işyerindeki tiplerin bi boktan anladığı yok!
boris vian, diyorum...
cevap/tepki: fener'e mi geliyormuş,
nerde oynuyormuş abi?
ebenin a...
susuyorum. karılar ayrı bi âlem zaten!
yat şehrazat, kalk genco mu ne!
dizi dizi hepsi inci!
düdük gibi fason ispanyol marka tişörtleri
üst üste giyip bir de bellerini kapamak için
çekiştirmiyorlar mı!
giymeyin ulan o zaman!
herbie hancock gelmiş, fazla biletim var, gelen
var mı, diye sorunca da, ay o kiiim, hörbi kiim kiim?
gülşen, alişan biletin de var mııı?
var, gel de gösteriim, diyemiyoruz ki!
toplumsal rolümüzü oynıycaz ya! efendi adamız ya!
hay efendine de, rolüne de!...
Mart 2007...Bir arkadaşımla sohbet ederken bana "hafif.org diye bir site var. Çok keyiflli. Ben üyeyim. Hadi sen de üye ol. Hem bak sıkılıyorum diyorsun, sana çok iyi gelecek..." dediği için o akşam şöyle bir göz atıyorum siteye. Hmm, evet, gerçekten dolu dolu...Keşif yazıları, serbest yazılar, mimler...Üye oluyorum...Aynı günlerde "birisi" daha üye oluyor siteye. Başlıyor "hafif" macerası:)
bir kaç hafta sonra "birisi" ile hafif üyeleri için fasıl-rakı organizasyonu yapma çabasına giriyoruz. Mesajlar, telefonlar, mekanlarla görüşmeler...Fazla ciddiye aldığımız bu organizasyon işi ile sohbetimiz ilerliyor...Fasıl gecesinden 2 hafta önce biraraya geliyoruz, tanışıyoruz...24 Nisan 2007...ve "birisi" "özel birisi" olmaya başlıyor hayatımda.
12 Mayıs 2007...Fasıl gecesi hafif'in...Herşey çok güzel. Şarkılar söylüyoruz, eğleniyoruz, sohbet ediyoruz, çatır çatır kavga ettiğimiz üyelerle kadeh tokuşturuyoruz:) "birisi" yine yanımda...Seviyorum bu duyguyu.
Böyle aylar geçiyor. Hafif hep hayatımızda...Bir bakıyoruz, artık "biz" olan "ben ve birisi" tanışalı bir sene olmuş...Ben "birisine" aşık olalı aylar hatta yıl olmuş...
22 Şubat 2008...Nişanlanıyoruz...
23 Mayıs 2008...Evleniyoruz...
Hafif ve güzel dostlar hala burada, bir şekilde hayatımızda...
Bu yazım hafif'e bu harika adamı karşıma çıkardığı için, buradaki dostlara da güzel dilekleriyle yanımızda oldukları için küçük bir "teşekkür" yazısıdır...
Öncelikle, nikahımız mesai saatine denk gelmesine rağmen, ne yapıp edip gelen sevgili Arrogante Hombre'ye kocaman bir teşekkür...Harika hediyeni duvarımıza astık bile güzel dost:)
çok istediği halde dersleri sebebiyle katılamayan ama mesajları ile hep yanımda olan sevgili Dejavu88'...Ankara'ya bekliyorum:)
Pilli pati, en eski hafif arkadaşlarımdan güzel arkadaşım:) sana da kocaman teşekkür. Beni az dinlemedin bu bir yıllık süreçte. Caddebostan sahilde kahvaltımızı ettikten sonraki terapi yürüyüşünde neler konuşmuştuk, hatırlarsın:)
Akoni anne, canım benim, tebrik yazısı bile yazdın bizim için:) teşekkürler.
xnicox, sürekli mesajlarınla destek oldun. iyi dileklerin için tekrar tekrar teşekkürler.
sevgili hemşerim kopanisti...nikah gününde ilk mesajı senden aldık. seni çok seviyoruz:) sağol...
makaleci, belki bir sürpriz yapar, gelirsin diye bekledim ama olmadı:( ama biliyorum kalbin bizimleydi...
devilorangel, çok istedin gelmeyi biliyorum ama hata bizim...mesai saatinde nikah mı olur hakkaten ya!!!:) sevgiler.
linet'im, güzel mailin için çok teşekkürler...benim için çok ayrısın biliyorsun...
redorack, sen biliyorsun zaten neler yazmak istiyor gönül buraya, konuştuk uzun uzun:) sağol...
necronamber, aradın, sordun, mesaj attın. çok teşekkür ederiz...
sevgili mefkud...artık buralarda mefkud olarak yoksun biliyorum ama belki bir şekilde okursun...ne kadar özel bir hediyeydi bizim için, bize yazdığın, o çok özel "şiir"...binlerce kez teşekkürler...
sedaflora, İstanbul'a fırsat bulup da bir gelsek, sözümüzü tutup dağıtacağız beraber:) unutmadık!
sahinden, mutluluğuma hep destek oldun ve hatta zaman zaman benim adıma tartışmalara bile girdin buralarda...teşekkürler arkadaşım. mutlu ol, iyi ol her zaman.
