
mengenede ruh;
sığıntı kimliğimin
son yükü.
duyulmasın desem de iniltiler,
görülmesin desem de silikliğim,
ne yana dönsem,
ne yana atsam benliğimi,
kurtulamam!
peşimde bir çift göz.
“güzel günler” düşleriydi
tüm uykularım.
yaşamak yürüyebilmekti
özgürlüğe.
ve aşkın ateşiydi
bedenimi ısıtan.
oysa şimdi geride kalan;
cılız ürkek bir köz.
Nasıl bir kazmayım ben ya, bu kadar haketmeyen bir adama aşığım ya! Unutamıyorum. Arıyorum. Kimseyle uyuyamıyorum. Kimseye niye yemek yapmıyorum onun dışında, hizmet etmiyorum.
Bu kazma sanki anlıyor? Odun! Ya hak ediyorum ben. Yapma o zaman. Hayvan. Ne var. Hani bi laf var ya, deveye diken insanı siken aynen öyle..
Adam nasıl ya, hasta ediyor beni, hiç kaile almıyor, bu kadar mı odun olunur onca güzel lafa bir şey demiyor. Ama sorun onda değil ben de. Ben arızalıyım. Kazmalık ben de. Dünyada adam kalmadı.
Böyle çıldırtan bir adamı niye özlüyorsun ya! Kazma. Nerde benim karizmam ya. Bakma yüzüne köpeğin. Arama, görüşme.