Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Eşimin ilk marangozluk denemesi :)"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

gurur hakkındaki yazılar:

Şaşırdı, duyduğuna inanamadı.Yorgun muydu,hayal mi görüyordu,rüyada mıydı yoKSA... İnşaattan kaval sesi geliyordu... On ikisindeydi daha.Babası pazardan getir-
mişti.Yepyeni,gıcır gıcır. Ne güzel parlıyordu cilası.Soktu kavalı beline,ağılın kapısını açtı. Çoban sopasıyla hafif hafif sırtlarına dokunarak saydı çıkan keçileri.Akşam döndüğünde de sayacaktı aynı.Yoksa bilemezdi eksikleri,yitikleri.

28 ahkam var
\
—Geliyor musun?

Adamın uzattığı eline çabucak bir göz attı. Elini vermeyecek olsa geçmişte yaşadıklarının oluşturduğu anı mezarlığından yaşayan bir ölü olarak kalacağını hissetmişti. Elini uzatacak olursa da kendisini şimdiye kadar hiç kimseyi sevmediği kadar sevdiğini iddia eden bir adamın rotasına girecek, belki yağmur, soğuk, ayaz yüzü görecek ve bu yolculuğa çıktığı bu güne lanet edecek veya kimbilir belki de ılık bir güneşin ısıttığı yüzünde belirecek kocaman bir gülümseme ile bu adama teşekkür edecekti...

37 ahkam var
\
Ekmek kırıntısı değil, olsa keşke, arkadaşlarımın ve çevremdekilerin aşklarından arta kalanlar.. Çünkü ekmek kırıntıları bir işe yarar, kuşlara verirsiniz, karınlarını doyurursunuz. Mutlu mutlu şakırlar, size teşekkür ederler.. Ama biten sevdalardan arta kalanlar hep mutsuzluk veriyor. Asık yüzler, şişmiş gözler, yorgun ve mor göz altları, umutsuz cümleler barındıran vücutlar dolaşıyor etrafınızda.. Size can sıkıntısı aşılıyorlar, ‘ yapma , etme, üzülme’ diyorsunuz, kulağı görünmez pamuklarla dolu vücutlar ağıt yakıyor etrafınızda. Birbirlerini aldatıyorlar, yalan dolan bürüyor gözlerini, dürüstlüğün anlamını bir sonraki ilişkiye saklamaya söz veriyorlar, fark etmiyorlar ki akrep-yelkovan işbirliğinde vakit çok hızlı akıyor, bilmem kaçıncı sevdayı geride bırakmış oluyorlar.. Ben kızıyorum, daha çok üzülüyorum, bir şeyler yapmak istiyorum ama yapamıyorum, ne tanıdıklarım ne tanımadıklarım için.. Sadece kendi adıma ‘ ben böyle kolayca tüketmeyeceğim’ diyorum. Fidan 50 yılda ağaç oluyor, bir testereyle kesip atıyorsunuz koca ağacı. Dalları, kalp damarlarınızdaki kan aslında, kesince fışkırıyor, akıyor boş yere, yerinde durup size can vermesi gerekirken.. Olmasa böyle, keşke olmasa. Keşke gurur, ihanet, kalleşlik, kin bilmese bu saçmasapan beyinlerimiz. Kaybetmeden anlasak elimizi tutan o elin değerini..
Son söz; bunlar kaybedilmiş bir aşkın ardından yazılan cümleler değil, aksine toplumun nacizane bana bolca örnekler gösterdiği yitik aşk fakültelerinin bölüm dersleridir. Örneklerin sahipleri bu derslerden hep kalmıştır. Ama asıl olan fakülteden atılanların bile afla geri dönme şansları olduğunu unutmamalarıdır..
Siz de unutmayın.. Affedin, affettirin.. 40 yıl sonra hala aklınızda ve kalbinizde x kişinin aşkıyla dolaşacak acıyı yaşatmayın kendinize..Fazla üstünüze geldiysem beni de affedin hafif dostları..
10 ahkam var
Etiketler: , , ,

sızıntı dolu damarlarımdan bir sigara dumanını daha akıttım,her delik kaçmak için bana harita verdi,akıp gidemedim deliklerden,kaçamadım gitti bu karanlıktan,atlayamadım toprağa...oysa öyle yaklaşmıştım ki sana ölüm,bakamamıştım gözlerinin içine.yine gururumu giydim ve gittim...ağzımdan hiç düşmeyen bir zehirle kendimi bir halt zannetmiştim...şimdi senin içinde olmak benim hayalim oldu...bazen mazoşist olduğumu düşünerek,kendime acı çektirmem gerektiğini düşünüyorum ve seni düşlüyorum... ama ben sadece bir korku tanrısıydım,bütün korkaklar bana geliyordu,kaçıyorlardı içime sürekli.... dur demek istedim delikten kaçan kıza,diyemedim..hoş,zaten beni dinleyecek kadar korkmuyordu o!!

3 ahkam var

Hergün kapıda dikilip Allah rızası için, çocuklarının başı için vs. diyerek, artık yüreklerimize giden tüm damarların tıkanmasına neden olan vicdan istismarcılarından o kadar illallah etmiştim ki, gözlerinden mağdur olan, ensesinde topladığı, genç yaşında başı bembeyaz olmuş saçlarına ve diğer ayrıntılarına, ancak konuşmaya başladıktan sonra dikkat edebildim."Çorap satıyorum." dedi, elinde ve omuzunda taşıdığı kocaman çantalarını yere indirerek."erkek ve bayan çoraplarım var, almak ister misiniz?" diye sordu kibarca.Ne kadar diye sordum"Çifti üç milyon." dedi.Oturup biraz soluklanmasını söyledim ve hem kendime hem eşime bir kaç çift çorap seçtim, parasını verdim.Müşterilerimden bir tanesi, dedi; "Helal olsun, senin durumunda olan birçok kimse dilenirken, şu kör halinle sen de rahatlıkla dilenerek belki de fazlasını kazanabilecekken, kolayı değil zoru seçmiş, ekmeğini kazanıyorsun." Kadın, hafif alınmış ama son derece net, gururlu ve kendinden emin bir ses tonuyla; "Zaten dilenmemek için, çalışmayı tercih ettim."dedi.Yaşlı annesiyle birlikte yaşadığını ve evin geçimini bu şekilde rahatlıkla sağlayabildiğini anlattı.Teşekkür ederek, yeterince dinlendiğini söyledi ve o kocaman içleri çorap dolu ağır çantalarından birini, yardım teklifimizi zarifçe geri çevirerek, omuzuna, diğerini de eline aldıktan sonra; ağır ağır gözden kayboldu.O kadın öylesine güçlüydüki, hayatından çok daha fazlasını taşıyordu o çantalarda.

36 ahkam var
\

Sevgili kardesler...

Simdiye kadar actigim tüm konularda kendimizi bilmeden bahsettim, simdide insanin kendini bilmesi nedir, nasil yapilir? Onu anlatmaya, yüce Yaratan'in verdigi müsade ölcüsünde sizlerle paylasmaya calisacagim...

Allah (cc)'nun bir benzeri yoktur o her yerdedir. Ve esrefi mahluk olarak yarattigi, adina insan
denilen yaratiklarin kalbindedir. Bütün melekleri o insanin önünde secde ettiren de odur. (Seytan
haric) Bizleri Esrefi Mahluk olarak yaratan Mevla, bizimde buna layik kullar olmamizi istiyor. Söyle
ki:" Rabbimiz bize beni bilin, ve bana kulluk edin buyuruyor, pekiyi beni bilin buyurmasi ne
demektir? Yani kendi öz varligimizi bilmemizi, bunu bilincede onu taniyacagimizi, ona yakin
olacagimizi, ve sonra yapacagimiz kullugun sadece sekli degil, mana itibari ile de bir anlam
kazanacagini cesitli Ayetlerle bizlere bildiriyor.

