Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan kodaman.org'da: "ASP ile gruplandırma algoritmaları üzerine"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

fransa hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
8

NOBEL ÖDÜLLÜ TÜRK: ORHAN PAMUK

\

Orhan Pamuk, 1952 yılında İstanbul’da doğdu. İlk romanı ve anketlere göre cumhuriyete damgasını vuran 75 kitaptan biri olan “Cevdet Bey ve Oğulları”nda (1982) ve diğer bir şaheseri olan “Kara Kitap” (1990) adlı romanında anlattığına benzer bir ailede büyüdü. Nişantaşı’nda yetişen Orhan Pamuk, New York’ta geçirdiği üç yıl haricinde İstanbul’da yaşadı. Robert Koleji mezunu olan ve
İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde üç yıl okuyan Pamuk, 1976’da İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi.

Çocukluk ve gençlik yıllarında ressam olmayı hayal etti, fakat 1974’den itibaren yazı yazmayı tercihi ağır bastı.

Üç kuşak İstanbullu bir tüccar ailesinin çerçevesinde, Türkiye’nin son yüzyıllık macerasını hikâye eden “Cevdet Bey ve Oğulları” adlı romanı, 1979’da Milliyet Roman Yarışmasında ödül aldığı gibi, 1983 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'ne de layık görüldü. Aynı yıl ilk baskısı çıkan; üç mutsuz kardeşin İstanbul yakınlarında bir sahil kasabasında, 90 yaşındaki ninelerinin evinde geçirdikleri bir haftalık hayat dilimini anlatan “Sessiz Ev” adlı romanı ile 1984 yılında Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Pamuk, “Sessiz Ev”in Fransa’da çıkan çevirisi ile 1991’de Avrupa Keşif Ödülü’nü kazandı.

17. yüzyılda İstanbul’a getirilen Venedikli bir köleyle bir Osmanlı âlimi arasındaki ilişkiyi anlatan tarihi romanı “Beyaz Kale”(1985) ile Pamuk, yurt içi ve yurt dışında ününe ün kattı.

\

134 ahkam var
tuttum
18

İyi ki Doğdun Levi’s - (Claude Lévi-Strauss’un dalya dediği 100. doğum günü anısına…)

İyi ki Doğdun Levi’s

\

(Claude Lévi-Strauss’un dalya dediği 100. doğum günü anısına…)

Claude Lévi-Strauss
Claude Lévi-Strauss

Bugün 100. doğum yıldönümünü kutlayan, 20. yy’ın en önemli antropologlarından Claude Lévi-Strauss’un dalya demesi anısına, O ve çalışmaları ile ilgili bir yazı kaleme almak istedim. Başlıkta ise çarpıcı olması düşüncesiyle, her antropoloji öğrencisinin maruz kaldığı klişeleşmiş “Levi’s” konserve esprisini yapmaktan kendimi alıkoymadım. Belirtmek gerekirse, bugün 100. doğum yıldönümünü kutlayan antropoloji üstadı Claude Lévi-Strauss ile, meşhur Amerikan bluejean markası arasında ortak herhangi bir bağ yoktur. (Müşterek Yahudi kökenleri hariç.)

22 ahkam var
tuttum
7

Fransız Paradoksu

\
Şarabın o en sevdiğim kekremsi tadı kadar sevdim destansı tarihçesini...

Peyniri aslında hiç sevmeyen ve günlük hayatta bir türlü sempati besleyemeyen ben, şiir gibi bir kırmızı şarap eşliğinde muhakkak bir kaç dilim güzel bir peynire eşlik için müsaade edebilmişimdir kendime. Yine de bu bana hangi şarabın yanında neler yenmesi gerektiği bilgimi arttırma isteğimde sadece bir önsöz olabilmiştir.

144 ahkam var
tuttum
14

émile

\
Çocuk yetiştirmek zor iş! Havlu atmak ve 'amaan kim uğraşır?, ben saldım çayıra, gerisini mevlam kayıra' demek kolay tarafı ama biraz çevreyi, özellikle bilimsel araştırmaları ve baş ucu yapıtları biraz yakın plan incelemeye gayret edersek, ilgilenirsek çok büyük yardımlar alırız kendiliğinden...

