Bütün bu iğrençlikler birikiminde yaşarken 'aşk' süslüyor dünyamızı. Ve biz memnun değiliz ondan... getirdiklerinden götürdüklerini çıkarıoz parçalara bölüoruz barajlar çekioruz aramıza... Saldırıyoruz Hiroşima' ya döndürüyoruz aşkı.. Ve sadakat'le saldırıyoruz Sadakat en güvendiğimiz bombamızın adı....Aşkı bir vücuda zincirleyen bir terim gibi.. Zorbalıkla kişiyi isteklerinden yoksun bırakan herhangi bir silah gibi.. Hiç anlayamadığım ve belkide hiç anlamak istemediğim bir alışkanlık... Ama yinede olduğu gibi saygı duyuyorum sadakatin kendisine .. Her ne kadar sadakatin ortaya çıkışını aşka bağlasakta zıt kavramlarmış gibi geliyor bana.. Birde biz insan niteliği taşıyan insanların , insanları insan niteliği taşımakla suçlarkenki gibi komik yaptırımlar uygulamasınada şaşıyorum sadakate...Aşkı tek başımıza sahiplenirken ihaneti 3 kişiyle taşıyoruz..Ve aşkla sadakatten aynı cümlede bahsediyoruz.. demokrasi gibi aslında nereye çeksen geliyor. Yinede geniş bir kitle sadakatiyle birlikte almış başını gidiyor...
En iyi bir kaç arkadaşımın sevgilileriyle birlikte olduğum için kendi kendime uydurduğum bir savunma mı bu?
Sevdim…
Ben sizi çok sevdim.
Umutsuzlukta da sevdim, umutlarımda da
her güneş batışında
ve ay pencereme doğarken de sevdim.
Üzüldüğümde oldu severken, kırıldığımda;
ay ışığının gözyaşıma vurduğu da.
Yalnızlıktan bıkarken sevdim, tedbirsizce
yıldızların bulutların aşkına sevdim;
acımaksızın kendime.
Fırtınamda da sevdim sizi, felaketimde de,
boğazımdan bir lokma geçmediğinde de…
Kaderimden de sevdim sizi, yüreğimden de
beynimle, gözümle, kulağımla
kim bilir belki de ahmaklığımla sevdim…
Bir sahil kasabasında ıssızlıkla mücadele ederken de
bir sarp geçitten yalın ayak yürürken de sevdim sizi.
Yalın bir sevda masalını
bir kaç güzel sözle donatırken de
bir samyelinin, odamın perdelerini keman melodisiyle süslediğinde de
bir kardan adam misali erirken de sevdim.
Hunharsızca sevdim sizi.
Titrek mum ışığının gölgesinde
Hayalinizle konuşurken de
Derin derin dalıp; gizli gizli ağlarken de.
Bırakalım sizli bizli resmiyetlerin sığlığını da
ben birazda SENİ seveyim…
İlk sevgilim anal istediğim için terk etti. İkincisi Oral istediğim için… Üçüncüsü ise anal sonrası oral istediğimden;
Dördüncüsü sabah uyandığımda “sen kimsin?” diye sorduğumdan bırakıp gitti.
Beşincisi sigara içmediğimden – o zamanlar- “çocuksun” dedi terk etti.
Altıncıyla yollarımız, ablası olan beşinciyle beraber olduğumuz ortaya çıkınca ayrıldı.
Yedi, sekiz ve dokuz aynı döneme denk düştüklerinden bana muhalefet şerhi koymakta gecikmediler oy birliğiyle… En azından biri kalamaz mıydı?
FASTFOOD AŞKLARA DAİR
Herkes âşık olmuştur hayatının bir döneminde, sevmiştir veya sevilmiştir. Sevdiğini söylemiş ama reddedilmiştir. Hemen başkasını sevmiştir o da. Nedendir bilinmez ama sevmek bizim için dünyanın en basit düşüncesidir. Karşısındakinin onu sevmediğini anladığı anda onu unutur ve yeniden aşık olur başka birine, dün hayatını yoluna serdiği, ateşler içinde yandığı, onu gördüğünde kalbinin fırladığını hisseden o değildir çünkü reddedilmiştir ve onu reddetmeyecek başka biri mutlaka vardır kim mi? Şu bir dakika önce gördüğü kişi
Varlığınla yokluğun arası yaşadığım hayatın perdelerini tamamen kapattım bugün.Hayalinle avunmaktan,beynimdeki gelgitlerden ve sana ait herşeyden arındırdım ruhumu.Herşeye rağmen hatıralarımda hep o içten gülümsemen kalır diyodum,hatıran bile kalmadı artık...
Yanlış üstüne yanlış,hata üstüne hata...Hayatıma girdiğinden beri tek ezberlediğim şey bu.Nasıl bu kadar ucuz bir romanın kahramanı oldum anlamış değilim.Sen daha kendi kişiliğini bile kazanamamış benim için kocaman bir sıfır anlamına gelen bir karaktersin artık.Kendi yaptıklarına bile bi anlam veremezken,kendini bile tanıyamamışken seni için yapılanları nasıl anlamlandırasın ki..??Emeklemeden yürümek,yürümeden koşmaya çalışmak.Ateşi hissetmeden bilemezsin acısını...Sevmemişsen hissetmezsin ayrılığı,umut etmeden bekleyemezsin koşulsuzca ve yaşamadan ihaneti kalbinin duvarlarını örmeye cesaretin olmaz.
Daha gidecek çok yolun var senin.Her düştüğünde kanayan yaralarını saracak bir ecza dolabı olmaz yanında unutma.Acıya herzaman gülemezsin ve hayatın kanlı duvarlarına bir kez tırmandığında bu serüvenin asla sonu gelmez...
29.05.2007
Sen gittin…
Hayalinle baş başayım artık…
Hani şu; “senden vefalı” hayalin,
hani şu; giderken bıraktığın son izlerin
ve gözlerin resimlerde;
utanmaz bir tebessüm;
“baktıkça” kanayan yaram,
“bakmadıkça” bir özlem, bin meram…
Yokluğunla vurulup düştüm yerlere;
Ne elimden bir tutan,
ne de elini bir tutsam…
Saat yine geç oldu!