Dün gece seni bekledim gelirsin diye,işin vardı biliyorum ama yine de işin bitince gelmeni bekledim.hazırladım kendimi gelirsin mutlaka diye…
Seni özlemiştim O da çok özler diyerek bekledim.
Saat 01.00 oldu.
Hala yoktun ama ben teslim olmadım inatla ve ısrarla beklemeye devam ettim.Geleceksin sanarak çok bekledim.
Seni görmeden uyumak istemedim,sende görmeden uyuyamazsın sandım daha da bekledim.
Bitkinim,çok yoruldum,kendime içecek almaya gidecek dermanım yok bedenimde ama o an gelseydin sana sıkma portakal suyu bile hazırlardım,neden gelmedin?
Görecektim gece seni gözlerine bakıp akacaktım,seni seviyorum diyecektim ama sen gelmedin.
Saat 02.00 oldu.
Hala yoktun pes etti yüreğim,gözlerim uykuya teslim,göremedim seni çok bekledim.
Saat şimdi 04.30
Dün gece neden gelmedin?
Kuytu sulardayım
Kuytuda kalmak istiyorum.
Kuytuyu seviyorum.
Kuytunun bana ait olduğunu,
Kuytunun beni istediğini de
Kuytusuz kaldığım
Kuytu gecelerde
Kuytuna hasret
Kuytusuz sabahlarda
Kuytu sevinçlerle
Kuytu gözlerine bakarak
Kuytu mutluluklar istiyorum.
Sen ki şiirsin
Yalanın ölümü
Yenidoğan bebek
Yetmişinde bilge
Tanığı akıp giden zamanın
Sen ki şiirsin umutsun
Sen ki şiirsin
Genç kız gülüşü
Çocuk sevinci
Delikanlı Kıvancı
Yaydan çıkmış ok
Ekmeği kavrayan el
Sen ki şiirsin umutsun
Sen ki şiirsin
Bir dost selamı
Ağaçta yaprak
Havada bulut
Toprakta tohum
Ocakta aş
Gurbette memleket türküsü
Sen ki şiirsin umutsun
Keşke sevebilseydin sen de beni …
Benim gibi..
Duyabilseydin bu haykırışımı keşke,
Gözlerine baktığımda hissettiklerimi, sesini duyduğumda içimdeki o ürpertiyi
Hep yanımda olmanı istememi, hasretimi, özlemimi
İçimdekileri, aklımdakileri, her şeyi ama herşeyi
Keşke bilebilseydin …..
Keşke sen de kulak kesilsen her benim adım geçtiğinde ..
Bi kitapta ,bir dost dilinde ya da cümlede..
Keşke sen de her şeyi benimle yapmak istesen ,,keşke!
Sinemaya gitmeyi , bilardo oynamayı,futbol izlemeyi bile..
Kahkahalarla gülsek keşke, hıçkırarak ağlasak gerekirse…
Haber izlesek birlikte, gazete okusak
Yürüsek öylesine….
Sen de bana anlatmak istesen her başına geleni,
Hasta anneni , zor işini,taksi şoförünü,hatta eski sevgilini..
Bekleseydin keşke sen de benim gibi geleceğin günleri ,saatleri..
Dünyanın bir ucundaki bir adamı sewmek ….
Ne de kolay söyleniyor’ di mi?
‘Dünyanın bir ucundaki bir adamı sewmek’…
Ama eğer bir ucunda sen varsan,eğer sensen özleyen ,eğer kokusunu duyuyorsan onca mesafeye rağmen,tadını arıyorsan hala …
İşte o zaman hiç de kolay değildir ‘dünyanın bir ucundaki bir adamı sevmek’..
Duyularındır duygulardan önce aşkı aşk yapan..
Dokunmaktır,duymaktır, Koklamaktır içine çekerek,
Bakmaktır gözlerine doya doya….

Babam vefat ettiğinde çift kişilik mezar alındı. Birisine babam konuldu diğeri boş.
Anne bu boş mezar sana mı alındı.(annecim ters ters bakmaya başlayınca)
Annecim yanlış anlama Allah geçinden versin, seni başımızdan eksik etmesin ama eninde sonunda gideceğimiz yer orası kızma bana.
Tamam, kızım kızmadım haklısın ama ben burada gömülmek istiyorum.
Anne o zaman o mezar benim olabilir mi?
