
"Savulun kurtçuklar ben geliyorum.." dedirten bir oyun worms. O şirin karakterleriyle birbirleriyle kapışan kurtcukları yönetirsiniz. Savaştırırsınız onları. Takım oyunudur Worms. Emrinizdeki askerlerle (kurtçuklarla), karşı takımın askerlerini (onlarda kurtçuk) ezmeye çalısırsınız.
Oyunda hangi silahı ararsanız var. Kurtcuk cephanesi dolu bu oyunda. Bazuka'dan, el bombasına, taramalı tüfekten alevli silaha kadar pekçok tasarım harikası silah var elinize. Gerisi sizin kurtcuklara kalmış.
Engin ARDIÇ'ın "Sıktınız ama ha" yazısını okuduktan sonra İş Bankası'nın reklam filmi üzerinde biraz daha düşündüm.
Sadece İş Bankası değil, öncesinde Mehmet Orelyo'ya İstiklal Marşımızı okutmaya çalışan Alpet onun da öncesinde senfonik bir İstiklal Marşı eşliğinde pistlerde tur atan f1 aracı ile Petrol Ofisi.
Kapitalizmin temel araçlarından biri olan reklamda, bir milletin can damarını titreten unsurların kullanılması resmen bir sömürü. Bir çok entelin, "Türk'e Türklük propagandası" diye nitelendirdiği durum bence işte tam da bu. Etik olmadığını düşündüğüm kadar, etik değerlerin piyasadaki durumu da göz önüne alınca Ardıç, "Suç değil mi?" diye sormakta bence çok haklı. Devlet teşekkülü dahi olsa bu tür istismarların reklam sektöründe engellenmesi gerektiğine ben de inanıyorum. Bugün devlet teşekkülüne eyvallah dersek yarın özel sektör daha da ileri gidince ses çıkarmaya hakkımız olmaz.

Cem Yılmaz, İstiklal Marşı'na bir tür nazire yazmış ve adını "İstikbal Marşı" koymuş. Sevilen komedyen, şiirinde memleket meselelerini kendi tarzıyla irdelemeye çalışmış ve ortaya çok ilginç dizeler barındıran bir "sosyal mizah" yapıtı çıkmış.
İlgiyle karşılanan şiir ve konu ile ilgili detaylar burada.