Ve canım ZEZ'im ve Koza68...Canlar, çiçeğiniz ve çiçeğin üzerindeki güzel tebrik yazınız evimizin en güzel köşesinde duruyor...Sizi çok seviyoruz! Ve darısı başınıza diyoruz:) çok mutlu oldum çiçeğinizi görünce...Ama nikaha katılan diğer insanlar "bunlar ne biçim isim?" diye öyle bakakalmış olabilirler tabi:))) koza68 & zez....
ola ki buraya adını yazmayı unuttuğum arkadaşlarım varsa - eşşeklik etmiş olurum biliyorum - kusuruma bakmayıp kocaman teşekkürlerimi kabul etsinler lütfen...
hafif.org tuhaf bir yerdir arkadaşlar...eskiler bu duyguyu bilir. Yeni üye arkadaşlarımız da bilsin istedim, bu bağımlılığa hazır olmak açısından:)
çocuğumuz olursa sanırım erkek olursa "hafifcan" kız olursa "hafife" koyacağız:))))
hepinize tekrar teşekkürler!
sizi seviyorum.
Geri döndüm. Büyük olasılıkla hiçbiriniz yokluğumu farketmediniz. Zaten farketmenizde gerekmiyordu. Bi anda birşeyler oldu ve ben yazmaktan vazgeçtim. belki de bu aralar kafamın devamlı başka yerlerde olmasından, bir sürü şeyi düşünmem gerktiğinden bilemiyorum. Bi anda bitti yazı yazma hevesim. Şimdi neden döndün derseniz ki çoğunuz hiç farketmedik banane diyecek. Uyku tutmadı diyelim. Neyse aranıza dönmek güzel. Yine birbirinden güzel ve ilginç konular döktürmüşsünüz sayfalara. Eeee sonra derseniz. Hİçbir şey sadece paylaşmak istedim sizlerle
Ne bekliyordum Hafife üye olduğumda, nelerle karşılaştım, kimlerle tanıştım? Neler kattı bana hafif, neler götürdü, belki de gözümü açtı..
Amacım neydi bilmiyorum google da birşeyler arıyordum. Hafife girmem bir tesadüf, hayatta herşey bir tesadüf değil mi zaten? Okuduklarım mı cezbetmişti beni yoksa, yazdıklarımı paylaşma, yorum alma çılgınlığı mı ? Bilmiyorum... Birçok arkadaş edindim, birgün haber almasan merak edeceğim arkadaşlar, sonra onların sırlarına ortak oldum, onlarda benimkilere... Ekranımda beliren mesajınız var simgesi miydi? Hafifi değerli kılan.. Etrafım insan doluydu oysa, eski arkadaşlar, iş arkadaşları, dostlar, arada bir görüşülenler, sık sık görüşülenler.. Peki farkı neydi hafifin... Yazdıklarımı bu saydığım arkadaşların hiçbiri görmemiş okumamıştı, peki neden yüzlerini bile görmediğim bu insanlara iç dünyamı açıyor, onlarla paylaşıyordum bunları..
Uzun zamandır sevgili hafif e şöyle bir göz ucuyla bakmaktan başka bir şey yapamadım. Bu aslında benim için üzücü bir durum. Kendimi vatan haini gibi hissetmeme neden oluyor.
Yazmak istememek den ziyade dev bir mıknatıs gibi sanki 70 milyonu içine sığdırabilecek bir güce sahipmişcesine herkesi içine çeken İstanbul a yerleşme çalışmalarıdır.
Neyse velhasıl bu gece acil bir durumdan dolayı her şeyi bir kenara bıraktım ve siz sevigli pilli camiasında ki dostlarımın engin bilgi ve araştırma yeteneklerinden faydalanabilmek adına klavyemin başına oturdum.
yazı, mim, mesaj, yorum yazmaktan kal mı geldi?
hafifin loş koridorlarında kafayı sıyıranların yağlı güreş yaptığına tanıkmı oldunuz?
hafifuyku ile ilgili "sumo güreşçisiymiş ollmm" gibi laflarmı duyuyosunuz?
postanıza sürekli sapıkça mesajlarmı geliyor?
"ülen temayıda bok gibi yaptılar, gözlükçü yolları göründü bize" deyu kara kara düşünmeyemi başladınız?
yazılar ve mimler arasında dolanırken kafası gözü sargılı, topallayan, tekerlekli sandalyeyle dolaşan insanlarmı görmeye başladınız?
beyler -hadi bi kıyak geçelim-, bayanlar: kulübe hoşgeldiniz!
Hastalığımız var, doktora gittik.
Ya da, genel bir sağlık kontrolünden geçeceğiz.
Ya da, orduya katılmak için muayeneden geçeceğiz.
Böyle durumlarda alışık olmadığımız bir durumla karşılaşırız.
Karşı koyamayacağımız bir direktif.
Türkçesiyle yönerge...
"Soyun!"
O ana elbisemizle gizlediğimiz,
vücudumuzun en mahrem yerlerini göstermek zorundayız.
Doğal olarak utanırız, sıkılırız.
Utanmak insan olmanın bir emaresi.
İşareti...
Bedenimizin mahrem yerleri olduğu kadar,
ruhumuzun da mahrem yerleri vardır.
Duygularımızın,
düşüncelerimizin,
hislerimizin,
bakış açımızın,
isteklerimizin,
beğenilerimizin,
nefretimizin...