Geçtiğimiz günlerde, New York Ellis Adası Müzesi’nde, Visas For Life adlı serginin açılışında düzenlenen Yahudi Soykırımını Anma etkinliğinde bir Türk diplomatın da anıldığını biliyor muydunuz (diye sorsam çok mu ukalalık yapmış olurum)?

Selahattin Ülkümen, Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başladıktan sonra Roma, Bern, Tahran, Beyrut Büyükelçilikleri’nde çalışmış, II. Dünya Savaşı sırasında Rodos’ta başkonsolosluk yapmış bir diplomat. 1944 yılı, kurtardığı 42 kişi için hayata devam, eşi içinse hayata veda yılı olmuş.
Hibakusha, Nagazaki ve Hiroşima'da patlayan atom bombasından sonra hayatta kalabilmiş insanlara deniliyor. Bu terim yıllardır güncelliğini koruyor; çünkü etkileri halen devam ediyor. Nesiller de işin içine girince olayın rengi değişiyor. Hamile olup kurtulan bir anne hibakusha olmakla beraber, doğurduğu yavrusu da bu kategoriye giriyor. Japon hükümetinin verilerine göre 31 Mart 2007 itibariyle 251.834 Hibakusha halen hayatta. Bu da işin ciddiyetini gösteriyor.

Hibakusha hakkında detaylı siteler olduğu gibi bir de kitap mevcut. Stud Berkel tarafından kaleme alına eserin adı "The Good War: An Oral History of World War Two"
Kitapta mağdurlarla söyleşiler var.
İran 14 adet casus (Mossad ajanı ) sincap ele geçirmiş..
Sicapların üzerinde kamera,GPS aygıtı ve dinleme aygıtlarının bulunduğunu açıklayan İran bunların mossad'ın işi olduğunu açıkladı.
İlginç bir bulgu:İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik kuvvetler Fransa’dan istihbarat aktarmak için güvercinleri casus ( ajan ) olarak kullanmış.
Hayret doğrusu bu zamanda sincaptan casus olu u diyenlere..
Buyrun olmuş bile!
Bir şey daha size; ABD'de yunusları bu iş için kullanıyormuş!
Avrupa Birliği Nasıl Doğdu? Avrupa Birliği’ne desteğin gitgide düştüğü bugünlerde Avrupa Birliği’nin tarihini gözden geçirmek ne kadarımızın hoşuna gidecek bilmiyorum. Ama elimden geldiğince objektif bir şekilde Avrupa Birliği’nin kuruluşunu açıklamaya çalışacağım. Avrupa Birliği’ni insanlara anlatmanın şu an her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyorum (umarım dilim döner)


Nette gezerken rastladım ve ilgimi çekmesi üzerine sizlerle de paylaşmak istedim. Aşağıdaki yazı Uncle John’s Legendary Lost Bathroom Reader isimli kitaptan alınan bir yazıdan çeviridir.
Japon uçaklarının Pearl Harbor'a saldırısı Amerikan tarihinin en dramatik olaylarından birisidir ve bu saldırı ile ilgili akla gelen birçok soru var. Başkan Roosevelt böyle bir saldırıdan haberdarmıydı? Öyleyse neden saldırıya karşı neden savunma yapılmadı? Bu olayın bir komplo olabileceği hakkında bazı görüşler:

''Çok uzakta bir köy var, gitmesek de, görmesek de O köy bizim köyümüzdür'' Evet, Belçika'nın Faymonville köyünden söz ediyorum. Bu köyün yaşayanları kendilerini 8. yüzyıldan bu yana Türk olarak nitelendiriyorlarmış. Hatta bu sayede 2. dünya savaşını hasarsız atlatmış bir köy olduğu söyleniyor. Ancak bu köyün halkı her ne kadar kendilerini Türk olarak tanımlasalar da, Türkiye'ye kırgınlar.
Ben de Belçika'da yaşıyorum ama daha önce varlığını bile bilmiyordum böyle bir köyün. En kısa zamanda köye uğrayıp, ahalisiyle bir kahvede hem pişpirik atıp hem de bu konuyu uzun uzadıya konuşmayı düşünüyorum. Ayrıntılar burada
