Çoğumuzun alışmış ya da mecburen alışmak zorunda bırakıldığımız, ''mutfakta vakit geçirme’’ olayına, çok takıldığımı söylemekten hiç vazgeçmedim.
Güzel yenilen bir akşam yemeğinden ya da sabah kahvaltısından sonra bırakılan kirli kaplar, her şeyin cazibesini bir anda yok eder.
Şöyle hayalimde canlandırıyorum, 1.90 boylarında, yeşil gözlü, sağlam popo kaslarına sahip bir erkeğin, kendi yakışıklılığının farkında olmadan, ukala ve gerik bakışlardan uzak, ‘’Başka silinecek bir yer var mı canım?’’ deyip ortalığı büyük bir ciddiyetle toplamasını..Sanırım, aşk sınırlarımı bir hayli zorlar..
Ya da,
''Yemeğimiz olmak üzere, sen biraz yorgun gözüküyorsun, lütfen otur, dinlen’’.. Erkeğin bu cümleleri karşısında titreyebilirim.
çocuğu herhangi birinizden yapabilirim.
iş arıyorum evet..
3 ay oldu şirket kapantı, 2 senedir düzenli olarak çalıştığım iş yerimin adana şubesi kapatıldı ve istanbula taşındı. ilk aylar güzel geldi boşa düşmek, serbest ve umursamaz şekilde boş boş gezmek. daha sonra tükenmekte olan paranın devri alemi.
iş arıyorum çalışmak istiyorum. vasıflı bir insan değilim.
pasif bir satıcı larak büroda çalışıyordum. aktif satış yapamam ve doğal olarak kendimi satıcı ya da pazarlamacı olarak tanıtamam.
çok iyi şoförüm...
iyi iş takibi yaparım...
adana da yaşıyor ve ikamet ediyorum...
evliyim, çocuk yok...
tanrıya şükür evim var, o da olmasa bittiğimin resmidir...

ingiltere ulusal istatistik bürosu bir araştırma yapmış ve insanların meslek gruplarına bağlı olarak ortalama yaşam sürelerini incelemiş. sonuçlar hayli ilginç. grafikte de görülebileceği gibi üst düzey yöneticilerden işçilere doğru hiyerarşik sıra boyunca hayat süreleri de kısalıyor. araştırmaya göre 25-64 yaş arası için düzenli bir işte "koltuk sahibi olmadan" iş yaşamını sürdürenlerin 25-64 yaş arasında ölme olasılığı üst düzey yöneticilere göre 3 kat daha fazlaymış. bu oran 25-29 yaş için 4 kat oluyor.
Hayatımızı sorguluyor muyuz? Neyi neden istediğimiz biliyor muyuz? Sabah uyandığımızda neden o odada o yatakta uyandığımızı, neden o evde, o sokakta, o şehirde oturduğumuzu sorduk mu? Niçin bu işi yapıyorum, yapmak zorunda mıyım, daha çok kazanabileceğim, daha çok sevebileceğim bir iş var mıdır acep diye ne sıklıkta düşünüyoruz? Daha iyi bir alternetif var mı diye hiç merak ettik mi?
Heroes'un bir bölümünde "insan gün gelir mutlu bir hayatla anlamlı bir hayat arasında seçim yapmak zorunda kalır" diyordu kahraman. Doğrudur efenim. Çoğu zaman anlamlı hayatlar insanı, insan da diğer insanları mutsuz eder. Yani diyceğim o ki bir hayatı hem anlamlı hem de mutlu kılmak zor iştir, başarabilene de ne mutludur.