Her ne kadar evlerde LPG yani tüp gaz kullanımı doğalgaza bağlı olarak azalıyor olsa da hatrı sayılır bir çoğunluğun mutfağında hatta belki banyoda hala tüp bulunuyor. Markadan markaya şekil biraz fark etse de temel olarak evlerimize giren 2 tip tüp var. 12'lik uzun ve şişman. Uzun tüpler eskiden daha revaşta iken dedantörlerinin kolay takılması ve bu sayede servis elemanını içeri sokmadan kapıdan tüpünüzü alıp kendi montajınızı yapmanızı sağlamasıyla şişman tüpler daha yaygın hale geldi. Bugün bir (pek yaygın olmayan) marka hariç tüm LPG şirketlerinin 12 kg'lik şişman tüpleri birbirine benzer şekilde. Hemen hemen hepsinin dedantör ve güvenlik hortumları vs aynı. Peki neye dikkat etmeliyiz?
1. En ama en önemlisi tüpünüzü dik kullanmanız. Bu sayede önce tüpün içindeki gaz faz kullanılmaya başlanacaktır. Eğer eğik kullanırsanız sıvı faz hortuma doğru gelecek ve herhangi bir sızıntı durumunda yangın ihtimalini ve büyüklüğünü arttıracaktır.
2.Hortum ve kelepçenizi 2 yıldan fazla kullanmayın. Yıllar içinde hortumunuz sertleşir ve bağlantı yerlerinden çatlama eğilimi gösterir. En doğrusu optimum süre olan 2 yılda bir hortum ve kelepçenizi yenilemektir. (bayinizden isterseniz meblası çok yüksek olmayan bu işlemi bedelsiz gerçekleştirecektir)
3. Şekil şemal renk olarak evinizin süsü olmasa da tüpünüzü saklamayın, üzerini örtmeyin, ısıya mağruz bırakmayın.
4. LPG normalde kokusuz ve zehirsiz bir gazdır. Ama yanıcı ve parlayıcıdır. Güvenliğiniz için kokulandırılır. Eğer bir sızıntı hissederseniz hemen dedantörünüzü kapayın. Cam ve pencerelerinizi açın. Duylar dahil elektrikli hiç bir alete dokunmayın. Hemen bayinizi arayıp yardım isteyin. Yere birikmiş gazı bir süpürge(çalı) vs yardımıyla dışarı süpürün.
5. Tüpün bağlantı yerlerinden sızıntı yaptığını düşünüyorsanız ya da tüpünüz geldiğinde servis elemanı tüpü taktıktan sonra kontrol etmek isterse bunu ASLA çakmak vb bir aletle yapmayın. Varsa servis elemanındaki kontrol köpüğünü yoksa kendiniz bir sabunu köpürterek kaçak olabileceğini düşündüğünüz yere sürün.
Bize verilmek istenen gaz, vatanımızı, milletimizi ve bayrağımızı sevmek onlara sahip çıkmak üzerine yola çıkmıştır. Bizi ondan soğutan şeyin de ta kendisidir halbuki...
Hangi insan üzülmez sebepsiz ölmüş bir vatandaşının haberine? Bu sebebin ne olduğunu araştıramayacak kadar düşüncelerden uzaklaştırılmış olsa bile insan duygusaldır. Terörizm basit bir sonuçtur, darbeler ve savaşlar da öyle... Sebepler her zaman gizlenmeyi severler gerçeğin büyülü sis perdesinin içinde. Ne zamandır hissedilmeyen büyük milli utanç, yine yok edilip, eritip bitirilmek üzere, gözyaşlarının, ağlayışların, anne haykırışlarının, evlat acılarının ve reklamların içinde... Siyah giyinip çıkalım sokaklara ve gösterelim onlara ne kadar duyarlı olduğumuzu, birbirimize e-mail atalım ve nefret kusalım görünmez düşmanımıza, kurdele bağlayalım ve unutalım bu olayı da bir sonraki futbol haftasında... Düşünmeden yaşamaya devam edelim büyüklerimizin istekleri uğruna, merak etmeden, anlamadan ve sorgulama izni olmadan yaşayalım Türk'lüğümüzü. Askerlerimizi gönderelim ve arkalarından ağlayalım, elimizi kolumuzu bağlı hissetmeyelim yine de, çıkalım sokaklara ve güçlü gururumuzun arkasına saklanalım HEPİMİZ TÜRK'ÜZ diye bağıralım ve korkmayalım. Damarlarımızdaki asil kanda mevcutken bize verilmiş gaz, gökyüzüne bakarak hayaller kuralım boş ellerimiz ve sünnetli çüklerimizle...
Kısa boylu olanı, esiri olduğu arzusunu son bir umutla tekrarladı;
-Abi ben ayran içmek istiyorum.
Diğeri sadece durdu ve gözlerinin en içine baktı. Telepati çalıştı. Kısa'nın verecek tek bir karşılığı bile kalmamıştı.
O an aslında en çok yapmak istediği şeyi yaptı : sustu.
Uzun, gazlı içeceklere yöneldi. Yapılması gereken herşeyi doğru yaptı ve kapağın cam olmasının verdiği avantajla, dolaba doğrı adımlarken gözüne kestirdiği şişeyi kapağı açar açmaz yakaladı. Çıkardı. Mutlu görünüyordu. Karşılığı olan nakidi verdikten sonra şişenin kapağını açtırdı ve gözleriyle Kısa'yı alıp büfeden dışarı çıkardı.