Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "The Day Earth Stood Still Trailer"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

gün hakkındaki yazılar:

Trafik polisi her sabah olduğu gibi işe gitmek için yatağından kalktım.Eşinin hala uyuması ve kahvaltı hazırlayacak gibi durmaması hafif bir asabiyet yarattır.Güne nasıl başlarsanız öyle gider diyen burç yazarlarına tama etmeyen arkadaşımız bunun bir anlamı olmadığını düşündü.

Yüzünü yıkamak için kalkacaktı ki ayaklarının çarşafa dolandığını gördü gece fazla dönmüş bütün çarşaf adamın ayaklarında 4 5 tur sarılmıştı.Kurtulma uyku sersemliğide üstüne eklenince adeta bir işkenceye dönüştü.Yaklaşık 5 dk çarşafla uğraşam polis memuru arkadaşımız bu esnada karısını ve hatta 3 yaşındaki çocuğunu bile uyandırmıştı. Üniformasını giyerken gömleğinin düğmelerinden bir tanesinin dolaba asarken yırtıldığını hatırladı.Allahtan en alttaki düğmeydi ve pantolonun içine girince bir sorun olmayacaktı.Bu sıcakta da pantolonun içine gömlek mi sokulurdu?Buna diğerleri kadar sinirlenmedi ve pantolonunu giyip kravatını takıp evden çıktı.

195 ahkam var

Herhalde herkes ya bir şekilde işini yetiştiremediğinden ya da haftasonu tatilinin kısalığı yüzünden düşünmüştür: bir hafta neden yedi gündür? Niçin sekiz, dokuz, vs. değildir de illa yedidir?

Gün, ay ve yıl kavramlarını açıklamak isterseniz, bunlar astronomik birimlerdir ve fizik ile açıklanabilirler. Yani gün dediğimiz şey Yer’in kendi ekseni etrafındaki dönüşünün süresidir. Benzer şekilde ay Dünya’ya göre Ay’ın, yıl ise Güneş’e göre Yer’in tur süreleridir. Peki bu matematiksel niceliklerle tek ortak paydasının gün olduğu hafta kavramı da ne oluyor ve niye periyodu yedidir?

\

Ama yedinin serüvenine geçmeden önce hafta kelimesini ve kavramın kendisini de biraz irdelemek lazım. Semantik kökenine baktığımızda, Türkçe’de erken örnekleri 14. yy’a kadar takip edilebilen ‘hafta’ sözcüğü aslında Farsça’da yedi anlamına gelen ‘haft’ (heft okunur) kelimesinden türetilmiştir. Bu sözcüğü de ilk kez Avesta’da, Zerdüşt’ün dörtlüklerini topladığı ve kullandığı Hint-İran diline de adını veren kitapta görürüz (yani nereden bakılsa 3500 yıllık bir sözcüktür).

Bizim coğrafyamızda izi kolay sürülse de batı dünyasında bugün kullanılan ‘week’ kelimesine ulaşılması daha bir çetrefillidir. Kesin olarak bildiğimiz Romalılar’ın yüzyıllarca hafta kavramı olmadan gayet mutlu mesut yaşadıklarıdır. Fakat ne zaman Roma Ordusu 1. yy civarında Zerdüştlüğün bir mezhebi olan Mitraizm’le tanışmış, hafta kavramıyla beraber diğer kültürel öğelerini de benimsemeye başlamıştır. Ancak Romalılar’ın hafta kavramından pek haz aldıkları da söylenemez. Öyle ki bu kavram için kullandıkları kelimeler öylesine ve alelade sözcüklerdir. Bir süre ‘hebdomas (yedi gün)’ (Eski Yunanca hepta-'dan türetme) bir süre de ‘septimanus (yedi kat)’ (Latince septa-'dan türetme) demişlerdir. Yeri gelmişken ekleyelim, hafta anlamına gelen ve bugün hala kullanılan Fransızca ‘semaine’ ve İspanyolca ‘semana’ yine septimanustan türetilmişlerdir.

Mitras Rölyefi
Mitras Rölyefi

16 ahkam var
\
Astrolojiye inananlar var, inanmayanlar var biliyorum ama bu bilgiyi dikkate alın, ne kaybedersiniz ki?

Alman Bild Gazetesi’nin astroloğuna göre bugün TSİ 12.28’ten itibaren dünya, astrolojik açıdan yılın en iyi ve şanslı dönemine girecek. Bu şanslı saatlerin ne kadar süreceği de ilgili linkte bilgi olarak verilmiş durumda...

Belki uzunca bir süredir devam eden küslükler sona erer, sağlık ihtiyacı olan birisi hiç ummadığı bir ilerlel kaydeder belki de, kim bilir? Ya da yeni başlangıçlara merhaba denilebilir...

Umarım hepimiz bu pozitif durumdan bir hisse elde ederiz!

97 ahkam var
tuttum
7

baba

\
Dağ gibiydi, taş gibi ,dünyaya hükmeder gibiydi, aleme ben de varım diyenlerdendi, çok koşardı,çok yürür, çok çalışır, çok hırslanırdı.Yakışıklıydı , etrafını parasına ve yüzüne gülen çok kadın sarmıştı iyi günlerinde.Işıltılı günlere hayrandı, ışıltılı sevmelere... Parlak günlerin insanıydı...Sönmüş yıldızlar onun harcı değildi zaten...Zamana kandı, hiç bitmeyecek sandı, hep aynı kalacak... Evinin duvarlarına kendi resimlerini sıraladı boy boy, askerlik resimleri, gençlik resimleri, taptığı babasının resmi, vesikalık mustafa resimleri...Duvarlara sıraladığı kendi resimlerine hayrandı, kendine, başardıklarına, yapabildiklerine, yaşayabildiklerine deliydi...

Çok sevilirdi etrafındaki insanlar tarafında bir ayrı cephe oluşturmuştu , bambaşka bir kişilik sergiliyordu dışarda...Evinin dışında adam gibi adamdı çünkü... Saygınlığı parası olduğu sürece vardı hep.Ayaktayken hiç dostsuz kalmamıştı, kardeşleri, sevenleri çepeçevre sardıkça büyüdü, büyüdüğünü sandı, ben kralım derdi... Kendi krallığını kurmuştu küçük akdeniz ilçesinde, bencil yakınları arasında, kendince bir krallıktı.Kral olduğunu sandı, halbuki herkesin gözünde madeni bir madde olduğunu göremedi... Evinde de olmaya çok çabaladı, ama sadece bir aslandı, kükremesinden korkulan, asla başı okşanmayacak... Korkutmanın, ürkütmenin sevgiyi getireceğini sandı yıllarca.... Aslında hiç tebası olmayan bir kraldı, bilemedi...

6 ahkam var
Etiketler: , , , , , ,
orta asya gezisi ve 34 harfli alfabe isteği
orta asya gezisi ve 34 harfli alfabe isteği
Uzak bir geleceğin hayali , Bu durum çok zordur. Bir Türkiye Türküne yıllardır , yazıdığı kelimeleri başka şekilde yazmasını öğretmek çok zor olacaktır (Bu durum ancak devrimlerden sonra görülür).Önemli olan dilden önce histe birlikteliktir. Şimdi o coğrafyanın haz aldığı yapmayı hoşlandığı şeylerden bizim pek hoşlandığımız, aynı şeylere gülüp kızdığımız söylenemez, ortak bir yaşam algılamamız olduğu zannetmek ancak o coğrafyada yaşamadan Türkiyeden Türkistan hayali kurmaktır. Yine de bu durum güzel bir zihin hareketidir. Beklenen sonucu doğurmasa da yeni açılımlar ortaya koyacaktır. Hayırlı uğurlu olsun!
Ve hatırlamak gerekir bu proje Turgut Özal zamanında ortaya atılmıştı hatta finansman seviyesine kadar projelendirilmişti. Ömrü vefa etmiş olsaydı belki devre girecekti. bu projenin çok uzun zaman alacağının bir belirtisi ise en son azerbaycanda türkçenin yasak olmasıdır.
6 ahkam var

Yarın hiç gelmiyor. Her merhaba diye karşıladığım gün aslında dün yaşayıp bitirdiğim gün. Yarın hiç olmuyor. Aynı şeyleri yaşıyorum her gün, yarın hiç olmuyor. Çünkü yarın ben seninle olacağımı düşünüyorum ve hiçbir yeni doğan güne gözlerin renk katmıyor. Demek ki tanrım… Demek ki yarın hiç olmuyor…

Taze aşklar aradım, taze aşklar yaşadım. Bir çok umutsuz fırtınama liman aradım. Yeni yarınlar yaratmak istedim; belki de bu günü sonlandıra bilecek yeni sesler aradım içimde yankılanacak, ama hepsi içimdeki doldurulmaz boşlukta yok olup gitti. Ama gün bitti, gece bitmiyor. Ve inan sevgili yarın hiç olmuyor.

14 ahkam var

Biliyormusun her gün birbirinin aynı. Sabah uyanış 15 dakikada hazırlanış, evden çıkış, 10 dakika durağa yürüyüş, 10 dakika iş yerine varış. Hiç şaşmıyor. Akşamüstleri 6'da işten çıkış, eve varış, bir kaç lokma istemeden birşeyler atıştırma, hiçbir şey yapmama isteği, internetin başına geçiş ve senin gelmeni bekleyiş süreci. Bazen sevdiğim dizilere bile göz ucuyla şöyle bir bakış ama kapatış. Seyretmeyi istememek. Taksim'de dolanmayı istememek.. Kimseyle buluşmayı, gezmeyi istememek, gidebildiği yere kadar gitsin deyip ekebildiğince ekmek insanları. Bazen farklı durumların ortaya çıkması, şofbenin bozulması, tamirci çağıracak zamanlamayı tutturamamak, 3-4 gün yıkanamadan pasaklı pasaklı oturmak ve 'şimdi o burda olsaydı, yardımıma koşardı' demek içimden, telefonun ucundan senin duyulan sesin ve 'bak oradayken bilemedin değerimi' deyişin, bu şakanın gerçekçilik payı, senin beni aslında kırmak istememen ama benim aslında doğruları söylüyor olduğunu bilmem.. Pişmanlık haykırışları içimdeki, yapılan hatalar yüzünden. Belki de bunlar yüzünden sabahların köründe kalkıp seninle konuşmalar, saatler geçirmek bilgisayarın başında gözlerim çapaklı çapaklı, sırf yüzünü görebilmek için.. Defter tutmak, her geçen güne çizik atmak, kendimi avutmak, kabul ediyorum, kandırmak. Hala bir işim olmasına ve para kazanmama sevinmek çünkü sebebini bilmediğim halde yatırım yapmaya çalışmam..Aslında kendime bile itiraf edemediğim ikimize dair gelecek beklentileri için para biriktirişim ama asıl bunu SANA hiç söyleyememem.. Belki kızarsın, belki hayallerime katılmazsın diye ama belki söylesem bir bütün olacağız hayallerimin içinde.. Ama biraz daha zaman geçsin. Sen biraz daha dünyaya hükmeden ülkede, herşeye gülen çekik gözlülerin arasında,hayat pahalılığının ortasında, az harcamalıyım derken hergün 15-20 dolar harca ve fast food çocuğu ol, ben de burada sensizliğin anlamını daha bir anlayayım ve hatalarımdan dersler alayım, işte o zaman belkide ortak noktada buluşup birlikte hayal kuracağız.
Ve belkide bize bu gerekiyordu..
Birbirimizi özlemek..
Belkide tek ciddi sorunumuz buydu..
İnsan sorunları aşar, günler geçer ve biz kendi gerçeğimizi buluruz, bizim için DOĞRU olanı anlarız ve bu sefer vazgeçmeyiz..
Gereken tek şey zaman..

20 ahkam var
1 2 3 4 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu