Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Büyük Düşün Küçük Öde"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

ihanet hakkındaki yazılar:

Bizim tattıklarımızı sizinde de tatmanız dileği ile,vefasızlara

\
>
Düşündüm de genelde biten birliktelikler de hep tek taraf üzülüyor acı çekiyor ve ayrılmak istemiyor. Şöyle etrafıma yaşanmışlıklarıma bakıyorum. Evet evet.
Anlaştık canım aramızdaki sevgi bitti birbirimizi yıpratmaktansa ayrılmaya karar verdik. Koca bir yalan. Birisi hırtlık etmiştir diğeri de bunu kabullenmeyip istemeyerek içi acıyarak bu koca yalanı söylemek zorunda kalmıştır. Yalnız kaldığında günlüğüne yazdığı yazılar. Buyrun

13 ahkam var

Hikayemiz orta halli her bekar erkeğin başından geçebilen, ayrıntıları farklı olsa da temelleri değişmeyen bir kısırdöngüden ibarettir. Er kişi, zaten mutsuz olduğu işinden, yenisini bulamadığı için ayrılamamakta, iyi-kötü bir düzen tutturmuş, yaşayıp gitmektedir. Düzenli bir ilişkisi vardır, ve iş dışında kalan tüm zamanını bu kişiyle geçirmektedir. Kadınımız, gerek güzel yüzü ve tavırları, gerekse tuttuğunu koparan yapısı ile, iş yaşamında ki merdivenleri üçer beşer atlamakta, hata affetmeyen tavrı ile üstlerini bile birer birer devirip doruğa koşmaktadır. Er kişi ise, evlilik müessesinin maddi temelleri üzerine ciddi ciddi düşünürken, ülser olma yolunda ilerlemektedir.
Çiftimiz her buluşmalarında dişinin hayatındaki zorluklar üzerine konuşmakta, erkek sorunları dinleyip, kadına çözüm üretmekle uğraşmaktadır. Bu arada kadının çevresi genişledikçe erkeğin içi daralmakta ama birşey söylememektedir. Serde delikanlılık da vardır. Lakin hayat erkeğin değer yargılarından daha hızlı değişmekte, sadece şehirler arası bir otobanın yanındaki çimenlik alandan hergün gelip geçeni seyredip akşamına yuttuğu eksoz ve tozlarla birlikte kendi deliğine dönmektedir.
Derken erkeğin pamuk ipliğine bağlı düzeninde bir deprem olur. Önce işten çıkarılır, yerine daha az paraya daha çok çalışabilecek bir yeni mezun seçilmiştir bile. O güne kadar ki çalışmalarına teşekkür edilir, 3 kuruş bir tazminatla kapıya kadar uğurlanır. Halen umudunu ve iyimserliğini yitirmemeye çalışan er kişinin telefonu acı acı çalar. Annesinin uzun süredir mücadele ettiği rahatsızlığı kritik bir evreye girmiş ve hastaneye yatırılmıştır. İş bulana kadar idare etmeyi düşündüğü tazminatla ilgili kurduğu tüm planları en yakınındaki çöp tenekesine bırakır. Koşar adım, havaalanına gider (kahramanımızın ilk uçuş deneyiminin kötü bir haber olması ayrıca manidardır, bunun da farkındadır).
Uçaktan iner inmez hastaneye koşar. Doktorlarla konuşur. Umut vardır. Ama beklemek şarttır. Metin olmak gerekmektedir, zira tedavi süreci uzundur. Tedaviye verilen ilk tepkiler olumlu da olsa, beklemelidir. Hastane bahçesinde baba ile saatlerce oturulan günler başlamıştır. Herkes iyi görünmeye çalışmaktadır ama kimse iyi değildir. Yeni bir keder eklememek için işten ayrılındığı söylenmez, ücretsiz izin aldığı yalanı sıkılır. Herkes inanmış görünür. Yoğun bakımın kapısında beklenmekte, ağır hastaların, çığlıkların, vefatların sedye sedye geçit töreni izlenmektedir hergün. Cep telefonu uzakta ve merakta kalan eş-dostun soran sessiliklerini doldurmak için kurulan cümleleri dillendirmek için bir araçtır. Ayakta kalınmaktadır, kalınmak zorundadır.
Çok geçmeden, bir iki gün içinde sevgili arar. Sinemaya gidilsin midir diye sorar. Durum kısaca özetlenir. Çok üzülür, o da teskin edilir. Herşey düzelecektir. Geri dönünce görüşülecek, kaldığı yerden hayat devam ettirilecektir. Elimden gelen birşey var mı, geleyim mi sorusuna kibarca hayır yanıtı verilir. Herkesin sıkıntı çekmesine gerek yoktur. Kısa sürede iyileşme gerçekleşecek ve pay-i taht’a geri dönülecektir. Her gün düzenli görüşmeler devam eder. İçinde iş yaşamında görülen aksaklıklardan, insanların salaklığında, bu işle böyle yürümezlerden bir demet de her daim bulunmaktadır. Ancak hastada görülen iyileşmeye ters orantılı olarak bu telefon görüşmelerinde bir sıkıntı vardır. Öncelikle gittikçe kısalmakta ve bir rutine binmektedir. Tamamen zorunluluktan yapıldığı dişi tarafın ses tonunda hissedilmekte ancak tüm çabalara ve iltifatlara rağmen girilen yolun geri dönülmezliği hergün biraz daha aydınlanmaktadır. Derken tam da umutların en yeşil olduğu hastaneden taburcu olunacağı haberinin alındığı gün telefondan ustura gibi bir ses gelir:
- Ne olacağız biz?
Nasıl yani diye sorulur ama, lafın nereye gideceği bellidir. Doldur boşalt ve yan pas yapmaktan başka çare yoktur. Ne sorulduğunu dikkatlice irdelemek gerekmektedir. Çünkü sorunun ne yeridir, ne zamanıdır, ayrıca verilebilecek somut bir yanıt olmaması da ayrı bir dezavantajdır. En güleryüzlü maske takılır, şaka yollu yanıtlar verilir ama dişi aptal değildir. Kaçak dövüşüldüğünün, er kişinin bir yanıt veremeyeceğini bilmektedir. İyice üstüne gider, annesinin ağzını aradığından, artık yaşının geldiğini söylediğinden, bahseder. Er kişi şimşeğin çaktığı bir sürede bin düşünce ile boğuşmaya başlamıştır. Elindeki para bittiği için günlerce sadece ucuzundan çorba içmiş, midesini ateş basmıştır. Kilo vermiş, yüzüne bir karaltı çökmüştür. Bunların yanında evlenme hesapları yapılan listelerin uzunluğu ve maliyetlerin bol sıfırlı tabloları gözünün önünde uçuşmaktadır. Kaçacak yer yoktur, zaman istenir; gelince konuşuruz denilir. Gelince farklı mı olacak yanıtı alınır. Kan; artık er kişinin beynindeki basıncı şakaklarındaki zonklama ile hissettirmektedir. Şimdi konuşamayacaktır, eve gidilmesi gerekmektedir. Hastaneden çıkış yaptırılacaktır. Beyhude bir “görüşürüz” ile görüşme sonlandırılır. Hasta taksiye bindirilir. Yalandan bir gülümseme takınılır. Son 3-5 kuruşla taksi parası ödenirken, alınması gerekli ilaçların katkı payı üzerine kara kara düşünülmekte, bir yandan da ihanete uğramışlığın yüreğe düşen koru soğutulmaya çalışılmaktadır.

Devam edecek...

9 ahkam var

Bu nasıl bir haddini bilmezliktir. T.B.M.M de bir vekil, çıkıp teröristlerin kardeşi olduğunu söyleyebiliyor. Üstelik bölücü terör örgütüne hiçbir Kürt vatandaşının terörist demeyeceğini söyleyerek, kendi kirli hesaplarını bütün Kürt kökenli vatandaşlarımıza yaymaya çalışıyor. Kürt halkı içinde istedikleri desteği bulamayınca bu tip emrivakilerle hem aradıkları tabandaki desteği bulmaya çalışıyor, hem de yüzyıllardır etle tırnak gibi birbirine kaynamış toplumumuzu kışkırtmayı amaçlıyor. Çünkü gerek Irak sınırın da konuşlanan kahraman Mehmetçiğimiz sayesinde, gerekse İran’ın vurduğu darbeler yüzünden bölücü örgütte çözülmeler yaşanıyor. Dağlardaki karanlık mağaralarında pişmanlık içinde kaçma planları yapanları ölüm cezasıyla sindirmeye çalışıyor, örgütün yönetim kadrosu.
Çünkü artık yalnız kandırılanlar değil onların birer piyon olduklarını, beş yaşında çocuklar bile biliyor: Bu kanlı ihanette örgütün liderleri ve yakınındakilerin dışında kimsenin bir menfaati yok! Onların istediği, dışarıdan gelen paralarla sürdürdükleri küçük saltanatlarının bekası için maşa olacak, söz dinleyecek kalabalıklar..
Ama çok yakın da kirli emellerinin bataklıklarında boğulacaklar. Çünkü bizler kör değiliz. Bu ülkenin en sevilen sanatçıları içinde, en çok kazanan iş adamları arasında Kürt kökenli yurttaşlarımız olduğunu göremeyecek kadar kör değiliz.
Hep beraber yedi cihandan gelmiş düşmanları bu ülkeden kovmayı bildiysek, üç beş çapulcunun hakkından gelmeyi de biliriz. Eğer teröristler o kendini bilmezlerin kardeşiyse, kalanı da bizim kardeşimiz. Hodri meydan!

