Motora tam yol verip tekneyi hızlandırıyoruz ve stop ediyoruz. Hızlanan teknenin, pervanesinin dönmesi durunca katlanacak ve yelken seyri yaparken hızımızı kesmeyecek.
Ana yelkeni basıyoruz, rüzgar iyice hafifledi, start hattından uzaklaşmamız iyi bir start için gerekli bu havada. İyi bir start eğer büyük hatalar yapılmaz ise yarışı kazandıran en önemli andır.

Sabah Dalyanköy’deyiz. Teknede buluşuyoruz. Hava serince ve bulutlu, deniz dalgalı ve rüzgarlı. Hazırlıklar tamam, eşyalar yerleşti, yelkenler hazır. Sıcak gevrekler, tulum peyniri, sıcak çay ile güzel bir İzmir kahvaltısı yapıyoruz. Yola çıkma vakti, toparlanıyoruz. Limadan ayrılıyoruz. Hava sert 1 camadan ile anayelken basıldı, sert hava cenoası açıldı, bu şekilde dalgalardan dolayı yalpalamadan motor-yelken ikilisi ile rahat bir yolculuk yapabiliriz. İstikamet Karaburun, mesafe 32 deniz mili ancak tramolalar ile gideceğimizden bu mesafe 40 mile kadar uzayabilir.


Ama lütfen bana kendini anlatma. Özel biri olduğunu anlattığın o uzun konuşmaların sırasında kanında kibir budalalığı zehrini görüp dehşete düşüyorum. Üstelik bazen sana acıyorken buluyorum kendimi.
Zaman zaman dostlarımız olur. Çeşitli yerlerde tanışır, toplanıldığında davet ediliriz. Ya da işyerinde güzel arkadaşlıklar kurarız sonra bu ilişkileri gündelik yaşantılarımıza taşırız. Ama bir tanesi vardır ki, ihtiyacımız olsun ya da olmasın hep yanımızdadır.
-Ben çok kötü hissediyorum kendimi..Acayip aşığım ve onun umurunda değilim.
En iyi arkadaşım fena halde aşık olmuştu. Bir şeyler yapmalı, onun fark edilmesini sağlamalıydım. Okul dönüşümde Erol u sıkıştırıverdim bir kenara..
-Neşe yi çok seviyorum, o kadar da güzel ki..Onun hayatına girecek kişi, çok şanslı bence.
Başladım silmeyee...
"Büyükada doğru çözüm olabilir, güzel doğası,dinginliği,lezzetli köfteleri vede el yapımı şarapları.Hemde ucuz.Bi sigaranı stokla yeter" demişti bi arkadaş.Dedim neden olmasın...Mümkündür...
Bugün 48. gün.Ama sigaram bitti vede yiyicek stoğum sıfırı tüketti!Sanırım kapıyı açma vakti.Ama korkuyorum bu derin huzurum kaybolacak diye yüzlerini gördüğümde;seslerini duyduğumda;havalarını soluğumda...6 aylık kirayı verdiğimden 4 ay daha rahattım, ev sahibi sesini çıkaramazdı.Ama su, elektirik ve de doğal gaz faturalarını da ödesem iyi olcak...
Bundan yaklaşık 25 yıl öncesi.
Washington'da White House yerleşkesinin güneybatı köşesinden "Flierly" sokağı başlar...
Girişteki ilk binalardan birinin altında başlar macera,
tencere-tava satarak.
John A. Ross ve arkadaşları, kargo sektöründe iyi iş ve para olduğunu görürler.
Ve başlarlar bu işe.
İlk başlarda çalışanlarının tüm haklarını tam olarak öder,
işçi dostu Marksist John A. Ross.
Sonra bir an, bir ilham gelir.
Çoğu Marksist gibi, işçiye ödediğinin fazla olduğunun farkına varır.
Texas'lı Bryn Marely'ye bir villa hediye eder.
Yine karanlık bir İstanbul sabahı, içimin karanlığı kadar olmasada bugünde serin ve karanlık olacak anlaşılıyor. Evde hazırlanıyorum işe gitmek için her sabah aynı terane:-)
İç sıkıntım yüzüme vurmuş, ne mendebur bir surat allahım, gülümsüyorum zoraki aynanın karşısında. Saate takılıyor gözüm, bazen ne kadar zor ilerliyor saniyeler ama şu anda değil yetişmem gerekiyor, acele etmeliyim anahtarlarımı alırken gözüm takılıyor mavi tüyden kanatları olan sevimli erkek bebek melek figürüne bir biblo o, aniden gülümsüyorum içime bir neşe doluyor, onuda alıyorum hemen çantama koyuyorum...
Aşk, güvenmektir biraz da. Arkaya doğru, tereddütsüce, biran olsun geriye doğru bakmadan bırakıvermektir kendini. Bilirsin. Düşmeyeceğinden eminsindir. Seni usulca, sarsmadan, bir yerlerini incitmeden tutacak birinin varlığını duyumsamaktır aşk.
Tanıştırıldık. Kaynaştırıldık bir kış gecesi. Zaman şekillendirdi seni, beni...Belleklerde hatırı sayılı bir yere kondurduk şekillerimizi.
Kışın hakkıyla yaşandığı bir geceydi. Yağmur, sanki içeriye, odama girmek istercesine çarpıyordu pencerelere. Yol yol olup akıyordu camlardan damlalar. Sonra sahiden, saçlarının arasına saklanıp damla damla girdi odama.