46 ahkam var

Pencerenin kenarındaki koyu kırmız koltukta kurulmuş, acı kahvesini içiyordu son kez...

\

Çok geçmeden kahveden daha acı gerçek oturdu içine; bu son kahvenin son yudumundan sonra onu deli gibi seven adama bir daha tatlı dil sunamayacaktı, bunu bilerek daha bir keskin yutkundu, boğazını tamamen temizleyerek sözcüklerin ağzından daha emin çıkmasını sağladı.

Sevdiği adamın hem bakışlarını yakalamak, hem o iri ela gözlerinden kaçmak istercesine yüzüne baktı; sağ elini saçının tokasını oynamak istercesine kaldırdıysa da havada yumruk yapıp, pes etmiş bir yarışçı edasıyla dizinin üzerinde duran sol elinin yanına koyabildi ancak.

131 ahkam var
\
Avrat sofraya bir tabak daha koy.
Bana avrat deme diye sana kaç kez söyledim.
Sende bana herif diyorsun.
Ben sana şaka olsun diye diyorum. Ne oldu ne tabağı?
Yemeğe misafir var.
Kim?
Bir fakir.
Nazlı hanım gelen kişinin kim olduğuna bakmak için yavaşça kapıya doğru yürüdü. Kapıda üstü başı yırtık, kir pis içinde yaşlı bir adam oturuyordu. Tekrar içeri dönüp, len aliş o adamı nasıl içeriye alacağız, tepsiye hazırlayalım dışarıda yesin.
Avrat kapının önünde köpek mi besliyorsun.
Mutfağa hazırlayalım orada yesin.
O fakire bir lokma ekmeği kim olsa verir, önemli olan bir aile sofrasında yemek yiyip önem verildiğini hissetmesi.
Nazlı sultan sofraya bir tabak daha koydu. Tüm aile sofraya oturdu birlikte yemek yenirken aliş bey çok mutlu, nazlı sultan da huzursuz yemek boyunca kâh oturdu kâh kalktı.
Aliş beyin en büyük övünç duyduğu en önemli şey çocuklarının kursağından bir lokma haram geçmemesiydi. Yine bir gün bu sözünü tekrarlarken!
Geçirmedin de ne oldu? Yanına çırak girenler mal sahibi oldular seni çırağa çıkardılar.
Adamlar üçkâğıtçı dolandırıcı çıktı ne yapayım?
Gözünü aç gözünü.
Aliş bey annesiz babasız akraba yanında zor şartlarda büyümüş sekiz on yaşlarında iken otobüslerde, kamyonlarda muavinlik yaparak yılların birikimi ve de borç harç bir akaryakıt tankeri (arabası)sahibi olmuştu ama hiç maddi yönden yüzü gülmemişti. Günlerce tek başına uzun yola gitmekten yorulduğu için yedek şoför tutmak zorunda kalmıştı. Ama şoför maaşın yanı sıra birkaç kat maaşını da yollarda akaryakıtı sata sata gittiğinden çıkarmaktaydı
Aliş bey adamı çıkarıyor, bir hafta on gün kendisi idare ediyor ama dayanamıyordu.
Avrat bir şey diye cem ama kızma.
Bak gene avrat diyor.
Bu iş şoförle olmayacak yanıma ortak alacağım. Adam hiç olmazsa kendi malım der sahip çıkar. Bir gün birimiz bir gün diğerimiz idare ederiz.
Aman ne yaparsan yap yine çırağa çıkmada.
Birkaç ay sonra aliş bey yine çırak, üstelik borçlu çırak.
Ailesini kimseye muhtaç etmemek için başkalarının yanında şoförlüğe başladı. Aaaa bu seferde maaşını alamadı. Aybaşında nazlı sultan kira elektrik su parası istediğinde.
Daha alamadım.
Nee niye?
Mal sahibinin durumu kötü arabaya bu ay çok masraf etti.
Eeeee
Lastikleri falan değişti.
Eeee
Haftaya verecek.
