Hidrojen Enerjisi Dünya'yı kurtaracak tek kaynak olacak.
Ne yazıktır ki Hidrojen'in yanabileceği 1700'lü yıllara kadar keşfedilememiş.Oyıldan günümüze kadar araştırmalar hep devam etmiş ve malesef depolanamadığından ( yaygın bir şekilde kullanımının teknolojik gelişmelere bağlı olması nedeniyle) hala petrol vb. enerji kaynaklarına bağlı durumdayız..
Umarız gelişmeler hızlanır ve uğruna savaşlar yapılan petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının yerini ucuz ve çevre dostu Hidrojen Enerjisi alır...

- Fena bir geceydi. Yıldızlar ve denizin üzerine vuran şehir ışıkları her an bana onu hatırlatıyor ve bu hatırlatmalar canımı yakıyordu. Ve sanki bütün yıldızlar sadece benim tepemde durmuş ona olan özlemime inat parlıyorlardı. O kadar içkiyi bu bünye kaldırma biliyorum. Sanırım ona olan özlememi azaltmak için bütün yemeklerden yedim. Ve içim gaz doldu. İnsanın içinde gaz olmasına rağmen birini seviyor olması ve özlüyor olması ne güzel. Camı açıp içimde biriken gazı atmosfere yaymak istiyorum. Bu evin duvarlarına onun kokusu sinmiş bu kokuya ihanet etmek istemiyorum. Tuvalete doğru ilerken koridordaki karanlıkta onunla kaç kez öpüştüğümü hatırlamıyorum. Anca bu loş koridor sevişme öncesi buluşma noktamızmış gibi beni zevklendiriyor her zaman. Tuvaletin kapısını açıyorum. Kakam yok ancak onu düşünecek en sessiz yerin burası olduğunu düşünüyorum. Her sabah bu lavabonun önünde traş olurken gelir beni öperdi. Hüzünle bakıyorum lavaboya ve kırmızı el şeklinde sabunluğa. Pazardan almıştık eve gelirken el ele tutuşup bütün esnafı aşkımıza tanık etmiştik. Şimdi o sabunluğun içi boş. Onun sevdiği kokulu sabunlardan almak istemiyorum bile. Donumu sıyırıp oturuyorum klozete ve onun bende bıraktığı tüm izleri ve güzellikleri düşünüyorum. İçimde biriken gazlar seri halde çıkarken bu duruma aldırmıyor şu an evde olmasının beni ne kadar mutlu edeceğini düşünüyorum. Birden kakam da geliyor. Buraya kadar geldim madem yapıp çıkayım diyorum. Akşam onun sevdiği yemeklerden o kadar fazla yemişim ki kabız olmuşcasına zorlanıyorum. İçimden çıkan tüm artıklar onun adına yenmiş olduğu için içimden çıkmalarına üzülüyorum. Kakam bitiyor. Kalkıyorum. Sanki özleminden başım dönüyor. Ellerimi yıkıyorum beni ensemden öptüğünde gözlerini gördüğüm lavabo aynasına derin derin bakıyorum. İçimden ne kadar çok yemişim diyorum. Sifonu bir kez daha çekiyorum. Aynı koridordan yeniden geçip odaya geliyorum. Kanepeye uzanıyorum ve içimde bir parça daha kalan gazı dışarıya atıp camı açıyorum. Sonra kıçı çevirip onun hayeli ile biraz daha uyumak istiyorum. Kabızlığım geçene kadar evden çıkmak istemiyor bu evde olmasa da o varmış gibi ayaklarımı sehpaya uzatmıyorum.
Eski İngiltere Başbakanı Sir Winston Churchill'in Birinci Dünya Savaşı sırasındaki aldığı notlar ortaya çıktı. İşte Churchill'in utanç verici sözleri ve çirkin gerçekler....
ABD'de bir firma (başka nerde olur ki, bu kadar osuruk işlerle uğraşmak) gaz kokusunu engelleyen külot üretmiş.
Tempo dergisinden,Erdal İpekeşen'in haberi; Gaz kaçıran çakmak kadının vaginasına temas ederse MS hastalığına sebep olurmu?...Aynı haber Hürriyet'in 18 ocak tarihli sayısında da yer almış...
Efendim olay dava konusu olmuş ve de muhtemelen seyri şöyle olacaktır...
Hakim;Gözlüğünün üstünden bakarak sanığa seslenir...
" Hadi anlat bakalım neden yaptın?"
"Ben bir şey yapmadım efendim!..."
