Heyecanlı mısınız... İşe fazla odaklanır mısınız... Her şeyin mükemmel olmasını mı istersiniz... Aceleci misiniz... Sık öfkelenir misiniz... Saldırgan mısınız... Hızlı ve coşkulu konuşur, karşınızdakinin sözünü keser misiniz... Cümle aralarında derin derin nefes alır mısınız...Yürüyecek yerde koşar mısınız.. Birkaç işe birden girişir misiniz... Sürekli zamandan şikayetçi misiniz... Sabırsız mısınız... Yardıma gerek duyduğunuzda sormaktan kaçınır mısınız... Başkalarının hayranlığını kazanmak, size saygı duyulmasını ister misiniz... Başkalarını sürekli eleştirir misiniz... Sıklıkla gergin misiniz... Kendinizi geçinilmesi zor bir kişi olarak tanımlar mısınız... Dinlenmeye ayırdığınız zamanda, boş oturduğunuz zamanda suçluluk duyar mısınız... Kendinize çok sorumluluk yükler misiniz...
Sayılanların çoğunluğu sizde varsa, siz streslisiniz.
Bu yorgunluğa nasıl bir çözüm bulmalı? İş, ev, eh biraz sosyal hayat... Nedir bu koşturmaca? Nereye kadar? Hangi rüzgara kadar?
Nasıl alışılır???
Yaşamak molalarda gülümsemek mi? Sonra gene iş. Gene.
Nereye?
Yapmak istediklerim bir tarafta birikedursun, ben ruhumu satıp geliyorum – günde en az on saatliğine-
Niye?
Faturalarımı ödemek için mi? Yaşamak ne? Yorulmak, yorulmak için dinlenmeye çalışmak soluk aralarında. Pazartesi sendromu ben de pazartesinden başlıyor.
İşimden memnun olmasam, çoktan boş vermiştim...