Keklendim...
Evet, yanlış duymadınız ben, çevresinde uyanıklığı paranoyaklıkla harmanlamışlığıyla tanınan ben , kek – len – dim ….Hem de kelimenin her iki anlamıyla da keklendim..
Nasıl mı ? şöyle izah edeyim;
Ben şu yalnız kalma fobisi olanlardanım ve okul yıllarından kalma bi alışkanlıkla koloni halinde yaşarım. Yine bir hafta sonu bir arada olalım kararıyla bir küçük tabur insan buluştuk birimizin evinde.. Hiç yaptığımız şey olmamasına rağmen akşam çayları ocağa konuldu, kekler, börekler falan pişirildi.
Normalin dışında gelişen bu olaylar karşısında aklımdan ‘’hayret, neden çay acaba? Neden her zamanki gibi hepimiz birer bira açmıyoruz ya da kardeşimin en son seyahatinde getirdiği iki şişe tekiladan birini patlatmıyoruz ki’’ diye geçirmeme rağmen bunu bi heves olarak nitelendirdim ve aldım çayımı oturdum baş köşeye..İkinci bardağımla kekim de geldi.Herkesin ki sade olmasına rağmen benimki çukulata sosluydu.Sorduğumda arkadaşım böyle sevdiğimi bildiğinden benimkini ayırdığını söyledi.Hoşuma gitti.’’Beni bu kadar iyi tanıyan insanlarla takılmak ne güzel’’ dedim.
Kekin tadı biraz değişik geldiğinde ‘’mahlep’’ li olduğunu söylediler. Bu ‘mahlep’ denen şeyin neyin nesi olduğunu anlamadım ama mutfakla pek aram olmadığından buna da şaşırmadım.Üstüne üstük bu ‘’mahlep’’ in keki bozduğunu düşünsem de regl döneminde ihtiyaç duyduğum tatlı yı ihtiva ettiğinden ikinci dilimi de löpür löpür götürdüm..
Hanımlar?..
Manikür ve pedikürle aranız nasıl? Tırnaklarınıza yeterince özen gösteriyor musunuz? Bakın ilk bahar geldi bile. Bir de baktınız yazın ortasındayız. Eller ayaklar ortada olacak birden. ııııhh ııhhh... cık! olmaz öyle bakımsız bakımsız ortada dolaşmak.
Estetik görünmek sizin için önemliyse yapacak o kadar çok işlem var ki say say bitmez. Hem zaman hem para gerekli. Aslında evde kolay yöntemlerle de başarmak mümkün. Size manikür pedikür dersi vermeyeceğim tabii. Uç noktada örnekler sunmak istiyorum. Meraklısı vardır mutlaka. Bu fotoğraflar erkeklerinde dikkatini çekecek cinsten. kimi fotolar dehşete düşürecek kimi göz okşayacak nitelikteydi sizin için en uygunlarını seçtim bilesiniz bu iyiliğimi de unutmayınız lütfen... Kızdırırsanız eğer koyarım bir kaç dehşetengiz tırnak, uyuyamazsınız geceleri... her şeyin azı karar çoğu zarar diyorum (benim için) ve....
buyrun bakalım...
Affetmeyi bilmek, kin ve nefret olgusuna meydan tanimamaktir. Affetmeyi bilmeyen insan kin, ve nefret duygusu ile dolar. Bu ise tüm hastaliklarin baslangicidir. Insan icinde yasadigi duyguyu disari vuramaz, icine atarsa o insan bir gün mutlaka ya basagrisi, ya da mide bulanmasi gibi seylerle karsilasir. Bu, duygunun agirligina göre degisir. Eger yasadigi olumsuz gelismeler fazla yogun olur, o insan bunu icine atarsa bu daha vahim sonuclar dogurabilir. En agir hastaliklar cocukluk, ergenlik döneminde yasadigimiz duygularla ilgilidir. Insan oldugu gibi yasamali, icinde ki negatif veya pozitif duygulari disari vurmalidir. Icinde saklamamalidir. Bir parcasi oldugumuz Cosmos'un verdiklerini yine iade etmeyi bilmelidir. pozitif duygulari baska canlilarla beraber paylasmali sevgiyi yaymalidir. Bunun karsiti negatif duyguyu da disari vurarak kendini hasta etmemelidir.
Ne demek güzel? Güzel nedir kime denir? Kim güzeldir? Neye göre , kime göre güzeldir?

Bir kaç da güzellik ile ilgili söz yazalım da açıklamak istediklerimiz daha da belirginleşsin tırnak içinde...
Hayatımız boyunca birçok şeyle karşılaşırız. Bazıları bizim istediğimiz için yaşamamız gerekenlerdir, bazıları ise dış kaynaklı olanlardır.

Kişisel tutum ve davranışlarımızın sonucu hayat deneyimi olarak skor tabelamıza yazılanlar çoğu zaman kişiliğimizin geçmişten o anın yaşanıp bitmesine kadar geçen süre zarfında kazanımlarımızın bizlere bir hatırasıdır. Fakat bu anların/durumların/olayların sonucu/bitişi bizim düşündüğümüz gibi olmayabilir ya da daha iyi bir geri dönüş artı puan kazandırabilir. Sonuçları çoğu zaman öngöremeyiz. Yani şöyle düşünürsek; hayat bize sunulmuştur ve onu son nefesimize kadar yaşamamız gerekmektedir.
Sağ gözümde hüzün
sol gözümde saklamaya çalıştığım korku
ikisine bakınca
ben
yenilmez bir savaşçı
Atın beni okyanuslara
dolu köpek balıkları
ya da
salın üstüme filleri
hatta dinazorları
savururum yumruğumu
burunlarına
sağ gözümde hüzün
sol gözümde saklamaya çalıştığım korku
Savaşırım
kemiğime
hatta iliğime
Belki değil
ölmek var ya
acır
şaşırır mı
saldıranlar
ne çıkar
belki kolumu kaybeder
kalırım malul
ne çıkar
diyeceğim son nefesimde
yaşadım
ve
yaşarım
ölürken
eksilmez
saygım
sevgim
düşmanıma
dostuma
Sağ gözümde hüzün
sol gözümde saklamaya çalıştığım korku
ikisine bakınca
bir
görürüsün
ben yenilmez bir savaşçı
bir görürsün
sevgili
güzel mi güzel.
29 Mayıs 2006

