
Radiohead de çalışmalarının internete sızması konusundan muzdarip gruplardan biri. Biriydi demek aslında daha doğru olacak ama bu konuya gelmeden önce grubun sondan önceki üç albümüne bir göz atalım... Yıl 2000, Radiohead’in merakla beklenen albümü “Kid A” piyasaya çıkmadan 3 ay önce internete düştü. 2001’de “Amnesiac”ın ilk mikslerinin kopyaları stüdyadan çalındı ve albüm daha tamamlanamadan radyolarda çalınmaya başladı. 2003’e gelindiğinde ise “Hail to the Thief” yine planlanan tarihten aylarca önce elektronik ortamdaki yerini aldı. Bu arada internete sızmasaydı satış rakamları azalır mıydı, artar mıydı tartışmalarını başka platformlara bırakacağımız “Hail to the Thief” albümünün piyasaya çıktığı ilk hafta 300.000 sattığını belirtmekte de yarar var. Bu üç albümün de öyle ya da böyle daha piyasaya çıkmadan önce Radiohead hayranlarının büyük çoğunluğunun eline geçmiş olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Şimdi yani 2007 yılında Radiohead bu dezavantajı kendi lehine çevirecek stratejik bir hamleyle tüm piyasayı şaşkına çevirmiş durumda.
15:23 . ardımda zaman duruyor . durduğum yerde, burada, dikildiğim ve beklediğim yerde, her arkamı dönüp kulenin saatine baktığımda kendimi her seferinde, yani aslında hep aynı seferde, orada, o zamanda , 15:23'te o saate bakarken donmuş buluyorum . yani, ardımda zaman, duruyor . hmmm . yani, ardımda, zaman duruyor . bunu düşünüyorum . ve yüzümü caddeye döndüğümde kırmızı ojeli tırnaklarını masmavi ve olanaksız bir göl evi manzarasının bulutlarına asmış, çantasıyla o güzel kadını buluyorum . her seferinde, takribi 20 dk.'lık bekleyişin sıkıntısıyla şişen ve gevşeyen pürüzsüz güzellikteki yanaklarla buluşuyorum . tarifsiz dudakları, üç adım ötemde,,, sipsivri topuklarıyla beton zeminde kalbime kadar ulaşan titreşimler yayıyor . tık tık tık . beklemeyi bıraktım . yalnızca onu seyrediyorum .