Ankara Tandoğan, İstanbul Çağlayan ve sırada İzmir ! Cumhuriyet adı altında miting erin ardı arkası kesilmiyor. İzmir'de kadın kuruluşları birliği, miting yapmaya hazırlanıyorlar ve çalışmalar şimdiden başladı. Şimdilik tarih belli olmadı fakat hafta sonuna kadar belli olacak.
Şuradaki habere göre;

Kendimi bildim bileli yeni bir eve ya da yeni bir şehre taşınıyorum..
Babam bir bankada çalışıyordu ve biz sürekli bir yerlere tayin olmak ve toparlanıp gitmek zorunda kalıyorduk. Çocukluğumun hüzünlü anlarıydı onlar. Nefret ediyordum arkadaşlarımdan ayrılmaktan. Gittiğim yeni okulda ve mahallede ilk başlarda mutlaka sinir bir tip oluyordu, hatta bazen birkaç tane. Neyse ki erkek gibi kavga ederdim de bir süre sonra herşey yoluna girerdi. Ee, naparsın, çocukken işler böyle yürüyor. Kibar olmayı, empatiyi, sempatiyi vb işleri büyüyünce öğreniyorsun, mecburen.
Genç kızlığımın ilk yıllarında daha da zordu. Aşık oluyordum kendi çapımda ve sonra hooop başka bir yere taşınıyorduk. Anneciğimi hatırlıyorum...Her seferinde, "Neyse ki, koli biriktirmiştim" diye başlardı toparlanmaya:)
Bir süre sonra kendi özgür irademle dolaşmaya başladım şehir şehir. Zamanla anladım ki her şehrin bir ruhu var. Ankara'da, o gri şehirde hep bir hüzün vardır mesela. Ama çok da vakurdur. Kolay kolay yıkılmayacağını hissettirir sana.
İzmir apayrı bir olay...Capcanlı, kıpır kıpır, yaramaz bir çocuk ruhu vardır İzmir'in...Akşamları sarhoş olmak istersin körfezine dalıp şarkılar söyleyerek.
İstanbul...İstanbul için onca yazılan çizilen şeyden sonra benim haddim değil ama, bana "zor sevgili" İstanbul...Canıma okuyor, yoruyor, ağlatıyor, delirtiyor bazen, ama sonra bir gece bir bakıyorum tüm çıplaklığıyla önüme sermiş ışıl ışıl güzelliğini..affediyorum dayanamayıp...
Bu aşka daha ne kadar dayanacağım bilemesem de, şimdilik kavga dövüş sürdürüyoruz İstanbul'la ilişkimizi:)
Bilmem bu "Kalk gidelim" aklımla seneye nerelerde bulurum kendimi...Gitmeli mi kalmalı mı? Sevmeli mi İstanbul'u, yoksa,"yerim böyle aşkın ızdırabını!" deyip çekip gitmeli mi???
'ananı da al git''kes ulan sesini''serefsizler''otur ulan oturdugun yerde' gibi sozleri bize 5 senedir bizim basımızda duran insanlar tarafından bize karsı soylenmıstır.İzmir kurtulmustu ve halk cok yorgun ve bitap dusmustu.Ve Atatürk ve arkadasları trenle ankaraya donmektedirler.Kompartımana cekilirler.Ertesi gun kompartimanin kapisini calar yaveri, acar yorgun,
bitkin,kravatini yikamaktadir Ataturk. Yaveri " pasam ,
bu ne hal hic uyumadiniz herhalde niye boylesiniz"der."Ya çocuk kompartimanima yastikla battaniye koymayi unutmussunuz.Kolumu yastik yaptim agridi , setremi yastik yaptim usudum ,bende uyumadim kalktim"der.
Yaveri;"aman pasam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastikla battaniye getirirdik"der.Ve bir ulke kurtarmaktan donen komutan tarihi bir cevap verir,
der ki:"Gec farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz.
Hicbirinize kiyamadim.Onemli olan benim uyumam degil milletimin rahat uyumasi".
Evet bize bu lafları ogretenler kendileri rahatta olsunlar diye bizim paralarımızla evlatları a.b.d de okutur keyiflerine bakarlar.Bu hikayeyi insanlara anlatın ve kimlere oy verdiklerini gorsunler.ATAM SEN RAHAT UYU BU VATAN SAHİPSİZ DEGİL
Uzun zamandır en hoşlandığım şey yürümek Hemen hemen her gün işten çıktığımda, tatil günlerimde uzun uzadıya yaptığım şey. Her gün, yağmur güneş demeden, sıcak soğuk demeden bu kentte dolaşmak için çıkarım. Belli bir hedefim yoktur. Ayaklarım nereye götürürse oraya giderim.
İzmir gezmekle bitecek bir kent değildir. Sonu gelmez bir dolambaç gibi olur bazen gözümde. Ne kadar uzağa gidersem gideyim, kentin semtlerini ve sokaklarını ne kadar iyi tanırsam tanıyayım bu kaybolmuş olma duygusundan kurtulamam. Yalnızca kentte değil kendi içimde de kaybolurum. Ne zaman yürümeye başlasam kendimi de geride bıraktığımı hissederim. Kendimi sokaklardaki harekete teslim ettiğim zaman sanki sadece gören bir göze indirgiyormuşum gibi gelir. Böylece düşünmekten kurtulurum. Öncelikle huzur veriyor bu durum ve içimde sağlıklı bir boşluk oluşmasını sağlıyor.
Kırmızı panjurlu evde yaşıyorum ben. Bahçesinde tavşan elmaları var bir sürü. Okul havası katıyor bahçeye. Gittiğim lise de ve İzmir in sokaklarında çok olur. İyice kızardıkları zaman tatlarına da bayılırım. Keçiboynuzundan çok farklı değiller. Bir avuç yemeden tadına varamazsınız. Dikenlidir elinizi atıp bir avuç toplayamazsınız. Ama onları yemek dünyanın en eğlenceli işi oluyor kimi zaman.
Buraya taşınalı üç sene oldu. Evi senler önce görmüştüm. Bordoya yakın dış cephesi ve demir kapısındaki sarmaşıklarıyla uzun süre önünden gelip geçerken izledim. Bakımsız bahçesi ve hüzünlü rengi çekmişti beni içine belki bu kadar çok. Yaşanmışlık ve ardından bomboş kalma hissi. Birlikte yenen akşam yemekleri, edilen kavgalardan sonra çarpılan kapıların evin temellerinde bıraktığı izler. Çocuk ağlamaları, içeride çalınan eski bir secaattin tanyerli plağı, mutfakta mırıldanılan bir tango.
Eski İzmir hanımlarının ve beylerinin anıları bana geçti sanki evle birlikte. Belki şizofrence ama onlarla yaşıyorum artık. Akşamüstü bahçede çay içiyoruz bazen. Sokaktan bir laternacı geçiyor. rebetikolar çalarak. Mangalda demlendikçe tadı güzelleşiyor çayın. Bir yandan tömbeki kokusu dolduruyor bahçeyi. Sahilden gelen imbat çocukların saçlarında dolaşıyor. Son vapur dönüyor Karşıyaka’dan peşinde martı sürüsüyle...
Günlerce evden çıkmadığım oluyor. Huzuru bırakıp karmaşanın içine düşmekten korkuyorum. Evin içinde yürüyorum. Her santimetresini biliyorum evin artık. Her gıcırdayan tahta parçasının yerini, Tırabzanın üzerindeki küçük çentikleri, tel dolabın yanındaki gül oymalarının tüm kıvrımlarını. İki apartmanın narin duvarları ittirmesiyle her gün biraz daha küçülüyor evim.
Apartman dairelerine taşınıyor insanlar. Bir sürü insan gelip gidiyor. Sonra boyuyorlar duvarlarını. Marleyleri sökülüyor. Sanki orada kimse yaşamamış kimse sevişmemiş, hiç kimse ölmemiş, kimse ağlamamış gibi ruhsuz badana kokusuyla baş başa, hatırlanmayacak bir sürü silik ruha ekleniyor yeni komşularım.
Ben ve evim yaşamaya devam ediyoruz...

Teklifi değerlendirmek için toplanan Güncel Türkçe Sözlük Çalışma Grubu, sözcüğün Türkçenin söz varlığında bulunduğu gerekçesinden yola çıkarak "Bu sözcükten olumsuz bir anlam çıkmaz, değiştirilmesine gerek yoktur" kararına varmış. Karar resmi bir yazıyla Yeşilay’a da bildirilecekmiş.
sigara böreği isminin tıpkı "kol böreği" gibi "benzetme" yoluyla türetildiğine, bu nedenle dilbilgisi açısından kullanılmasında bir sakınca olmadığına dikkat çekmiş.