aşağıdaki grafik, avrupa ülkeleri ve abd için, evrim teorisi'nin hangi ülkede ne kadar destekçi bulduğunu gösteriyor. kaynak olarak burayı ve burayı gösterebilirim.

kendimce çıkardığım sonuçlar:

2 - Eğer bunlar kutsal ise biz kutsal olmayan zavallı koyun sürüsünü neden böyle cansiperane bir şekilde korumaya çalışıyorlar?
3 - Kutsal olanlar, olmayanlar ve şeytansıların Tanrı'ları ayrı ayrı mı?
4 - Eğer herkesin Tanrı'sı ayrı ise neden bazıları kendinden olmayan 'aşağı ırk' için kendini feda ediyor?
Diyelim ki bir adam çıktı karşına. Üstelik tanıdığın biri. İnanılmaz kibar, bir o kadar alçak gönüllü. Buluştunuz, sohbet ettiniz, bara gittiniz. Grup her zamankinden daha güzel çalıyor. Yan yanasınız. Müziğin etkisinde salınırken hafiften kollarınız birbirine dokunuyor. İçinde bir sıcaklık.. Daha fazlasını isterken aslında bunu kendine dahi itiraf edemiyorsun. Müzik, votka ve sanki her şey iyi olacakmış gibi bir duygu.
Film bundan sonra devam eder. Grup çok iyi çalmaktadır, küçük dokunmalar çılgınca hoşuna gider. Gider. Gider. Dokunmalar artık daha alenidir. Sana öyle dokunur ki sımsıkı, çok güven verici. Sanki bu adamla bir ilişki olursa tam istediğin gibi olacakmış, sonunda ‘şükür’ dedirtecek gibidir her hali. Duygusal; karşıdakinin memnuniyetini sürekli kontrol etme, bilme ihtiyacı duyan ince bir adam.
Her şey o kadar güzeldir ki büyülü bir akşam gibidir. Sanki her şey şaşkınlık derecesinde güzel olmak için programlanmıştır. Sokulursunuz. Her dokunuş biraz daha yakınlaştırır. Artık birbirinize yakınlığınız açıktır. Öpüşmeye başlarsınız. Son birkaç şarkı dinleyip bir taksiye atlayıp eve geldiğinizde üzerinizdeki giysileri çılgınca çıkarmış mutluluğun en uç noktalarını yaşamaktasınızdır ‘bu adam bu kadar tatlıydı, hı’ derken. Hayallerinizin adamı gibidir. Her anlamda. Böyle bir şey yaşamadığınızı, kesinlikle aşık olduğunuzu düşünürsünüz.
Her düş yaprağından dökülür milyonlarcasının ardından. Peşine takılmaz mı hiçbir ağaç? ‘Gitme!’ demez mi? Onulmaz mı yaralar, bir kerelik olsun? Hüzün mü kokar her hayatın yeşili? Her düş ağlayanın mı yarasıdır sadece? Her olan, olanla mı yetinmeli sadece? Olan, yeter mi geleceğe? Düş , olandan bu kadar uzak gerçekleşmişken nasıl akar ömrüm gözlerimin ışığında?
Kendine aşık olmakla ne kazandın, sana aşık olanın olmayışının hayal kırıklığı ve tüm anlamları yerle bir eden uylaşımlar gibi. Kaldırılmış taşlar gibi bir daha yerine konulamazken. Tüm düşlerin yanmışken. Düşünün olmayışının acısında. Düşün olsa da acıyor için, olmasa da. Tüm olanlar seni düşsüzleştirmişken ve zamanın akmazlığında içindekilerinin akıp gitmesini beklerken, sabah gecenin üzerinden damarından geçen kan gibi geçerken sen geçemezsin düşsüzlüğün acısı hayatı anlamsızlaştırmışken..