
Peyniri aslında hiç sevmeyen ve günlük hayatta bir türlü sempati besleyemeyen ben, şiir gibi bir kırmızı şarap eşliğinde muhakkak bir kaç dilim güzel bir peynire eşlik için müsaade edebilmişimdir kendime. Yine de bu bana hangi şarabın yanında neler yenmesi gerektiği bilgimi arttırma isteğimde sadece bir önsöz olabilmiştir.
Artık kendimi güzel göstermeye çalışmadığımın farkına varıyorum. Ne zamandır bu yüzden kız arkadaşım yok! Ne zamandır aslında yaptığım güzel bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Dürüst olmayı seçtim sonuna kadar, gururla kaybediyorum. Çirkinin ve güzelin bu kadar iç içe olduklarını bilmiyordum. Aslında ikisi de yok, ya da ikisi tek bir şeyin parçası. İçimde ne kadar iyilik kaldığını düşünmüyorum. İyi olmaya çalışmıyorum ne zamandır. Bu yüzden bir kız arkadaşım yok! Ne zamandır aslında yaptığım iyi bir şeyin olmadığını düşünüyorum. Dürüst olmayı seçtim sonuna kadar, mutluluk içinde kaybediyorum. Kötünün ve iyinin bu kadar iç içe olduklarını bilmiyordum. İkisi de yok, ya da ikisi tek bir şeyin parçası. Uzun zamandır hiçbir şey bana utanç vermiyor, ahlak ve dürüstlük el ele yürümüyor. Kendi erdemlerimi yaratmaya çalışıyorum ve bunu insanlara anlatamıyorum. Kendi erdemlerim insanlara saçma geliyorlar. Ama inanıyorum ki insanın erdemi varsa, o ancak kendi yarattığı erdem olabilir. Bunu anlatamıyorum ve kız arkadaşım yok. Olması gerekeni yapmaya çalışan maymunlar gibiyiz. Kız ve erkek, hiç fark etmiyor. Bizi nereye sürükledikleri kimsenin umurunda değil. Benim de umurumda olmamalı, böyle davranıyorlar bana. Kız arkadaşım yok. Artık kendimi sevdirmeye çalışmadığımın farkına vardım. Sevgi ve nefret iç içe, ikisi de tek başına yok! Bize sevmeyi öğrettiklerinde başka bir şeyden nefret etmek zorunda bırakılıyoruz. Bize sevinmeyi öğrettiklerinde başka bir şey üzüyor bizi. Kimseye anlatamıyorum. Uzun zamandır bir şeyleri anlatmaya çalışmıyorum. Bu yüzden de kız arkadaşım yok! Aşk içinde kaybediyorum. Aşığım kaybetmeye, sonsuz bir öğreniş içindeyim. Bize utanmayı öğretiyorlar ve utanılacak hiçbir şey yok. Bize kazanmayı öğretiyorlar ve sahipleniyorlar, kölelere dönüştürülüyoruz, görünmez efendilerimizin adlarıyla hırslanıyoruz. Başkaları oluyoruz ve bu hoşlarına gidiyor. Artık hiçbir şeye kızmıyorum ve bu yüzden kız arkadaşım yok. Kendimi güzel göstermeye çalışmadığımı farkındayım, olduğum halimi anlatmaya çalışıyorum benim için bu güzelden daha önemli, daha gerekli ve daha gerçekçi. Gerçeği seviyorum ve bu yüzden kız arkadaşım yok. Onlar alıştırıldıkları gerçek dışılıktan çok memnunlar ve ben bu şeylerden memnun değilim.
sen mutluluğa içiyorsun
bense senin mutluluğuna
ikimizde aynı bahçedeyiz
elimizde kadehler
yasak meyvenin başında
sen ışıksız dünyaya içiyorsun ben kaybolmuş ruhuma içiyorum
muTLuLuktuN
we düşLerde yaşıyordun
düşLenmesi mutluluk veren yaŞamLarda
waRLığını hiSSedeRKeN
yokLuğunu yaşıYorduM
we yaşanılası hisLerimi tutuştuRmaya zoRLuyoRduN
ateşe tutSaktıN
kurtuluş fısıldıyorduN yaŞam ziNciRlerine,
açmıŞ göğsünü ibLise
seWgi diLeniyoRduN...
Tüm bu fotoğraflar Paris Dekoratif Sanatlar Okulu'nda öğrenim görmekte olan iki kişiye aittir ki buradan alınmıştır.
Onlar Akiko Ida ve Pierre Javelle



Sevgili Hafif Apartmanı sakinleri,
Daha önceki "hafiften içmeye gitme" organizasyonumuzu bilenler bilir. Çok eğlenmiş, çok hoş paylaşımlar yaşamıştık.
Efendim, genel istek üzerine (vallahi atmıyorum! Birçoğunuz bana özelden mesaj attı, çilek bir organizasyon daha yapsan, diye)...Evet, ne diyordum?...Genel istek üzerine yine bir fasıl gecesi düzenlemeye karar verdik.
19 Ekim 2007 Cuma akşamı toplanıyoruz yine Nevizade taraflarında. Mekan henüz ayarlanmadı. katılıma göre konuşulacak adamlarla. Bol katılım bekliyorum bu sefer. Geçen seferki gibi geliyorum deyip de gelmeyeni yolmaya kararlıyım:)
katılmak isteyenler bir zahmet buraya yorum düşüversinler.
biz de sayıya göre yer ayarlayalım.
bekliyoruz.