Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "100 Çok iyi Kağıt model ve oyuncaklar"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

gürültü hakkındaki yazılar:

Gürültüyle olan ilişkimiz içimizde bir yerlerde hazır ve nazır durumdadır sessizlik der rutin işlerimizde

gürültü yaparız

kulağımızın hoşumuza giden seslerle uyarılmasını isteriz korkunç veya çirkin sesler yerine kadife

yumuşaklığını kulaklarımızı aracı eder beynimize yollarız .İşte bu noktada gürültüye alışkın biriyseniz

çevrenizden gelen gürültüye duygusal tepkiyle yanıt verir öfke gösterisi yapar gürültüyü siz ele geçirirsiniz

oysa istediğiniz sessizlik değil miydi ? Yok hayır alışık değilseniz zaten sessizce oradan uzaklaşırsınız

2 ahkam var
tuttum
6

Gece

Gece, sokaktaydım, yanımda bir arkadaşım vardı. İnce bir çığlık içimde yankılanıyor ve sanki beni cehenneme çağıran kutsal bir çalgı sesiymiş gibi anlaşılmaya çalışıyordu. İnsan gürültüleri, homurdanmalar ve anlaşılamayan konuşma sesleri medeniyetin içinde olduğumu hissettiriyorlardı. Bunun dışında tamamen rahatsız ediciydiler. Başım ağrıyor ve yalnızlığımı özlüyordum. Görüntüler aklımda anlam kazanıyordu. Çoğu birbirine girmiş imgelerden oluşan bu dünyanın görsel dalgalarında, rasgele görüntü hareketlerini daha önce görmüş olduğum imgelerle ilişkilendirip, onları kafamda oluşturduğum kategori kutucuklarına yerleştiriyordum. Bunu istem dışı yapıyordu aklım. Hissediyordum…

4 ahkam var
Etiketler: , , ,
\
Dün gece yağmur camımı vururken, sesi dinledim. Cama yaklaştım, sokak karanlıktı. Yanan lambanın ışığı, geceyi aydınlatmaya yetmedi. Lambanın altında bavuluyla bekleyen birilerini hayal ettim. Bu yağmurda üşürse, korkarsa, ıslanırsa sığanacak evi var mıdır? Yağmur ilk başta yavaş, sonra hızlı yağdı. Cama çarptıkça, sesler arttı. Camı başımı yaslayıp sokağın yalnızlığına baktım, baktım, baktım. Herkes perdelerini sımsıkı kapatmış, bakmaya korkuyordu. Benim gibi meraklı, hafif aralık perdeden bir yüz......Kime bakıyor? Ona el sallıyorum, içeri kaçıyor. Utanıp, perdeyi çekmeye çalıştım. Onu gördüm, geri geldi. Perdeyi iyice açtı ve karşılıklı uzun bir zaman bir birimize baktık. Buğulu cama nasılsın yazıyorum, el kol işaretleriyle anlatıyorum. Gülümseyen bir yüz çiziyor. Sonra kollarını soğuk dercesine kapatıyor. Hava sıcak, acaba evi mi soğuk?????

Bir dakika diyerek içeriye gidiyor. Uzun bir zaman gözükmüyor. Babam bu hallerimi görse, camdan cama gecenin bir vakti; bir erkekle konuştuğumu bilse beni öldürür. Uzun bir zaman aralığından sonra ortaya açıktı. Pencere camına elmaya benzeyen bir resim çizdi. Elinde meyva, onu yiyor. Başını eğerek cama yasladı, oradan bana bakıyor. Çok güzel bakıyor. Çok arkadaşça bakıyor. Çok içten....... Dakikalar geçtikten sonra, sesi birlikte dinledik. Başıyla yağmur sesiyle dans ediyor. Belki evinde müzik açık, onu dinliyor. Esneme işaretiyle, babamlara yakalanırım korkusuyla el sallıyorum. Karşı apartmanın 5. katındaki daire. Beynime kazıdım.