Annecim şaşkın, kızgın ve de öfkeyle, şaşırdın galiba sen neler diyorsun beni üzüntüden kahretmek mi istiyorsun. Henüz bu yaşında ölümü düşünmek niye, dur bakalım önce biz sıramızı savalım dedi.(ölümler sırayla olsa keşke)
Babamın mezarı kıraç bir yerde ağaç ve yeşillik yok, ama yine de ben babamın yanını istiyorum.
Yıllar sonra bir gün rastlarsan bana
Bakma ağaran saçlarıma ufukta, renk
değiştiren gözlerime ve yıllar sonra bir gün
rastlarsam sana, evinin balkonun da yanın da bebeğine
bak yavrum feleğin lanet ettiği insanlardan biri de bu de
serseriy di de ayyaş tı de ama sakın ha ! sevme di deme...!
Oda senin gibi tüm sevenlerden nefret etmesin.
İstikbalim için attığım altıncı adımı beşinci adımdan gelecek kuvvete ve kudrete lanet olsun. Paramıdır insanların miktarı ve nazarı, her yerde kurulmuş bir orospu pazarı, biz de olduk bu alemin okur ve yazarı ....
Sosyete kim biz kim BeLALIM...
Bir gece daha sensiz,
hava biraz puslu
her yerde yosun kokusu var;
bebelerde ilk derse yetişmek korkusu; uykudalar!
Kasketim bile, bir köşesi eksik selamladı tekneleri…
Denize açılan dehlizler boyunca,
esrik bir tebessüm gözlerimde
ve sevgili hasreti…
Bu gece insanlığı bedava öğretiyor midyeler;
sahilde ki avcılara her takıldığında…
Sahi zulamda nem kaldı?
Geceye bir gem vuracak kadar daha şarap;
bir izmarit sigara…
Bir kaçta virgülüm kaldı;
sabahı yaklaştıran noktalara…
sana belki çok uzaktan belkide çok yakından ne anlami var, sesleniorum sana. dunyanın öbür ucunda yada burnumun dibinde olman ne farkeder, kim oldugunu bilmedikten sonra. bayram öncesi gecenin bi yarısı, köyde bi dağın basındayım. kulağımın biriyle etrafı dinliorum; sessizliği bıçak gibi delen havlamalar, dikkatli dinlersen derenin sesi ve meltem. diğer kulağımdan ferhat tunc sesleniyor sana vurgunum hasretine.
daha nelerine vurgunum bir bilsen, daha ne düşler kuracağım bizim için. ama sen lazımsın önce. tek tarflı aşklarda bile muhatap var. nerdesin ey sevgili. 22 koca yıl geçti. sen sandıklarım oldu, yanlışlar yaptım, sutten cıktım demiyorum, ama artık beklemenin tadı kalmadı. ve bundan cok sonra gelirsen sanki doğru insan olacağından kusku duyacakmısım gibi geliyor gel ey sevgili nerdesin. neyi bekliyorsun beni bulmak için. sıkılmadınmı beklemekten sende. istemiyormusun sevilmek, gel ey sevgili....
Bu gece, kulağımda ki “Camdan Kalp” şarkısının hüznüne, mail kutuma gelen Sayın Ahmet Altan’ın yazısından bir alıntının, kalbime verdiği sızı eşlik ediyor.
Gözler, tüm gerçekleri söyleyen ve baktığınızda acı ve mutluluğu görebileceğiniz, duyguların saklanmasının en zor olduğu yerdir. Hele ki bir kadının gözlerinde…
Zihnimin kabul ettiği tek gerçektir, mutlu ve mutsuz kadını gözlerindeki ışığın ele verdiği. Mümkün değildir ki sevgiye doymuş bir kadının gözlerinin içinin parlamaması, şevk ve heyecan dolu olmaması, enerjisi ve kahkahası ile gururla gezinmemesi. Ne acıdır ki, sevgiye hasret bir kadının gözlerinin feri sönmüştür. Bakışları donuk ve hissiz olabilecek kadar tepkisizdir. Tüm heyecan ve isteklerini yitirmiş, ertelemiş ve hatta unutmuştur. Amaçları da, kendi ben’i gibi kaybolmuştur. Sadece ve sadece yaşamın gereklerini yerine getirmek için hareket etmeye başlamıştır. Kırgın ve kırılgandır. Artık yıkılmış umutlarını bile hatırlamamaktadır.