telekom yönetimi türk eczacılar birliği ile görüşerek grevdeki işçilerin ilaç masraflarını karşılamayacağını bu nedenle grevdeki işçilere eczaneler tarafından ilaç verilmemesi gerektiğini bildirdi. eski başkanı şimdi akp milletvekili olan türk eczacılar birliği de eczanelere yazı göndererek bunun uygulanmasını istedi.
ancak eczaneler bu teklifi reddetti. eczacılar odası başkanı bu talebe cevaben yazdığı yazıda grevin anayasal bir hak olduğunu ve grevdeki işçilere ilaç vermemek gibi bir uygulamanın hem hukukdışı hem de gayriinsani olması nedeniyle sözkonusu olamayacağı bildirildi.
dün akşam atv'nin ana haber bülteni bana birşeyler düşündürdü. aslında izlemiyordum. sadece, bulunduğum salonda haberler açıktı ve zaten televizyon bana çok ters bir açıda duruyordu. ben kendi halimde, hiç mi hiç sevmemiş olduğum facebook'a rakip olarak tanıtılan google menşeili opensocial da neyin nesiymiş diye internet araştırmalarındayken, haber bülteninde yeni bir sosyal ağ çılgınlığından bahsedildiğini duydum. adı bebo'ymuş. alallala bu bebo da nereden çıktı şimdi deyip ekran karşısında yerini aldım.
izlediğim şey asla ve kat'a bir haber değildi. ana haber bültenleri ile her zaman övünmüş atv'de uzunca bir yayındı ama kesinlikle haber değildi. bu düpedüz reklamdı. ilk saniyelerde bunu farkettim ve ilerleyen hiçbir dakika beni yanıltmadı. ali kırca'nın kısa bir "facebook'tan sonra şimdi de bebo çılgınlığı başlayacak" minvalli açıklamasından sonra habere geçildi ve haberde herhangi bir atv muhabiri yoktu. çok belli ki o kısmı hazırlayan bebo'nun kendisiydi. özenle seçilmiş bir ses tonu, bir reklam/tanıtım filminde çoğu zaman olan değişik yerlerden alınmış tekrarlarla dolu görüntüler ve atmosferi güçlendirecek bir müzik vardı. işte arka plandaki o güven veren, etkileyici ses (reklam piyasasının olmazsa olmazı) anlatıyor. bebo çok ilgi gören bir sistemmiş. hangi ülkelerde bilmemkaç milyonlarca kullanıcısı varmış. türkiye'de de hızla büyüyormuş. facebook'a güçlü bir alternatifmiş ve ekstra bir dolu özelliği varmış. youtube'a da benziyormuş. falan filan...
Benim gibi birçokları elektronik hobisini meslek edinme idealindeydi.
Üniversiteyi kazanıp, iki yıllık veya dört yıllık ilgili bölümlerden birini bitirmek için çabaladılar.
Öğrenim sırasında: Türk Telekom'da işe girebilmek için miletvekili torpilinin yetmediğini, devlet bakanı torpili gerektiğini duydular.
Ne oldu? MHP gibi dangoz zihinlilerin oluşturduğu örgütler,
hiçbir nitelği olmayan kendi adamarını ballı telekom kadrolarına
yerleştirdiler.
Benim vatandaşım, kahvehane köşelerinde memleket kurtarırken,
eline fırsat geçtiğinde kendi lehine haksızlık yapmaktan çekinmez!