23 ahkam var
\
\

Yazıma başlarken;
Yazımı hem sizin de aynı durumdan mustarip olduğunuz zannıyla bir paylaşım içgüdüsüyle ve ayrıca da bu platformda bu konuyla ilgili teknik bilgiye sahip insanların olabileceği ve bana bilgi verecekleri umudu ile yazıyorum.

Bunu sadece bir kanal yapmıyor, tüm televizyon kanalları bunu nedenini anlayamadığım bir sebepten yapmaya devam ediyorlar.

Olay şu; bir dizi, bir film veya herhangi bir tartışma programı veya bir haber bülteni reklâm arasına girdiğinde televizyonun sesi inanılmaz şekilde yükseliyor…

174 ahkam var
Doğru yönü seçmek bu kadar zor mu?
Doğru yönü seçmek
bu kadar zor mu?
Bu hayatta insanların daha mutlu ve huzurlu yaşamalarını sağlamak için yerine getirilmesi ya da dikkat edilmesi gereken çok da fazla kriter yok aslında. Hem sayı olarak hem de zorluk derecesi olarak..

Peki ne bunlar? Adalet, mantık, saygı, hoşgörü, dürüstlük. Bu kadar ya! Neden yok peki bu kavramlar hayatımızda ya da neden azlar? Ve bunları düşünüp düşünüp deli olan, kafayı yiyen tek ben miyim diye soruyorum kendime.

7 ahkam var

Bu aralar canım çok fazla sıkılıyor. Kendimi oyalamak için çok şey yaptım ama olmuyor. Önce klişe yöntemlere başvurdum. Televizyonu açtım.Zap yapmaya başladım. Gaffur, Burhan ve Ajdar beni ziyadesiyle güldürdüler. Sonunda sıkıldım. Tartışma programlarına baktım biraz. Hrant Dink'e sövüp sayanlar, Orhan Pamuk'a laf atanlar midemi bulandırdı. Daha gayri ciddi bir tartışmaya takıldım bir süre. Birileri çocuk yetiştirmekten bahsediyor. Herkez "topluma yararlı birey" lerin nasıl yetiştirilebileceğini çok iyi biliyor. "Demek ki bu doğuştan bilinen bir şeymiş" deyip kanalı değiştiriyorum. Bir başka tartışma daha. Bekaretten bahsediyorlar. Basmakalıp iki cümleyle program yapmaya çalışıyorlar. Zaten konunun temeli bir dizideki tekliften kaynaklanıyor. Dizi? Evet biraz dizilere takılabilirdim. Ama ne oluyor anlamıyorum. Anneannemlerde olmadığıma göre bu kanalların hepsi Antep'in yerel kanlları olamaz değil mi? O halde neden hepsi ya Antep'li gibi konuşmaya, ya da Antep yemekleri yapmaya çalışıyor. Antep yeni mi keşfedildi? Altı bin yıldır yok muydu bu şehir? Sıkılıyorum yine. Zap yapmanın bu gün beni eğlendiremeyeceği kesin.
Belki biraz kitap okumalıyım. Kitaplığı karıştırıyorum. Okumadıklarımın arkalarını, önsözlerini kurcalıyorum. Yusuf Atılgan'ın "Anayurt Oteli" Zebercet'in gündüz düşleri de sıkıntımı alamıyor. Sayfalar sayfalar akıyor ama içimde hala o sıkıntı.
Biraz internette gezinmek işe yarar umuduyla açıyorum bilgisayarı. Bir hanım ve bir bey seksen sonrası kuşağın ne kadar andaval olduklarını birbirlerine anlatıp "haklısın mirim, bunlar adam olmaz", "ay ne demek asıl sen haklısın bunlar o cumhur-u reisin defoluları, ne beklenir ki?" diyor. Yine sıkılıyorum.
Azıcık gündemi okumak istediğimdeyse her sitede kimin Ermeni, Kimin Kürt olduğu, satadyumlarda kimin kime koltuk fırlattığı yazılıyor. Okuyorum. Sıkılıyorum.
Kendime gündelik bir meşgale arıyorum. İşte bir parça kumaş .. Bunun orasını burasını kesip bir şeyler dikebilirim deyip başlıyorum. Dikiş makinası bozuluyor. Canım sıkılıyor.
Belki biraz ders çalışsam sıkıntımı alır. Ders çalışmak hep sıkıntı verecek değil ya. Açıyorum kitabı. Onlarca soru çözüyorum. Sıkılıp soruları başka yollardan birer kere daha çözüyorum. Bu da sıkıntımı almıyor.
"Evdekilerin keyfi iyi mi acaba?" düşüncesiyle ufaktan yanlarına sokuluyorum. Annem yine kredi kartlarından ya da iş yerinde ki müdürüyle çekişmelerinden bahsediyor. Ona hissettirmeden yanında ayrılıyorum. Çünkü sıkılıyorum.
Kardeşimin yanına uğruyorum. Benim bir kaç saat önce boş bıraktığım bilgisayar masasının karşısında kahkahalrla gülüyor. Umutlanıyorum. Uzaktan ekrana bir göz atıyorum. MSN 'de sevgilisiyle konuşuyor. Beni de dahil edecek değiller ya. Ben de odadan çıkıyorum.
Özlediğimi farkedip sevgilimi arıyorum. "Onkoloji bugün yoğun, gece seni ararım" diyor. Geriden ağlama sesleri duyuluyor. Sinirlerim bozuluyor. Kapatıyorum telefonu.
Giyinip dışarı çıkmaya karar veriyorum. Köşedeki bakkaldan bir paket sigara alıp eve dönüyorum. Daha asansöre bindiğim anda skılmaya başlıyorum çünkü.
Eve dönüyorum, yeniden bilgisayarın karşısına geçiyorum. Serbest köşenin serbestisine bir şeyler yazıp yazıp vazgeçiyorum.
Malesef bana özgü değil bu duygu. Bir çok kişinin sıkıldığını, gerildiğini biliyorum. Yapılabilecek öneriler istemiyorum. Sadece biraz huzur istiyorum. Hani güzellik yarışmalarında taç giyen kızlar kadar rahat dileklerimi sunmak istiyorum. "Dünya barışı sağlansın, açlık sona ersin, küresel ısınma önlensin........"
Bunların hepsi klişe dilekler olarak kalacak ve ben daha günlerce aylarca sıkılmaya devam edeceğim galiba....Öğrendiklerim hiç bir işe yaramıyor.........