Emin olun herkes içinde bir parça ' en iyi anne, en iyi baba' iddiasını barındırır. Öyle ki kendinin dünyaya gelmesine bile sebep olan anne babasını beğenmez hale gelir, ' aa! o öyle olmaz annecim/babacım, çocuğa şunu giydirmek gerekir bu havada' ya kadar gider iş...

Tamam, bu kadar iyi ebeveyn olma iddiasını reddetmem, hatta o çok meşakkatli yolda muazzam bir motivasyon aracı olarak bile gördüğüm ollur bu tip idealist yaklaşımları, hani yapmadım desem de yalandır bir taraftan...

16 ahkam var
tuttum
23

racaille nam-ı diğer caille-ra

Hafif'in eski müdavimlerinden, Paris'ten ziyaretime gelen Mösyö Labyrinth'in, Beyoğlu'nda sürterken "rakay" gibi olduk demesi üzerine biraz ondan bilgiler aldım biraz da araştırdım. Racaille kavramı Fransa'da banliyölerde yaşayan, eğitim, sağlık ve iş gibi sosyal haklardan sınırlı olarak yararlanabilen bu nedenle suça eğilimi yüksek gruba Sarkozy tarafından yakıştırılmış tanımlamadır.

racaille'lar ve en sağda sarkozy
racaille'lar ve en sağda sarkozy
Kendileri: banliyölerdeki arabalar yakılmaya başladığında bu sosyal tepkinin tamamen suç odaklı bir girişim olduğunu iddia etmiştir. Racaille olarak adlandırılan bu grubun (aslında fare gibi bir anlamı var ama Türkçe'ye çapulcu olarak çevirmek daha doğru) büyük çoğunluğunun Kuzey Afrikalı ve diğer Fransız sömürgelerinden gelenler olduğunu hatırlamakta fayda var.

4 ahkam var
tuttum
1

Demir Maskeli Adam

D'Artagnan
D'Artagnan
Fransada hatta dünyada pek çok yerde kim olduğu merak edilen Demir maskeli adamın kimliği hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı.
Öncelikle Demir Maskeli Adamın XIV. Louis'in ikiz kardeşi olduğu iddiaları ortaya çıktı. Bu iddiaları ihtilalçilerin Kralı daha da vahşi göstermek için ortaya attığı ortaya çıkarıldı.
Son dönemlerde basit bir uşak olduğu ama ona bekçilik yapan M. de St. Mars'ın kendini önemli göstermek istemesi yüzünden yüzüne maske takıldığı ortaya atıldı.
En son yapılan keşiflerle ise yeni bir kişi ortaya çıktı. O dönemin en önemli halk kahramanı D'Artagnan'ın demir maskeli adam olabileceği ihtimali ortaya çıktı.
D'Artagnan, XIV. Louis'in gayrimeşru olduğunu bilen kişilerden biriydi. Saraydaki pek çok sırrıda biliyordu. Şansızlığı ise dürüstlüğüydü. O dönemde sarayda dürüstlük pek tutulmuyordu ve bu D'Artagnan'ın kralın gözünden düşmesini sağladı.
Tarihi belgelere göre Maastricht savaşında D'Artagnan aldığı yaralarla öldü.
M. de St. Mars , D'Artagnan yaralı iken o ana kadar hiç ayrılmadığı görev yerinden açil bir toplantı için ayrıldığı ve geri döndüğünde ise yanında meşhur demir maskeli adamın olduğu ortaya çıktı.
St. Mars eski şövalyelerden oluşan 45 kişilik bir muhafız ekibi kurdu ve hapishane hapishane dolaşmaya başladı.
Pek çok aday arasına şimdide D'Artagnan katıldı.
0 ahkam var
tuttum
0

en eski siber alem fransa'nın idi

Sanırım günümüzün ilk siber-kültürü Fransa'da oluştu. İnternet daha normal insanlar tarafından kullanılmaya başlanmadan önce, ve batı dünyasının geriye kalanı BBS denilen nesnelerle meşgulken onların Minitel'i vardı.

2400bps'lik bir modemle Fransız telefon ağına bağlı bir teletext terminali olan Minitel, günümüz ticari İnternet'inin bir nevi atasıydı.
80'lerde inanılmaz bir hızla gelişti, çünkü kurması ve kullanması çok kolaydı. Önceleri sadece milyonlarca telefon rehberi bastırıp dağıtmamak amacıyla başlatılan bu teknolojik atak, başka servislerin de eklenmesiyle daha da büyüdü. Bu servislerden para kazanabileceğini hisseden France Telecom da milyonlarca Minitel terminalini bedava dağıtarak ayrıca akıllılık etti.

Tren rezervasyonundan ev almaya, pizza ısmarlamaktan e-mail çekmeye, chat etmekten fatura ödemeye kadar binlerce servis Minitel üzerinden verilmeye başlandı. Özellikle alışveriş ve ödeme kısımları çok elverişliydi, çünkü güvenlik sorunu yoktu. Yaptığınız harcamalar o ayki telefon faturanıza ekleniyordu.

Sonuçta ortaya vaktini Minitel karşısında geçiren bir grup insan çıktı. Fransa'nın yüzde yirmisi Minitel'i kullanıyordu, ama bazıları (aynen şimdi olduğu gibi) hergün chat'e çıkıyor, uzak mekanlardan insanlarla chat ediyor kısacası bu işi bir yaşam biçimi haline getiriyorlardı.

Şu anda gözümüze eski püskü gözükse de yaklaşık 20 yıldır Fransızların evlerinde duran bu yaşlı makinalar çok işe yaradı ve çok para kazandırdılar. Son sayımda yaklaşık 17 milyon Minitel cihazı ve 25.000'den fazla on-line servis olduğu ortaya çıktı. Minitel üzerinden yılda yaklaşık bir milyar dolar para para dönüyor ve bunun yarısı France Telecom'un oluyordu.

France Telecom bu kadar kârlı bir yere dükkân açınca, tabii İnternet, ki kendisi bedavadır, Fransa'ya girmekte biraz zorlandı. Bir kere Minitel'de buldukları güvenlik İnternet'te yoktu. On-line bankacılık işlemlerini aynı gönül rahatlığıyla yapamıyorlardı.
Fransa Minitel'e yatırım yapmaya devam etti, aynı sistemi daha hızlı modemlerle kredi kartı okuyucularıyla donattılar. Ama dünyada da İnternet salgını başlamıştı ve geri kalmaları düşünülemezdi. Bu yüzden France Telecom, yılların Network tecrübesini İnternet alanında kullanıp Fransa'nın bir numaralı ISS'si olmaya, dünyanın çeşitli dev komünikasyon şirketleri de zaten online alışverişe alışkın olan fransız halkının açlığını gidermeye karar verdiler.

Fransa, İnternet konusunda diğer Avrupa ülkelerinin çoktan gerçekleştirdiği patlamayı ancak geçen sene yapabildi. Bu yavaşlık Minitel kadar İnternet'in çoğunun İngilizce oluşuyla da alakalıydı. Ayrıca bedavaya gelen Minitel'den sonra, bir bilgisayara bin küsur dolar vermek zorunda olunması da Fransız halkının hiç hoşuna gitmiyodu. Bu yüzden, France Telecom ve birçok üretici şirket, Web'e ve Minitel servislerine aynı anda ulaşabilen özel ve ucuz, televizyona bağlanabilir cihazlar üretmeye çalıştılar. Ancak beklenen ilgi bir türlü yakalanamıyor, Fransız halkı İnternet'e ısınmıyordu. France 98'in web'den canlı yayınlanması meseleyi çözdü. 98 yazında Fransa'nın İnternet'i beklenen patlamanın işaretlerini vermeye başlamış, Fransa 1 milyon kullanıcıyla Avrupa ülkeleri arasında üçüncü sıraya yerleşmişti.

Biz de İnternet haftamızı kutlarken, Fransa'nın teknolojik izolasyona karşı çıkıp dünyaya ayak uydurmak için attığı adımların bize örnek olmasını diliyoruz. Bizim izolasyonumuzun tamamen yoksunluk yüzünden olmasına rağmen…

0 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu