Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "zamandan bağımsız yazılar yazmak"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

heyecan hakkındaki yazılar:

\
Herkes heyecan içinde bekleşiyordu. Genç yürekler coşku dolu, biraz da ürkek... Listeler asılmış dediler,kapılara yürdü herkes.Onlarca genç yürek; heyecanlı, meraklı , ürkek... Yarınları hazırlamaya başlayacak olan öğretmenler. Görev yapacak köy okullarını öğrenmek içindi heyecanları.. Okullarını öğrenenler, haritaların başındaydı hemen. Yakın mı ? Uzak mı? Yolu var mı? Sorulara yanıt aranıyordu. Oradaki bir yetkili eğitimci (!) açıklamalar yapıyordu. O'na , senin işin zor be öğretmenim dedi...Genç yüreği burkuldu ama, yine de ters bir bakışla savuşturdu yetkiliyi. Gidecek, çalışacaktı hangi şartlarda olursa olsun.

10 ahkam var

Bu ayki bant dergisinin sayfalarını karıştırırken hayatımızın müzikleri başlığıyla ilgi çekmeye çalışan, albüm tanıtımlarının yer aldığı bir yazıyla karşılaştım. Hızla giriş yazısını okudum. Çünkü heycanlandırmıştı beni başlık. Hayır, müzisyen değildim. Müzik eğitimi almayı aklımın bir ucundan asla ve asla geçirmemiştim. Bir dergiye yazı hazırlamam gerekseydi ya da mesela bir ödev yahut tez konusu olarak üzerime itilseydi böylesi bir başlık, neler yazardım, kimlere vurgu yapardım, diyerek irkildim. Büyük cümleler kurmayı sever ya insan. İster ki çoğu zaman söylediği en noktasını yakalasın. En iyi, en doğru, en mantıklı, en samimi, en…en.
Müziksiz bir hayatı nasıl kabul edebilirdik. Zor olmaz mıydı. Yahut müziksiz bir hayat olabilir miydi ki?
Geçtiğimiz senelerde yayınlanan babil adlı filmdeki Japon sağır genç kız karakteri geldi aklıma bu sorular ardından. Genç kız ve arkadaşları, gittikleri tekno müzikler çalan bar ve gençlerin kendilerinden geçerek dans ettikleri sahne. Hiç tereddütsüzdü dans anları kız karakterin. Diğer yandan, olayı daha iyi pekiştirelim diye filmdeki sesler susturulmuş koca bir sessizlik hakim olmuştu sinema salonuna. O ani sessizlik irkiltmiş düşündürtmüştü bazılarımızı.
Müzik olmasa da insanın iç sesinin varlığını fark ettirtiyordu o sessizlik.
Evet, herkesin yeteneği başka noktalarda başka alanlarda. Bu iç sesi dönüştürebilen insanlar müzisyenler. Bu içler ses bazen öylesi dolu dolu öylesi cıvıl cıvıl ve renkli oluyorlar ki. Bazense hüzünlü ve melankolik.
Ve bir gün yaratıcısından çıkıp öylesi geliveriyor ve hayatımızı kuşatıyorlar işte. Hani o olmazsa hayat artık eskisi kadar kolay akmayacakmış, artık hiç birşey eski gibi olmayacakmış gibi. Anılarımız oluyorlar, anılarımıza yerleşiyorlar, anılarımızı hatırlatıyorlar.

2 ahkam var

Geberdim arasın diye. Gün boyu aklımdaydı. Heyecan duyuyordum. Sildim güvensizliği bu sefer bu ilişki olacak diye hissettim, kardeşime anlattım. 'Şöyle oldu böyle oldu, bana şunu bunu dedi' dedim. Çok sevindim dedi.

Sonra bu şerefsizden (kim şerefsiz değil ki) ne msj ne tlf geldi... Ağladım. Ağlamadığımda da içim ağladı. Şarkıları en hissederek söyledim, dinledim...

Sen akıllanmazsın dedim kendime...

İş yaptım, spor yaptım, tlfları kapattım ağladım, sildim göz yaşlarımı, başlamayacağım lustrala dedim, devam ettim, kedimi sevdim...

10 ahkam var

Bir adam var. Bir cafeyi işletiyor. ben o cafeyi çok sevdiğimden zırt pırt gidiyordum. iki ortaklar. ikisi de dibimden ayrılmıyordu.

geçen bu habire bana birşeyler ikram ediyor, yeni lezzetler keşfediyor. hangisi güzel diyor. böyle bir günde sana fal bakayım dedi, o zaman ben de sana bakayım dedim. ben o denli ayrıntılı baktım ki bana bakmaktan vazgeçti.

dibime düşse de ne ışık yaktım, ne tlf verdim.

ertesi gün işten 22' de çıktım sokağa girdiğimde aman allahım sokakta dahası yan komşumun düğünü yapılmakta. kıyamet. davul zurna. kimin medeni olduğu ortaya çıkıyor.

7 ahkam var

Hayatın içinde Huzuru mu aramalıyız heyecanı mı?

Yaptıklarımızdan pişman mı oluyoruz yoksa yapmadıklarımızdan mı, gelecekte hangisi takılır aklımıza? Bizim mutluluğumuzun yolu bir başkasının mutsuzluğundan geçiyorsa, değiştirmeli miyiz yolumuzu?

Aslında bizler en büyük savaşı kendi içimizde veriyoruz. Birbiriyle çelişen duygularımızla hırpalanıyoruz, kimsenin görmediği bir savaş alanı gibi içimiz, duygularımızdan hangisi galip gelirse gelsin, patlayan duygularımızla birilerinin vurulacağını biliyoruz artık.

Bilinmeyenin bizde yarattığı o çıldırtıcı merakın peşinden mi koşmalıyız yoksa bilinmeyenden saklı olana duyduğumuz korkuyla geri mi durmalıyız.
Hangi tarafı tutarsak tutalım neticede yine de bir tarafımıza ihanet etmiş olmayacak mıyız, ihanetsiz yaratılamayacak bir geleceğin yükünü taşıyabilecek kadar güçlü müyüz? Kaçsak, gidecek yerimiz yok, kendi kendimize tutsağız, savaşsak vuracağımız başkalarıyla birlikte yine kendimiz olacağız.

21 ahkam var
1 2 3 ... 5 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu