Kan kırmızısına boyanmış sayfalar
Rüzgarın çığlıklarıyla savrulan yapraklar
Bu kadar karanlığın içinde beyaz kalabilmiş tek bir kuş tüyü
Masallardan kopup gelen ankanın bir parçası
Duvarlardan akan siyah mürekkep
Burası kimsesizliğin evi
Yalnızlığın barınak kuytusu
Kapıları sonsuza dek kapanmış
Terkedilmiş,unutulmuş,yalnızlığın ülkesinde bir köşk
Hayallerimizi hapsettiğimiz yer
Ama bu fazla
Bu kadar çok karanlık yetmez mi?
O kadar mı sıkı sürgülü kapılar?
Kapıları açmak gerek artık
Hepimizin hayalleri içerde
Hayatlarımız…
Yazmak,söylemek,haykırmak lazım hatta
Sanki bir ses yaklaşıyor
Derinlerden…ince,nazik
Ne kadar oldu beklediğimiz?
Sanki yavaş yavaş piyanonun sesleri geliyor
Yılların inadına yavaş yavaş dokunuyorlar tuşlara
Zincirler kırılıyor
Ve yıllar sonra hayat giriyor hayallerimizin köşküne
Sürgülerin çekilişini görüyoruz…
Umudumuzu yitirmeden beklediğimiz kapılar,
İşte o geliyor
Masallarımızda büyüttüğümüz peri kızı
Acıların tercümanı
Hayatlarımızın yazarı
Beraber haykırabiliyoruz sonunda
Yeni bir hayat o kapının ardında
Beyaz Anka tüyüyle yazılmış hayatlarımız
Duvardaki siyah mürekkep
Ve kan kırmızısına boyanmış sayfalar
Kapıları aşmamız,
Onu gerçeğe götürmemiz lazım
Masalların gerçek olması için…
Artık sabır kalmadı
Geri dönüyoruz
Yeni hayatlarımızla…