Yıllar önce, Ankara'da yaşamaya başlamadan önce, bir şekilde 1 aylığına Ankara'da kalmam gerekmişti. Bilmediğim bir şehirde kaldığım zaman hep yaptığım şeyi, o zaman da yaptım : Kaldığım yeri merkez olarak alarak, yürüyerek, bulabildiğim tüm sokaklara girip çıktım.
Süre uzun ve mekan da Ankara olunca bu "kaldığım yeri merkez alma" durumu giderek genişledi, edinilen bir Ankara haritasıyla, gece geç ve sakin saatlerde arabayla bile bir sürü yeri dolandım. Gündüz muhabbetlerinden adını duyduğum yerleri keşfettim, Sakarya'da "selam ağabey, aynısından mı ? " diye müdavim kabul edildiğim bir barım bile oldu hatta :)
son hafta sonu
son zaman tek odada,
dokunuşlar sadelik, içtenlikle
izmaritler benden taraf
meyve kabukları ondan.
kırmızı iskender—gümüş çekirgeler—almanya
yağmuru—kıvılcım nereye gidiyor?
dedem beni korkuttu güncesi—eroin hikayeleri—yararsız
diyordu—zerdüşt böyle bir adam
ondan birkaç parça eşya kaldı; bir çakmak, bozuk para,
sevgilisiyle gittiği sinema biletleri ve bir parça
kalp; bir de ailesine, kilisede tanrıya adamaları için
bir tutam saç.