Şol sefer-ü hayatta inatlan oldum bâlâpervâz. Her türlü zevk-ü-sefaya ederken cevâz, bazı hukuku haliyle eyledim iğmâz. Bir çeşm-i zebercedi göründü uzaktan, ben mest iken bilâpervâz. Ol bakışlar dilnüvaz, tebessümü dilgüdâz. Her yanı künûz, yekparesi eazz. Yüz çevirip lütfeder mi bir nigah, bendeniz bînamaz, hab-u iltizâz...
Geçip gidecek, nihan olacak cângüdâz. Şecaât ettim, dikildim önüne bendeniz gerdenferâz, dükülüverdi kelimeler bedâvâz.
Dedim "Dilber aceb çok acıtmış mıdır sen düşende cennetten? Ne ola bu lütfa ivaz?"
hafife bir türlü tam ısınamadım. her gün açık, ancak yorum yazmak zor geliyor. hafifte hastası olduğum takip ettiğim üç kadın var. onlarla ilgili yazmak istiyorum.
1. Zez: Hastasıyım. Bütün kavgalarda onun cinsiyetine laf edilse bile, pes etmeyip aynı tekmeleri vurabildiği için. kızgınlığını unutup hemen af ettiği için, kirpikleri için. neler neler söylendi, kavgadan korkup kaçmadan cesurca kendini savundu.
2- Nevdalist: Hastasıyım. Kendine güveni için. hatasını kabul etme cesaretini gösterdiği için, dolduruşlarıma hemen geldiği için. hayal dünyamı süslediği için. kurduğu güzel edebi cümleler için.

Giriş olarak özetlersek bu sendrom sizi esaret altına alan kişiye karşı duyulan hayranlıktır. Aynı zamanda köle efendi diyalektiği diyebiliriz. Öyle ya, Hegel'e göre güçlerin eşit olmadığı her ilişki efendi köle ilişkisine döner. Cümleyi böyle yazınca çok güzel bir anlam çıkıyor, ama işin aslı öyle değil. Susan Sarandon'un başrolde olduğu bir film ve Muse grubunun bir şarkısı var. Ayrıca sendrom özel bir bozukluğu ifade eden, tanıyı kolaylaştıran belirti ve bulguların tümü demektir.