Gece ve gündüz… Siyahla beyaz gibidir. Gece siyahtır, gündüz ise beyaz… Beyaz yalandır, siyah ise gerçektir sanılanın aksine...
Gündüz ben dahil çoğu kişi maskenin altına saklanmıştır. Ne kadarı gerçektir ayırt etmek zor. Gündüz maskeli balo zamanıdır adeta. Oysaki gece öylemidir. Sadece sessizlik, siz ve belki yanan sigaranın sessizliği yaran çıtırdaması vardır. Gece; insanın kendisiyle konuşma zamanıdır. İşte bu yüzden gece siyahtır gerçekler gibi. Yalan söyleyemezsiniz mutluluk oyunu oynayamazsınız. İçinizdeki o melankoli ortaya çıkar ve ele geçirir benliğinizi. İşte gece hesaplaşma zamanıdır. Hayal zamanıdır. Düşünürsünüz yanlışlarınızı. Yaptığınız için azarlarsınız kendinizi ama zamanı gelip düzeltme şansınız olduğunda aynı yanlışları yaparsınız. O zaman anlarsınız işte onlar sizin zaaflarınızdır. Düzeltme şansınız yoktur. Düzeltebiliyorsanız artık kendi duygularınızdan, kendinizden şüphe etme zamanıdır. Sizi siz yapan zaaflarınızdır. Zaaflarınızdan kurtulmaktan korkmalısınız her ne kadar istemeseniz de çünkü onlar sizin duygularınızdır. Gerçekler siyahtır…
Bitap düşmüş bedenler, yüzlerdeki derin on yıllar kemirmeli seni!
Kalbindeki binlerce çentik, cehennem kadar derin ve kanlı olmalı
O yitik benliğin, her göz göze gelişte utancın olmalı, ateşten daha sıcakla kavrulmalı ve yanmalı.
Tanrı yok! tanrı işte burada!!! Çelişki düşkünü aciz!
Acı çekemeyecek kadar korkak, şükranlarını belirtemeyecek kadar faydasızsın.
Zayıfsın ve yitirilebilirsin.
ve simdi utanmazca telafi et olmuşları.
Hey!!! Lanet şey! Bırak artık gölgenle oynamayı ve bırak artık seni terk eden o tanrıyı!