Aradan bir hafta geçer alişşşş ne oldu aldın mı, yarın, yarın olur, Alişşş tamam ya patlama alacağız Bir kaç gün sonra. Maaşının bir kısmıyla çıkagelir.
Bu ne?
Geri kalanını üç gün sonra verecek.
İlahi aliş başına karlar yağsın, yok yok taşlar yağsın emii
Birkaç yıl sonra Arabistan’a yüksek bir maaşla gitti, aradan bir ay geçmeden elinde valiziyle döndü.
Hoş geldin gelmesine de ne oldu?
Ben çocuklarımı, ailemi çok özledim. Burada iş bulurum. Bana iş mi yok?
Doğru sana iş mi yok? Çalıştırır, çalıştırır paranın yarısını verirler, yarısını sonra derler sen arayıp ta bulunamayacak bir adamsın.
Öyle veya böyle çocuklarını hiç kimseye muhtaç etmedi. Büyük kızıyla bir gün kayın pederinin üzüm bağına gitti. Çok büyük bir bağ her türlü üzüm cinsi mevcut ama öyle bir üzüm var ki pembe ve sadece iki omaca o iki omacanın yerini anneannesi torununa gizlice öğretmişti. Üzümler sepete toplandı üç dört salkım özel üzüm sepetin üstüne konup yapraklarla örtüldü. Eve gelinip sepet açıldı.
Babaaaaaaa benim üzüm yok nerede?
Kızım gelirken yolda birisine ikram ettim.
Koca sepette başka verecek üzüm bulamadın mı?
Üzümü ikram etmek için sepeti açtığımda, o üzümleri gördü onları geri çekip diğerinden vermek ayıp olur dedim.
Kız ciyaklayarak odasına giderken, nazlı sultan odadan mırıldanıyordu
Ayranı yok içmeye kürkle gider …maya Allahım bu adama akıl fikir ihsan eyle,ayıp olurmuş he.
Sokakta aç bir hayvan görse eve getirir nazlı sultanın korkusundan eve sokmadan dışarıda besler. Nazlı sultandan yüz bulursa içeriye kadar sokar. Sokakta gördüğü kirli pis çocukları bile sever onları öptükça nazlı sultan kriz geçirir, çok kirliler sümükleri akmış nasıl seviyorsun diye.
O da bazı erkekler gibi şeytana uydu bir kez sultanını çok üzdü ama o günden ölümüne kadar kendini affettirmeye çalıştı. Zaten en büyük cezayı da çekti. O ceza ne miydi utanç. Hiç bir şekilde hak yememiş haksızlık yapmamış, başkasının malına el uzatmamış, kendinden daha yoksul olana yardım etmişti. Ömrünün son zamanlarında ben artık gitmek istiyorum, çocuklarım okudu iş sahibi oldu. Torunlarımı sevdim, onları evlendirdim. Arkadaşlarımın çoğu gitti artık bir beklentim kalmadı unumu eledim eleğimi astım artık demesinin üzerinden bir yıl geçmedi. Akşam yattığı hastaneden sabah onu diğer yaşantısına uğurladık. Bu uğurlama esnasında beni biraz olsun rahatlatan şey morg un kapısında yazılı olan yazıydı. CENNETE GİDEN YOL.
Aradan yıllar geçti, büyük kızı sokaktan geçen bir köpeği kucağına alıp sevmeye başlayınca nazlı sultan, o ne öyle mıcık mıcık köpeği seviyorsun pis mi? temiz mi? aynen babana benziyorsun diyince kız anneye döndü keşke babama benzeyebilsem. Onun gibi olmaktan gurur duyarım onur duyarım dedi.
Aliş beyin tek gurur kaynağı çocuklarının boğazından haram lokma geçirmemekti. Kızınınki ise öyle bir babaya sahip olmaktı. Kızın kim olduğunu merak ediyorsanız söyleyeyim. Ben!
45 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu