası. Ancak resmin bu kadar ünlü olmasının sebebi bu degil. Hastanın nadir görülen hastalığının yanında (bununla ilgili bir bilgi vermemişler) ayrıca bir fobisi varmış, ki asıl konumuz bu. Rus blogger'lar aleminde ses getiren bir blog sahibinin dediğine göre, psikiyatri profesörü onlara bu resmi gösteriyor; dikkatlice bakmalarını, resimde hastanın fobisinin ne olduğuyla ilgili bir işaret olduğunu, bunu bulmalarını söylüyor. Verdiği ipucu da şu: "Ayrıntılara takılmayın, resmin bütününü görmeye çalışın. Eğer tüm cisimler kaldırılırsa resim neye benzer, onu düşünün."

41 ahkam var
Etiketler: , , , ,
\
Miyop olduğumu ortaokulun son sınıfında tahtayı görmede zorlanınca anladım..Hocanın gözüne çarpmamak için yer aldığım arka sıralar artık benim için eziyet verici bir hal almıştı..Ne kadar tembel olursan ol hocanın tahtaya yazdığı şeyleri görmek,anlamak ihtiyacı hissediyorsun..Bir yerde racon icabı olarak da korumam gereken mekanım olan arka sıralardan tahtayı görmem,ilk zamanlarda gözlerimi kısarak mümkün olabiliyordu.. Ancak sonraları gözlerimi öylesine kısmaya başlamıştım ki bu sefer de hiç bişey göremiyordum.."Göz kısma"nın işlevsizliği beni yeni arayışlara itiyordu..Bir gün iğneyle delik açılmış kağıt kullanarak gayet net görebildiğimi keşfettim..Tabii bu aşamaya gelmeden önce deliği,elimin baş,işaret ve orta parmağını birleştirerek oluşturup,deneylerimi sonradan kağıt üstüne aktardığımı söylemeliyim..Elimi bu hale getirip de etrafa bakmam yanlış anlamalara,alaycı gülüşmelere yol açınca bu yöntemden vaz geçtim..Aynı şekilde gözümün önünde tuttuğum "delik kağıt parçası" usuluyle tahtayı okuyabilme çabalarım da öğretmenler ve arkadaşlarca doğal olarak pek tuhaf karşılandığında artık çaresizdim..Ne yazık ki gözlük edinmem şart gibi görünüyordu..Şu an bence de çok tuhaf ama o zamanlar bu zorunluluk bana ölümden de beter geliyordu..Sınıfta kalırdım hatta -gülebilirsiniz- ölürdüm de "dörtgöz" olmazdım..Bu durumda yapacak tek şey ufak ufak sıra atlayarak ön taraflara doğru yol almaktı..Böyle böyle en ön sıraya kadar gelmiştim..Ancak yine de tahtayı doğru dürüst göremiyordum..Ben de dersleri yanımdaki arkadaşın defterine bakarak takip etmeye başlamıştım..O aralar en korktuğum şey öğretmenin beni ayağa kaldırıp "oku bakalım oğlum tahtaya yazdıklarımı yüksek sesle" deme ihtimaliydi..Eee..Adı üstünde ihtimal..İşte o ihtimal gerçekleştiğinde sıradan çıkıp tahtaya iyice yaklaşıp okumaya başlardım..Öğretmenin "oğlum yerinden okusana,ne geldin buraya" laflarını da duymamazlığa gelerek tabii.. Üniversite de dahil tüm öğrenimimi hiçbir mecburiyetim olmadığı halde "yarı kör" olarak geçirdim ki bana bile bu saçma inadım şimdi inanılmaz geliyor..Bu arada bir gözlük edinmiş ancak bunu deneme amaçlı olarak geceleri ya da beni kimsenin görmediğine emin olduğum yerlerde takıyordum..Bir de evde televizyon izlerken kullandığım bu gözlüğü sinemaya gittiğimde de gizlice cebimden çıkararak kullanırdım..Ve eşşek kadar olduğum halde hala gözlüğü tüm yaşantıma yayamıyordum.. "Gözlük takma"nın bende böylesi etkili bir fobi oluşturmasının sebebi ne olabilirdi..Bu sorunu ancak otuzlu yaşların sonuna geldiğimde ayrıntılı olarak düşünmeye başlamıştım..Dahası artık rahatca istediğim zaman gözlük de takabiliyordum..Bu aşamaya gelmemde yaşlanmanın getirdiği rahatlamanın önemli rolü vardı..Daha doğrusu gözlüğün bende oluşturacak artı "çirkinleştirici" işlevinin etkisizleşmesiydi söz konusu olan..Bir de "fobi"den kurtulmanın yollarından başta geleni olan "etkenin üzerine gitmek" teorisinin,yani burada gözlük takmayı kafaya takmamanın pratiği,önemliydi..Bu pratiğin artı bir değer olarak "yaşlı" kişide "karizma" yaratması da yadsınamazdı.. Şimdi yukarıda dediğim gibi kendime de sorduğum ve üzerinde düşündüğüm bu "fobi" nin kökenlerine inersek şunları bulabiliyoruz: i. Her yaşta hareketi kısıtlayan gözlüğün,yerinde duramayan ve oyundan oyuna zıplayan bir çocuğa nasıl bir engel oluşturacağını anlatmak gereksizdir bile.. ii. Yine çocukluğumuzda tek tük olan gözlüklü arkadaşlarımızla hep bir ağızdan hem de nağmeli olarak "döört gööz,döört gööz" lirikleriyle alay etmişliğimiz gerçeği var ki o aleti kendi burnumuz üzerine oturtmayı aklımızın ucundan bile geçirmemeyi kafamıza çakmıştır.. iii. Bursa işi bir bıçak dahi,gözlüklü bir yiğidi kavga halindeyken söylenen "gözlüğüne bi sıçarım dünyayı bombok görürsün"lafı kadar yaralayabilir mi.. iv. Özellikle yerli filmlerimizde görürüz ki en şahane kızlarımız,en yakışıklı jönlerimiz sadece bir gözlük takarak çirkinleşir;çevresince küçük düşürülen,silik ve başarısız bir tip haline gelir..evet..evet..sadece bir gözlük takarak..hadi bakalım bu filmleri izlemiş bir çocuğa bu şeyi taktırın.. v. Adı üstünde "gözlük" bir kusurun belgesidir.. vi. Okulda bir aşağılanma nedenidir..Öğrenciyi "inek" olarak gösterir.. Belki dahası vardır falan ama bu kadarı da bir çocuğun büyürken,beraberinde bir fobiyi de büyütmesine yeter de artar bile..
0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu