
Kışkırttığı ufak köpeğin kovaladığı koca çocuk
Bir bakıyorum deniz fenerinin dibinde mahçup bir ufaklık
Pardon, bir porsiyon deniz suyunda makarna alabilir miyim?
An geliyor güldürüşlerinin her karesine gizlice hüzün bürünüyor
Usta mikser, yağı fazla kaçanı da, harcı eksik olanı da, tadı tuzu olmayanı da, yumurtanın sarısını da beyazını da ne de güzel karıştırıyor.
Gün geliyor, satır aralarında yalanlara küsüp bir duvar arkasından etrafı izliyor
Daha Kosta Rika sahilindeki deniz kaplumbağalarının yumurtalarından omlet yapacaktık değil mi?
Kenef bülbülü gibi öten dillerin bileyicisi, boyozların efendisi, alafortanfonik hikayelerin usta kalemi.
Yaşamak sanattır işte iğne deliğinden geçerken zaman.
Yaşıyormuş gibi yapan, aldığı nefesin değerini bilmeyenlere inat,
Hümanizmin desenlediği düşünce ufkunla ince motifler işliyorsun hayatın kapılarına
Şimdi diyeceksen bu fotoğraf neyin nesi deja diye, onu da açıklayayım.
Birilerini birilerine benzetme rahatsızlığım yoktur, ama sen bir Patch Adams oldun arkadaşım.
Bu tarihi atlamak olmazdı deniz insanı
Doğumgünün kutlu olsun
Yüreğindekiler kaderin olsun
NİCE SENELERE.. dostum
Günboyu binmeye tereddüt ettikten sonra buradaydı işte. Kursak derdi ağır basıp, içine işlemiş deniz korkusunu yenmiş, feribotun Harem’den kalkan son seferlerinden birisine binmeye cesaret etmişti.
Trenlerin tempolu süratine alışmış yorgun ayakları, daha attığı ilk adımda devasa ataletiyle bu yekun metal gövdeyi yadırgayıverdi. Soğuk rüzgar denizin yüzünü buruşturup, küpeşteden birkaç aracın olduğu geminin kıç tarafında doğru esti. Hissettiği ürpertiye aldırmadan, hızlı adımlarla feribotun sol kenarından ilerleyip, dar ve paslı merdivenleri takip ederek yukarıya çıktı ve yolcuların olduğu bölüme doğru yürüdü. İçeridekiler, sadece oradaki kalorifer petekleri çalıştığı için yolcu salonunun sağ tarafında toplanmışlardı. Göz göze gelmemek için farklı yönlere dönmüş çay içen iki kişi, ayakta dikilen bir delikanlı, bir anneyle çocuğu, koltuğa gömülmüş yorgun bir kadın, hepsi topu iki elin parmakları adedinceydi tüm yolcular. Çocuğunu uyutan anne, gözlerini karşı koltukta yatan oğlundan kaldırıp, ona elindeki iğne setlerinin fiyatını sordu. Bir diğeri bir örnek aldı. İnceleyip geri verdi .

Rahatlıkla "fobi" olarak değerlendirebileceğimiz bu enteresan olayın, yaratılıştan hassas insanlarda, kan görmekle -ki bu bir filmde bile olabilir- tetiklenen fenalaşma hissi, göz kararması ve en sonunda da bayılmayla sonuçlandığını biliyoruz..
Kan görülmesi dışında "aşı olmak" ya da "iğne yaptırmak" gibi tıbbi müdahalelerle karşılaşan bu tür insanlar, yine aynı reaksiyonları gösterirler..
Yorumsuz olarak direkteman gelen maili aktarıyorum:
Kerstin Busch
Massweiler Str. 4
D-66509 Rieschweiler
Germany
Hello,
my name is Kerstin , I am thirteen years old and I collect any kind of
advertising pins. Today I have a big desire to you:
I think, that you could have pins from your company and I would
like some, too. It will be wonderful if you can send them to me.
I have already over 9000 pins and my older brother had the
idea to make a homepage in the Internet for me and my collection.
It is available now and if you like, I would be very happy, if you
can visit my homepage.