"Oğlum o şeyi sen sokmadın mı oraya?"
"Neyi hakim bey?" Hakimin rengi sararır,alt dudağını ısırarak
biraz da alçak bir ses tonuyla;" Ulan delirtme beni,kadının vaginasına, çakmağı sokan sen değilmisin?"
"zinhar ! hakimim,ben geldiğimde "o" ordaydı zaten"
"Ne ordaydı,çakmak mı?"
"Evet hakimim"
"Hep orda mı durur?" Hakim sorduğu sorunun anlamsızlığını farketmiş olacak ki,sorusunu değiştirir...
"Kadın şikayetçi evladım,onu oraya sen sokmuşun!"
O sırada kadının avukatı söz ister;" sayın hakim bey,çakmağı sokmakla kalmayıp,gaz kaçıranını sokmuş...Müvekkilim bu durumdan rahatsız ve rencide olmuştur...Efendim bu gaz kaçağı yüzünden müvekkilim MS hastası oldu..."
Hakim avukata dik dik bakarak; "Gaz kaçıranı da ne demek yav! Adam nerden bilsin gaz kaçırdığını...Dupont'u,cartier'i bu yoklukta kim bulmuş ki !"...
Avukat,hakime şaşkın şaşkın bakarak" Ama efendim mesele "marka" meselesi değil " dediyse de hakim oralı bile olmadan,yeniden sanığa döndü;
"Sen , niye normal yolları denemiyon ha!" diye çıkıştı...
Sanık, kurtuluşun sosyal bir yaraya parmak basmaktan geçeceğini düşünmüş olacak ki, hakimin gözlerinin içine bakarak; " Sayın hakimim, bu ülkenin bir yurttaşıyım; Malum geçim sıkıntısı, hepimizin belini büküyor "protein" alamıyoruz...onun için de "şey" yapamıyoruz, anlarsınız ya!"
Sanığın bu söylemi hakime " sosyalist" bir bakış açısının mesajı gibi gelmişti...Sanığa sert sert bakarak ;
"Bana bak olayı saptırma, açlığı maçlığı bırak, sen niye normal yolları denemiyon ,onu söyle..." dedikten sonra, söz almak için elini indirip kaldıran avukata dönerek;
" Duydunuz işte, adam yetersiz beslenme falan diyor"
"Hayır efendim ! Bu adam,müvekkilimi resmen kandırmış"
" Nasıl kandırmış yav, koskoca kadını..." Avukat ,davanın seyrinin, aleyhine gelişmeye başladığını hissedip, can havliyle hakime; " Efendim ! Bu adam müvekkilimin "şeyine", cinsel yaşantımıza yeni bir boyut kazandıralım diyerek "çakmağı" sokmuş!...
Hakim sanığa dönerek tekrar sorar;" Amacın bumuydu evladım?...Hakim bu soruyu öylesine babacan bir tavırla sordu ki, onun bu bağışlıyıcı tavrından cesaret alan sanık;
" Evet efendim, çakmağı sokmadan kendisine danıştım, markasını biçimini her şeyini gösterdim kendisine"
Hakim; " Yani, aldım kabul ettim dedi mi?"
sanık; " Demez mi hakimim !... "
Son sözleden sonra; Hakim , davanın reddine karar verdi...Davacı da bu kararın iptali cihetine gitmedi..."
Memlekette " çakmak" satışları patladı...


Hava bir gaz karşımıdır ve içinde haliyle oksijen de vardır. Ders kitaplarında bahsedilen havadaki oksijen oranı %21 dir ama, şehirlerde bu oran pek tutmaz, ormanlık alanları hesaba katmazsak. İşte bu oranın azalması yüzünden çeşitli rahatsızlıklar bizi bulabilir: Moral bozuklukları mesela, sonra asabiyet, biraz mutsuzluk gibi. Bunlar görülür çünkü, oksijen solunumda kullanıldığı için bir nevi enerji kaynağıdır. Bu yüzden yapılmaya başlandığı söylenebilen bir çalışma bu ve biz buna oksijen terapisi diyoruz. Tedaviye başlayalım:
Bu beyfendinin yanına ateş ile yaklaşmak kesinlikle yasaklanmalı! Gerçi Google Video ları arasında 13üncü sırada bulunuyor ve giderek en tepeye çıkacak gibi görünüyor..
Başarılarının devamını diliyorum herzaman olmasada tehlikesiz anlarında arkasında olduğumu belirteyim.
Diğer ateş canavarlarınıda buradan arayabilirsiniz.