
MODİFİYE HAYATLAR
Bir ömür. Hiç bulamadığım adam, hiç bulamadığım kadın.
Kaybolmuşuz birbirimizin içinde.
Birbirimizi HİÇ anlamadan birbirimizin içinden geçmişiz. Birbirimiz bitirmişiz.
Kendimiz bitmişiz. Ömrümüz- ömrüm geçti. Elim-izde hiç bir şey yok. YOK.
nedir bu? Neyi arıyoruz?
Kaybolduğumuz yollarda kendimizi bulsak kaybettiklerimize DEĞER diyeceğim.

Tortu sadece. Kalıntı. Boudrillard’ın dediği gibi sadece kalıntıdan ibaret yaşadıklarımız. Anlama ulaşamadan modifiye edilmiş zırhlı hayatlarımızda kendimizi kaybederken, kazanacağımıza geriye kalan yalnız, kalıntı oluyor şimdilerde.

Adamın biri. 34’ünde. Yorgun değil, kedisi aksini dese de..Kadın daha genç. Kendini çok daha yaşamış, yorulmuş duyumsasa da. Adam iktisat hocası, doçent. Ukala biraz, kendinden emin. Hoş sohbet. Kadının rahat tavırlarına bol kahkaha atan... Kafa dengidir vesselam. Kadının ilgisini çeker.
Tanışırlar, sohbet devam eder; sevişirler hoşluk devam eder.
Kadın korkar, her şey o kadar iyi ki.
Aramaktan korkar, sesini duymaktan. Görmekten korkar, dokunmaktan, sevişmekten korkar.
Ve tabii ki, görmek istediği, sohbet etmek istediği, öpmek istediği, sevişmek istediği halde kararsız kalır. Adamın belki bir özledim lafına bakar, korkusunu yenmek için. Lakin, adam öyle değildir. Saygı duyarım, kendini iyi hissedince görüşürüz der kadının beklemediği bir yanıtı vererek.

Açık bir yarayı kanatmak gibi sesini duymak...
‘Bilirim ki insanlar değişmez.’ Dedim.
Değişen var mı? Değişim vardır dedin. Elbette uçmak, kitaplar, seks, heyecan, yeni bir koku gibi mesela...
Sadece ‘Açık bir yarayı kanatmak gibi sesin.’ ‘Ben buradayım.’ Demen.
Evet oradasın. Orada.
Yıllar geçti, değişmedi hiçbir şey. Herkes kendi hayatını yaşıyor. Kimse kimsenin hayatına kalmıyor...
Geçiyoruz birbirimizin hayatından. Sen bende izler bırakarak, ben sadece yaşanmış olarak...