O kız ki, sesi karanlık bir odada kendi gölgesini arayan bir mum alevi... bakışları duman, sönmekte olan bir sigara...
İrem diye üç kez fısıldadılar kulağına, dünyaya hoş gelmişti. Mutluluk, çoğu duygudan sonra ortaya çıkardı o zamanlar. Belli bir karışımı yoktu ama olmazsa olmazları vardı. Güven belki dedesinin ismiydi. Güven duyamıyoruz diye yaratıyorduk, bizi yaratandan en büyük farkımız buydu. Bazıları kelime, bazıları nota, bazıları ikisini, bazen ikisi de yeterli değil güven tazelemek için... başımızı kaç farklı göğse dayadık ki? Güven değişken olabiliyordu hem başkalarında arıyorduk hem de eskisini arayabiliyorduk. Bizler, yaratınca birşeyleri acayip mutlu oluyorduk. İrem de öyleydi, belki Cennet değildi ama yaratan için sığınaktı, yaratan büyütecekti hatta çoğu kişi onu büyütmek isteyecekti, onu olabildiğince mükemmel yetiştirmek isteyecekti çoğu kişi... İrem' e değecekti, İrem değerini bilene kadar...
Sabahın körü gözlerimi açamıyorum daha.Bu nereden çıktı şimdi demiyorum çünkü günlerdir beklediğim,olmasını çok önemsediğim ve çok uğraştığım seminer günü bu sabah.Ankara'dan geldi hocalarımız.Ben çok heyecanlıyım nasıl olacak nasıl becereceğiz bu işi.Seminer yeri her zamankinden farklı bu kez.Yerler halı serili.Her taraf pırıl pırıl.Ayakkabılarımız çıkarıyoruz girerken.Kafamda sayısız soru işareti var.Ne olacak?
Sanırım bir tanışma faslı başlar şimdi derken hocamız giriyor içeriye.Yirmi kişiyiz hepimiz.Bir günaydın arkadaşlar sesi.
-Hepimiz ayağa kalkıp bir daire oluşturabilir miyiz?
Hayda bu nereden çıktı şimdi.Bir tanışıp kaynaşsaydık olmaz mı?
Güvenebilmek hemen yanıbaşımızdakine.Yaslanabilmek....
İki kaplumbağa çölü geçmeye karar vermişler.On yıl kadar yürüdükten sonra artık susuzluktan ölecekler,dermanları kalmamış ki.. bir su matarası görürler
-Oh be suyu bulduk ve ölmekten kurtulduk.
Bakarlar bir heyecanla mataradan su içecekler ama matara boş.Binbir küfür dillerinde ,atarlar matarayı oraya yollarına devam ederler.Aradan 8-10 yıl daha geçer ama gerçekten susuzluk perişan etmiştir onları.Derken.... bir su birikintisi görürler uzakta
-Hah suyu bulduk şükür Yarabbi.
-Dur dur bu suyu içmeyelim daha uzun yolumuz var.
-Eee ne yapacağız-Bu suyu bir kaba dolduralım
-İyi de kap nerede?
-Hani gömüştük ya yıllar önce bir matara.Birimiz gitsin onu alıp gelsin.-Ooo iyi e kim alıp gelecek?
-Ben alıp gelirim ama bir şartla
-Nedir şartın?
-Ben gelene kadar bu sıudan içmeyeceksin.
Zamanda o güne yolculuk...
KADIN: BİR SONDAN ÇIKMIŞ KALBİMLE YIKIK BİR ŞEHİRİM
ADAM: SONU OLMAYAN BİR YOLUM
KADIN: HER ŞEYİN BİR SONU OLMALI BENCE…
ADAM: SONU OLAN HER ŞEY BİTER. BEN BİTMEZLERİN BAŞLANGICIYIM.
KADIN: HİÇBİRŞEYE GÜCÜM YOK. NEFES ALIŞ VERİŞLERİM DÜZENSİZ.
ADAM: BEN NEFESSİZ YAŞAMIM. BENİM DÜNYAMDA KENDİNİ DEĞİL BENDEKİ SENİ DÜŞÜNÜRSÜN.
KADIN: SENİN BAŞLANGICIN NEYİN SONU?
ADAM: UMUTSUZLUĞUN SONU…
KADIN: SENİ ŞİMDİLERDE ANLAMAMA RAĞMEN SENİN YANINDA KENDİMİ ANLIYORUM.
Aşk, güvenmektir biraz da. Arkaya doğru, tereddütsüce, biran olsun geriye doğru bakmadan bırakıvermektir kendini. Bilirsin. Düşmeyeceğinden eminsindir. Seni usulca, sarsmadan, bir yerlerini incitmeden tutacak birinin varlığını duyumsamaktır aşk.
Tanıştırıldık. Kaynaştırıldık bir kış gecesi. Zaman şekillendirdi seni, beni...Belleklerde hatırı sayılı bir yere kondurduk şekillerimizi.
Kışın hakkıyla yaşandığı bir geceydi. Yağmur, sanki içeriye, odama girmek istercesine çarpıyordu pencerelere. Yol yol olup akıyordu camlardan damlalar. Sonra sahiden, saçlarının arasına saklanıp damla damla girdi odama.
Yalan söyledim, hem de hepinize…..
…İşyeri merdivenlerini inerken, ilk kez hevesle inmediğimi fark ettim. İnmesem de olurdu. Hatta bugün tam altı da çıkmasam da olurdu. Oyalansam olurdu.. Çıktığım an seninle buluşmayacaktım, buluşamazdım.
Barbaros’tan aşağıya kendimi vurduğumda kendimi bir film karesinde zannettim. Karşıda beni zerre kadar mutlu etmeyen boğaz manzarası..Müzik dinliyor, seni düşünüyor ve ağlıyordum. Gözyaşlarım yanaklarımdan geriye doğru süzülüyordu, boynuma bile akamadan rüzgarın etkisiyle savruluyordu. Ne kadar yavaş yürümeye çalışsam da yokuş aşağı kolay olmuyordu bu. Eve gitmeyi en istemediğim zamanlardan biriydi. Her gördüğüm kedide sen geldin aklıma, şimdi o olsa dayanamaz severdi dedim. Yoktun.
Bugün gerçekten ilk yalnız kaldığım gün oldu ve olacak.
Eve geldiğim an nefesim kesildi, anahtarları düşürdüm, bazı süslü püslü şeyler yerlere saçıldı, toparlamayacaktım ama yine de hiçbir şey kolay kazanılmıyor dedim.
İnan aç bile değilim. Bir şeyler yemem gerektiği için yiyeceğim birazdan. Uyumam gerektiği için uyuyacağım. Sokaktaki gözyaşları dikkat çekmesin diye çok uğraştım.Evdeki ağlama krizini çabuk atlatmaya çalıştım ama evimde kalan eşyalarını gördüğümden kolay olmadı bu .. Uzun bir süre olmayacaksın şimdi sevgilim. Yürütmeye çalışacağız aşkımızı kıtalar arası.. Olacak biliyorum..
Ben yalan söyledim, hem de hepinize..
Yalnızlıkla ilgili bir sürü yazı yazdım bundan önce, attım tuttum, yaşamışım gibi anlattım. O yalnızlık değilmiş. Bir başına kalmak buymuş. Yalnızlık, derdini ve mutluluğunu, istediğin an telefon açıp ta sevdiğine anlatamamakmış. Yalnızlık sahte olduğu zaman süslü cümlelerle sayfalarca yazdıran, gerçek olduğunda anca bu kadar cümleyi bir araya getirebildiğiniz durummuş..Dolayısıyla size yalan söylemişim…
Özür dilerim..