Çocukluğum boyunca bu hikayelerle büyüdüm, bazıları korkmak amacıyla bazıları ise artislik yapmak için anlatırlardı. Genelde ölen biri vardı hikayelerin içinde, bazen bir kaç ölü. Cinayet, eziyet, işkence gibi olayların yapıldığı mekanlarda gerçekleşirdi çoğu hikaye.

Bizim köyün okulunun altında şehit yatarmış, şehit mezarının üstüne yapmışlardı okulu. En sevdiğim öğretmenlerimden biri ve ilk öğretmenim olan Cengiz öğretmenin sırf o şehidi bir kaç kere görmesi yüzünden bizim köyden kaçıp gittiği hala anlatılır. Sonrasında gelen öğretmenlerin bazıları da bu hikayeyi doğrulayan olaylar anlatmışlardır.

Yol ehli olmaya bir yıl kadar kalmış, Tabduk`un bir dediğini iki etmemiş ama bir türlü de memnun edememiş. Ne kadar canla başla çalışsa da, Tabduk’un aklından geçeni anlayıp yerine getirse de ne bir güler yüz ne de küçük bir memmuniyet göstermiyormuş mürsidi.
Yunus dergahtan ayrılmaya karar vermiş, izin istemiş, düşmüş yollara. Bir hana varmış. Akşam üzeri, hanın bir odasında 6 tane derviş oturmuş, dua ederlermiş. Onların yanına ilişmiş. Dervişler dualarını bitirince her birinin önünde ayrı bir sofra, sofralarda yemekler dizilmiş başka başka.

Yaklasik 10 mil sonra disaridan baraka gibi görünen iki benzin pompasi olan bir yerde durdum…iceride su amerikan filmlerinde bolca gördügümüz cinsten enteresan hayvan iskeletleri , bufalo kafalari ,rüya yakalayicilar ici doldurulmus sahin yada kartal cinsi kuslarin bol miktarda asili oldugu minik bir bar,….aciiiiiiiiz ve iyi bir filitre kahve lazim hepimize..daha yer bulacagiz cadirlari acacagiz…ates yakip yildiz seyredecegiz ….


"Elbette asla elli benzer kristal elde edemezsiniz. Kimi zaman tek bir kristalin bile biçimlenmediği de olur. Kristal oluşumunun grafik eğrisini çıkardığımızda farklı su numunelerinin farklı kristaller biçimlendirdiğini fark etmiştik. Bazı sulardan aldığımız kristaller, gözle görülür biçimde benzerlik gösteriyordu. Bazı sulardan elde ettiğimiz kristallerse deformasyona uğramış halde oluyordu, bazıları da hiçbir zaman kristal formu almıyordu.