5 ahkam var

Üstad Prof. Dr. Cevat Çapan demiş ki : "Bir yaradılış durumu bu galiba. Çok farfara bir şiire inanmıyorum. Fakat okuduğum şairlerden öğrendiğim şeyler, benimsediğim tutum ve dünyaya hem tutkuyla hem de serinkanlılıkla bakıyor olmam bu dinginliğin sebepleri sanırım. Ancak şiirlerimde politik öğeler de var. Ama bu politik ögeler biraz ironik olarak ortaya çıkıyor. Politikanın insanları hallaç pamuğu gibi attığı dönemlerden geçtik. Yaşanan acıları kristalize ederek yansıtmak daha uygundu bence. Fazla gürültücü bir şiir, benim çok onayladığım bir şiir değil.”

1 ahkam var

Bu yaratık mazlum, sakin, kendi halinde, uyuşuk değil miydi??

Çiçeklerime el atan, telefon kablosuyla oynayıp düşüren ardından kaçan, duvarda duran tablolara dahi atlayan, hatta uzanamadığı için perdeye tutunup merdiven icat edip öyle tablolara zıplamayı akıl eden, gölgelerle oynayan, kanepenin en uç yerinde kuyruğunu yakalamaya çalışan, severken afacanlığından eli ısırmaya çalışan bir afacan bu!

Bir yerde yanlışlık mı var? Daha önce bombay kedim vardı. Tam bir vahşi orman hayvanı olabilecek kadar hareketliydi. Şimdi o kadar hareketi çekemem dedim en uslu hayvanı aldım sandım. Sandım.

0 ahkam var

futbol hiçbir zaman ilgimi çekmedi ve bir kaç takımın renkleri dışında fazla bir bilgim de yok. akşam bir takım korna sesleri ve tezahüratlar duyulmaya başladı. mümkündür fenarbahçe stadının yakınları buna alışık herkes fenerbahçeli burası fenerbahçenin kalesi ne de olsa. gece saat 23 olmasına rağmen hala arabalara doluşmuş bağırmaktan sesleri kısılmış insanlar bayraklarla arabaların camlarında bir birilerine tezahüratlar yaparak kornaları susmadan... işin benim gibi bu kadar dışında olduğunuz zaman elbette bu size fazla keyif vermiyor ve hatta hatta gürültüden rahatsız olup her kornaya içten ama sessiz bir küfür salladığınız da olabilir tam bu paralellikte bir gece yaşayacakken aklıma geldi evet ya neden olmasın ? neden biz de bu etrafta hazır dolaşan heyecan ve sevinç varken dışarı çıkıp insanlarla bir ortak yön ve duygu paylaşımı adına az da olsa bir iki bağırmayalım. seslerimiz kısılana kadar bağırmak gibi bir kural yoktur heralde. neyse aldık iki tane sarılacivert birşey, birşey diyorum çünkü bu konuya uzak olduğum için naylondan yapılmış uzun neden çift kat olduğunu eve dönerken anlayabildiğim içini hava ile doldurulduğunda uzun bir balon haline gelen nesnelere ne denildiğini bilmiyorum neyse işte aldık onlardan başladık yürümeye yavaştan ne yapacağımızı daha tam olarak kestiremediğimizden birilerini görsek de biz de onlar ne yapıyolarsa öyle başlarız düşüncesiyle yanımızdan geçen arabalar tam geçerlerken kornalara basıp bağırıyorlardı biz de onlara bağırdık baktım ilk deneme süper hiç de zor değilmiş rahatladık sonta bir araba yanımızdan geçerken -sarı !!! diye bağırdılar camdan sarkanların hepsi son nefeslerini verirlermiş ve bizim de bağırmamız gerekiyormuş gibi bakarak ben de bağırdım -sarı!!! sonra anladım ki benim lacivert diye bağırmam gerekiyormuş ondan sonraki bütün sarı diye bağıranlara doğru cevabı verdim bu da iyidir hem bilmemek değil öğrenmemek kötüdür değil mi ? işte böyle biraz daha yorulup eve doğru yürümeye başlamışken bir adam durdu yanımızda ve sordu - kaç tane attı fener? eyvaaaah kaç tane attı fener ben nerden bileyim kaç tane atması gerekiyorsa o kadar atmıştır abi., diye cevap verirsem de olmaz diyecek bir şey bulamadan hemen orda çözüldüm ;
- ya valla ben aslında futbolla hiç ilgilenmem ve anlamam da şey yani bilmiyorum . adam inanmadı bir daha sordu. işte böyle bilmediği herşeye burnunu sokmaktan vazgeçemeyen biri oldum zaten hay beni .... derken yanımdaki cevap verdi :- 4!. adam teşekkürler dedi ve gitti. ben sordum -ulan hani sen de hiç anlamıyordun bilmiyordun ? -evet hala öyle ben nerden bileyim fener kaç tane atmış. salladım. fener atıyor da ben atamaz mıyım yani attım. fenerbahçelileri kutlarım mümkünse biraz daha sessiz... shhhhhh...

2 ahkam var

gününün neredeyse tamamını bilgisayar başında geçiren, masaüstündeki ikonları vitrindeki kahve fincanları kadar benimsemiş olan ben yıllardır bana yarenlik eden i mac'imi bırakıp kahrolası PC'ye, microsoft XP zımbırtısına geçtim. eskiden çalışırken bilgisayarım gürültü yapıyor zannederdim meğer gürültü neymiş bilmiyormuşum. nedir kardeşim bu kablo eziyeti. mauseu taaa kasaya bağlamak hangi zihnin eseri? neyse ki programın eli yüzü düzgün. Bu internet yüzünden oldu herşey. mac olunca konuya tam olarak hakim olamıyorsun. Bir sürü uyuşmazlık çıkıyor. yeni yıla yeni sistem. bi format da kendime atsam hiç fena olmayacak.

6 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan gürültü yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu