Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Geçen Haftanın Teknoloji Top10'u"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

futbol hakkındaki yazılar:

Etiketler: , ,
\
Rock BALBOA.
Bir İtalyan asıllı Amerika'lının hayat hikayesini anlatır. Pek çok kişinin düşündüğü gibi ve ondan da çok kişinin burun kıvırdığı gibi önüne gelen herkesi döven bir boksörün destansı filmi değildir.
Bilakis dramatik öğelerin yüksek vurguyla işlendiği, hayata karşı yetersiz olan basit bir adamın yaşam mücadelesi işlenmiştir. Elbette Hollywood tarzı abartılı aksiyonlar içeren ringdeki müsabaka sahneleri eşliğinde...
Rocky BALBOA; zayıf, kültürsüz, eğitimsiz bir adamdır. O kadar acınacak durumdadır ki etrafındaki herkesin alay konusudur. İtilmektedir. Boks antrenman salonlarına dahi kabul edilmemektedir. Mahallesinin en hafif meşrep ve aptal kızına iyi niyetle fikirlerini söylerken bile küfür yemektedir.
Rocky BALBOA; başarısızlığın abidesidir. Okuma yazmayı bile çok iyi bilmemektedir. Sokak kavgalarında üç beş kuruş kazanmak için burnu hariç-ki bununla övünmektedir-, yüzündeki her kemiği kırılmıştır. Gözü ise travma sonrası etkilere bağlı olarak tam görememektedir.
Rocky BALBOA; APOLLO'nun karşısına çıktığında herkesin alayına konu olmuştur. O muhteşem Boks Şövalyesi karşısında Rocky'e kimse inanmamaktadır. Neticede Apollo yaşayan bir efsanedir. Ülkenin en zengin adamlarından biridir. Rocky ise yırtık eşofmanlarla, sokaklarda, parklarda idman yapan bir zavallı.
Ancak; Rocky'de bir tek şey vardır. Bu açlıktan karnı guruldayan, düşkün adamın Apollo karşısında tek bir avantajı vardır. "Eye of the Tiger" "Kaplanın Gözleri"...
O kendine inanmış Çaresiz adamın, rakibinin aksine kaybecek hiçbir şeyi yoktur. Zengin, ünlü, şampiyon değildir. Yüreği ve isteğinden başka hiçbir şeyi yoktur ve Apollo da bu gözlerden korkmuştur. Artık APOLLO'nun hiç şansı yoktur.
KAYBEDER...

Türkiye A Milli Futbol Takımı nasıl mı Avrupa'yı salladı?

2 ahkam var

ŞİMDİ COŞMANIN TAM ZAMANI

Saatler çarşamba akşamı saat 21.45'e ayarlandı. Tüm kalpler, gözler, dualar ve pozitif enerji İsviçre'nin Basel kentine çevrilmiş durumda. Milli takımımız Euro 2008 de yarı final maçı için Almanya karşısına çıkacak.
Tüm dünya, Türklerin gücünü, sesini, yüreğini, azmini ve en önemlisi de inancını kabul etmiş durumda. Tek dilğimiz çarşamba gecesi de benzer bir durumu yaşatır ve cennet vatanımızı bayram yerine çevirir, şanlı bayrağımızı tüm dünya ekranlarında saatlerce dalgalandırırız

\
Ancak millet olarak sevinmeyi oldukça da abartıyoruz. Arabalardan sarkan gençler ve de çocuklar... çok büyük tehlikelere davet çıkarıyorlar. Haberlerde sıkça söz edilen magandalarda işin başka bir boyutunu oluşturuyor.

67 ahkam var
\
Daha önce sormuştuk, "mucizelere inanmayan var mı?" diye... Kimisi böyle bir şey yok demişti; kimisi elbette ki var demişti. Fakat bunun cevabını asıl zaman verdi. Zaman gösterdi ki her şey sıradan tesadüflerden ibaret değil...
Bir takım düşünün ki som iki maçını son 15 dakika kala şaha kalkarak alsın. Bir takım düşünün ki ilk defa Avrupa Kupası yarı finaline çıksın... Bir takım düşünün ki 23 kişilik kadrosuna 9 oyuncusu eksik olsun... Bir takım düşünün ki çeyrek finalde tam 120 dakika hırsla, azimle ve sabırla topu kovalasın... Bir takım düşünün ki bitime 1 dakika kala eve dönüş golünü yesin...
Sırf onlar yemedi o golü... Tüm 70 milyonun inançlarına karşı yediği bir goldü aslında o.

"İnanın Çocuklar Biz İnandık Siz De İnanın, Bizimİçin Bu Kupayı Alın..."

\

Ne kadar zafere inanabilirlerdi ki, saniyeler sonra maçım biteceğini bile bile... Ne kadar inanabilirlerdi ki 119 dakika boşa koştuklarını bile bile... Yoksa eve dönme zamanı mı gelmişti? Yoksa tüm hayalleri bir su damlası alıp götürüyor muydu? Hayır, bu olamazdı. Zafere o 11 aslan ve 70 milyon canı gönülden inanmıştı. Maçı kazanmamız için dualar etmişti... Nice analar maç oynanırken onlara 90 dakika dua etmişlerdi. Hatta o analarımız dün fazla mesai yapmıştı. 120 dakika ve penaltılar... Evet, inandık ve bu mucizeyi biz yazdık... 11 futbolcu ve 70 milyon yürek...
Daha önceki maçlara göre çok daha sağlam oynayan futbolcularımız sanki, bugün mucize olmayacak, normal futbolumuzla maçı alıp yarı finale yükseleceğiz derler gibiydi. Ama bir mucize için gol yememiz gerekti. Rüştünün tabiri caizse şişirdiği topta Semih topu ağlarla buluşturdu. Tüm Türkiye neye uğradığını şaşırdı. Bu gol inancın golüydü. Onların inancının mucizesiydi... Mucizelere inanmayanlara inat...

126 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu