Hala bir mesaj gelecekmiş gibi...
Hala telefonum çalacakmış gibi...
BİTTİ.
Bil-iyorum. Hala bekliyor bir yanım. Yeniden başlayacak mıyım, hayır. Ama bekliyor hala içimde küçük bir kız. Özlenilmek, aranılmak, peşinden koşulmak istiyor...
‘DÖN’!
demesini bekliyor bir yanım, şımarık bir çocuğun söz dinlemez, inatçı haliyle. Ben de inat’çı olmasını bekliyor illaki...
‘Her çalan kapıda, adıma gelen bir çiçek midir acaba...’ diye küçük bir merak pusu kurmuş içimde...
---
Bu boş hayata alışmam lazım. Yalnız eve gitmeye. Yalnız uyumaya. Saçlarını okşamadan uyumaya, sohbetsiz akşamlara, şarapsız, sözsüz zaman geçirmelere...

Habercigim, beni dervislige layik görmüs, bunun üstüne de bir güzel hikaye kondurmus.))) Kendisine tesekkür ediyorum. Ancak ben de o hasletler malesef bulunmamaktadir. Bir dervisin sabri dag gibi olmalidir. Ben sabirsiz, cok cabuk alevlenen asabi biriyim. Haksizliga, aymazliga hic dayanimiyorum...
Istedigim haktir, adalettir. Biri biri ile tartisirken bir digerinin buna karismamasi lazimdir. Karisilinca nelerin olabildigini hep beraber yasayarak gördük...
Cogu zaman kavgalar, dögüsler, küfürler, hakaretler bu yüzden cikmaktadir...

Biraz zaman geçiyor, yine acımaya başlıyor.
Yaranın üzerine esen rüzgar; rüzgarın taşıdığı o dokunuş; dokunuşun seni kendine getirişi... O bir anlık nefesini tutuşlar gibi, gözünü sıkıca yumuşlar, dudaklarını ısırışlar gibi...
Nereye kadar karşı koyabilir can? Sen kaderine hangi noktada "dur!" diyebilirsin? İşte, o nefesini artık tutamayacak raddeye geldiğinde, gözünden sızan bir damla yaş artık bedenini terk ettiğinde ve "dudağım acıyor" dediğinde, pes ediyorsun.
Aşık olmak istiyorum artık, ama bir türlü olamıyorum. Öyle ki; mutlaka bir kusurunu buluyorum karşımdaki insanın, aşkın mutluluk kısmını da yaşadım geçmişte, cefasını da çektim. Sefasını sürdüm demiyorum buraya dikkat çekmek isterim.
Uzun zamandır "gönül telimi" kimse "titretemedi". Bunun nedeninini çok sordum kendime, hala da soruyorum. Duygusal anlamda buna cevap verebilmiş de değilim, mantığım yaş ilerledikçe insanın daha seçici olduğunu söylüyor ama duygularıma bunu kabul ettirebilmenin imkansızlığını nasıl anlatsam bilemiyorum.
Sevmek bu kadar acı vermemeli insana.Canına can diye kattığın yakmamalı böyle içini...
Düşününce kendi kendime neden diyorum...Neden bu kavgalar?İnsan sevince yüreği bir olmalı,ayrı vücutta aynı akmalı kan.Aynı görmeli sevdanın rengini.
Yanyanayken bu kadar uzak olmak bize yakışmıyor sevdiğim.Yüreğim ürkek bir kuş gibi, çırpınıyor ama uçamıyor kalbinin üzerine...Bir anlasan seni ne denli sevdiğimi,uğruna göze alabildiğim şeyleri.Öfkem sevgimden gönül yaram.
Belki bir gün anlayacaksın ama çok geç olacak ikimiz içinde...Kaybolan yılları yakalayamayacağız.Aşkın en güzel yerinde kaçıp gideceğiz birbirimizden.Elimizde kalansa küçük bir anı olacak seni seviyorum diyen...

Engellenmislik...
Öfkeye yol acardi degil mi? ve öfke kontrol edilmeliydi öyle degil mi?
Engellenmislik, neden mi?
Deger yüklediginiz nesnelerin / öznelerin degerliliginin önce adiniza karar verme özgürlügüne sahip
oldugunu sananlarca hafife alinmasi, degersizmis gibi gösterilmeye calisilmasi,
Sevgili gönül dostlari...
Yillar, hatta 1000 yillardir süren bir Alevi, Sunni anlasmazligi var!
Baska Ülkeleri söyle bir kenara birakip, kendi Ülkemizdeki alevi, ve sunni olan, gercekte her iki cemaatinda müslüman oldugu bu tezata deginecegim.
Bazi alevi olan yurttaslarimiz, cami-e gelmezler, namaz kilmazlar, onlar Hz. Ali efendimizin cami'de hunharca katl edilisini protesto amaci ile, yada baska bir nedenle, namaz kilmazlar, hatta bunlardan bazilari Islam dinini kabulde etmezler.
Birde su Halifelik konusu vardir, buna hic deginmeyecegim cünkü epeyce karisiktir. Benim okudugum kaynaklarda bu konu asagi, yukari söyle aciklaniyor: Hz. Ebu Bekr halife olmadan önce, HZ. Ali ile konustu, ve Hz. Ali kendisi razi oldu deniliyor, her ne ise bu konu cok uzun burayi geciyorum...

Sevgili gönül dostlari, kiymetli kardeslerim...
Cocuklugumdan 30 yasina kadar merak ettigim, bu yüzden Hoca efendilerden zaman,zaman azar isittigim, hic birinden de tatmin olacagim bir cevabi alamadigim bir soru?
Dedem kurra hafiz ve Fikih alimi idi, cocuklugum onun yaninda gecti, fikih, ve Kurani kerimi bana ilk Ögretmenim, Hocam olan Dedem ögretti, fakat ben bu soruyu ona sordugumda o bana hep yasimin buna uygun olmadigini, aciklasa bile anlayamayacagimi söylerdi, ben büyüyünce anlatacagina söz verdi, ben büyüdüm fakat o bunu göremedi aramizdan ayrildi...