7 ahkam var
\

Karanlik karanligi cekermis , aydinlikta aydinligi.... Aydinlik karanliktan neler cekti gizli sakli.
Karanlik cazip bir davetti, etkin bir büyüydü sanki.... Maske üstüne maske geciren bir yüzdü o,
yalandan beslenen hilebaz, hisleri kullanan sahirdi..... Aydinlik ki bunlari dagitmak icin vardi..
nihan olani asikar etmek icin, egri adina ne varsa dogrulamak icin..... İhanet- yasak örtüslerin
tercümani oldu hep, yalnizca sadakat keskin kiliciyla boynunu vurabilirdi onun..... Dilekler dile
geldi bir bir....Özlemler öze dayandi....can canani .. karanligin ölüsü.. hakikat sahiline vurdu..
kelimelerin hepsi isik kesilsin birer birer, kötülük kalbinden vurulsun.... düsünüyorum
..düsündügümü düsünüyorum...unutmamisim..unutsa idim unuttugumu unutur hatirlayamazdim, demekki
unutulmuyor..

4 ahkam var
Etiketler: , ,

bizim hikayemiz yaklaşık 1 ay önce başladı.. ilk gördüğüm an evet bu kız o olabilir dedim.. hergünümüz beraber geçiyordu ve ben gittikçe bağlanıyordum bir an bile onu ihmal etmiyordum her an yanındaydım ve günlerimiz kısıtlıydı... önce söyleyemedim sevdiğimi çünkü kaybetmekten korkuyordum ama en sonunda söyledim yorum yapmadı. hoşuna gittiği belliydi yaşamak istedi ve bende hiçbir zaman hiçbirşey için zorlamadım onu.. taa ki o beni zorlayıp birşeyler isteyene kadar.. çok güzel saatler geçirdik ilkim sen oldun dedi benim için gurur verici birşeydi çünkü sevdiğim insanın ilki bendim ve düşünceme göre öyle kalacaktım herzaman istediğim birşeydi bu... zaman geldi ve gitti.. gidişinin üzerinden haftalar geçmişti benimle konuşmak istedi aradım ve hayatımda birisi var dedi... yıkımım mı ölümüm mü oldu bilmiyorum ama bildiğim birşey var içim yanıyordu çok ağır bir yük altında kaldığımı hissediyordum dakikalar geçtikçe yük ağırlaşıyordu... kalbim daha fazla dayanamadı ve nefes almakta zorlamaya başladı beni... ölsem daha iyi olur diye düşündüm ama birden toparladım kendimi ve ona şunları söyledim kendini benim yerime koy ve ne kadar ağır bir yükün altından kalkmaya çalıştığımı anlamaya çalış dedim bu cümleden sonra konuşulanlar pek önemli şeyelr değildi çünkü ben onu pek dinlemiyordum.. şimdi ne mi yapıyorum bende bilmiyorum ama yapabildiğim en iyi şeyi yapmaya çalışıyorum yazıyorum,yazıyorum,yazıyorum.... bu anlatılanların hepsi gerçektir bu yazıyı okuyanlar inşallah bu kadar ağır bir yükü kaldırmak zorunda kalamzsınız ve mutlu olursunuz.. benim bu 3. yıkılışım ve hepsinin sonu aynı aldatılmak.....

44 ahkam var

Hayatın içinde Huzuru mu aramalıyız heyecanı mı?

Yaptıklarımızdan pişman mı oluyoruz yoksa yapmadıklarımızdan mı, gelecekte hangisi takılır aklımıza? Bizim mutluluğumuzun yolu bir başkasının mutsuzluğundan geçiyorsa, değiştirmeli miyiz yolumuzu?

Aslında bizler en büyük savaşı kendi içimizde veriyoruz. Birbiriyle çelişen duygularımızla hırpalanıyoruz, kimsenin görmediği bir savaş alanı gibi içimiz, duygularımızdan hangisi galip gelirse gelsin, patlayan duygularımızla birilerinin vurulacağını biliyoruz artık.

Bilinmeyenin bizde yarattığı o çıldırtıcı merakın peşinden mi koşmalıyız yoksa bilinmeyenden saklı olana duyduğumuz korkuyla geri mi durmalıyız.
Hangi tarafı tutarsak tutalım neticede yine de bir tarafımıza ihanet etmiş olmayacak mıyız, ihanetsiz yaratılamayacak bir geleceğin yükünü taşıyabilecek kadar güçlü müyüz? Kaçsak, gidecek yerimiz yok, kendi kendimize tutsağız, savaşsak vuracağımız başkalarıyla birlikte yine kendimiz olacağız.

21 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu