Ya hüzünsün, ya hüznümsün…
Ya da hüzün benim. Ben olmuşum.
Tüm bedenimi kaplamış , kendimi alamadığım, içimden çıkaramadığım , içinden de çıkacak gücümün olmadığı bir hüzün. Öyle yoğun ki sanki bedenimi bile ayakta o yoğunluk tutuyor, hissettirmiyor, istetmiyor. Sadece gerekleri yapan teknolojik bir alet gibiyim. Nerdeyim, kimim, kim için ve kendim için ne ifade ediyorum bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey var oda zorda olduğum.
Sadece yazmak istiyorum.. Çünkü mutluluğumu ve ardından gelen acımı paylaşacağım kimse yok yanımda. Acımın bile mutluluk dolu olduğunu bilecek kimse yok.
Öyle bir geldin ve girdin ki hayatıma, hiç hissetmediklerimi hissettirdin, bana karşılıksız ve gerçek sevginin, sonu ne olursa olsun hep o sevgiyle anabilmenin anlamını öğrettin. Hem de her şey bitmiş ve içimde bir ben dahi kalmamışken. İçimde ki benin artık sen yoksun diye bağırdığı bir anda.
O kadar güzel, o kadar neşeli, o kadar doğru , o kadar içten, o kadar özel ve anlamı hiç değişmeyecek bir sen olarak geldin ki... İyi ki de geldin, iyi ki senin neşene ve gülen yüzüne şahit oldum. İyi ki geldin de içimde ki çocuğun tekrar neşelenmesine bir şans tanıdın, yaşattın ona bu sevgiyi. Tüm acılara değerdi senin varlığını hissettiğim bu hayat tecrübesi. Tüm acılara değerdi senin ellerinin bana dokunuşu, gözlerinin bir bakışı, dudaklarının bir öpücüğü, saatlerce sohbetlerimiz ve içtiğimiz kahveler. Tüm acılara değerdi seni beklemek, seni özlemek, sesini duymak. Aslında kalbimdeki mutluluğun yanındaki sızı bana hep bir şeyler söylemek istedi, belki de yalvardı ama ben onu duymadım, duymak istemedim. Her şeyi bir kenara itip bir tek seni yaşamak istedim. Hem de tümüyle. Koşulsuz senin olmak istedim bir tek kendim için, senden bir şey beklemeden. Ama koşulsuzluğum bile seni tümüyle yaşamak ve senin olmak için yetmedi. Sen istemediğin, isteyemediğin veya belki de hissedemediğin için. Belki de korktun acı çekmekten, benim kadar cesur olamadın. Keşke okuyabilseydim tüm zihnini. Olsun ben seni her halinle sevdim, hiçbir şey beklemeden, bir tek kendim için. Sen benim içimdeki çocuktun çünkü. Aradığım, özlemle beklediğim…

Evet arkadaşlar "Sonunu Düşünen Kahraman Olamaz" sözümüz artık mutasyon geçirdi ve "Geleceğini Düşünmeyen Gelecekte Yer Alamaz!" oldu artık. Bakıyorum da etrafıma arkadaşlarıma, dostlarıma artık eskisi gibi değiller. Çoğu karı kız peşinde kalanı ise ne yaptığını bilmeksizin sadece zaman geçirmekte. Etrafımızda herşey kandırmaca, yalan dolan olmuş. Ticareti hedeflemek için yeri geldiğinde insanları gururu ile bile oynuyorlar. Reklamlarda izlediğimiz Akbank'ın Kredi reklamı, bilboardlarda gördüğümüz McDonalds'ın %98 yerli malı reklamları vs. vs. Etrafımız iyice yalan dolan olmuş ve birileri de bizi oyalamak için çok iyi propagandalar hazırlamışlar. Şunu söylemek isterim ki gerçekten de işlerinde çok iyiler. Ama birileri bunlara gerçekten iyi kızmış ve ele avuca sığmayacak şeyler yazmış...