Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Jawbone Bluetooth kulaklık"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

köpük hakkındaki yazılar:

tuttum
18

Sanrı

Günboyu binmeye tereddüt ettikten sonra buradaydı işte. Kursak derdi ağır basıp, içine işlemiş deniz korkusunu yenmiş, feribotun Harem’den kalkan son seferlerinden birisine binmeye cesaret etmişti.
Trenlerin tempolu süratine alışmış yorgun ayakları, daha attığı ilk adımda devasa ataletiyle bu yekun metal gövdeyi yadırgayıverdi. Soğuk rüzgar denizin yüzünü buruşturup, küpeşteden birkaç aracın olduğu geminin kıç tarafında doğru esti. Hissettiği ürpertiye aldırmadan, hızlı adımlarla feribotun sol kenarından ilerleyip, dar ve paslı merdivenleri takip ederek yukarıya çıktı ve yolcuların olduğu bölüme doğru yürüdü. İçeridekiler, sadece oradaki kalorifer petekleri çalıştığı için yolcu salonunun sağ tarafında toplanmışlardı. Göz göze gelmemek için farklı yönlere dönmüş çay içen iki kişi, ayakta dikilen bir delikanlı, bir anneyle çocuğu, koltuğa gömülmüş yorgun bir kadın, hepsi topu iki elin parmakları adedinceydi tüm yolcular. Çocuğunu uyutan anne, gözlerini karşı koltukta yatan oğlundan kaldırıp, ona elindeki iğne setlerinin fiyatını sordu. Bir diğeri bir örnek aldı. İnceleyip geri verdi .

16 ahkam var
Etiketler: , , ,

Vapura bindiğimde, insanların tek tek yerleştikleri o ilk zamanda herkesin oturdukları yerlerin birbirilerine en uzak köşeler olmasına gayret ettiklerini fark ettim. Her koltuğun önce en uç köşeleri doluyor ve bütün koltukların en köşeleri dolduktan sonra mecbur kalınarak insanlar birbirilerinin yanlarına oturuyorlardı. Birbirilerinden korkan veya birbirileriyle muhatap olmak istemeyen bir toplumdu insanların oluşturduğu…

Dışarı çıktım ve oyalandım orada uzun süre.

Dalgaların arasından coşup kabaran köpükler insana nerede olduğunu ve nereye gittiğini unutturacak kadar ısrarcıydı. Kadıköy- Beşiktaş vapurunun arakasında, alt bölümde bir direğe tutunmuş, yüzüme doğru esen rüzgârın yüceliğine kapılmış manzaranın tadını çıkarmaya çalışıyordum. Ara sıra belki simit parçası fırlatırım diye yanıma yanaşan martılar, rüzgârın içinde sanki yüzüyormuş gibi kendinden emin ve estetik hareketlerle yükselip alçalıyorlardı. Kız kulesinin küçük endamı ve Üsküdar’ın uzaktan görünüşü arka fonda yavaşça ilerliyordu. Zaman, hepimizi içine almış, büyük ve zevkli bir yok oluşa doğru sürüklerken, çalıştığımız yerler ve oradaki patronlarımız olup bitenden habersiz üstümüzde kurdukları baskı ve bilinçsiz para hırslarıyla, her zaman aklımızın uçlarında çirkin bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı. Onlar, gerçeğin güzel olan kısmını çoktan elemiş, kendi kazdıkları kuyularla ve kendi inandıkları gerçeklerle, zamanı es geçtiklerinden, büyük bir yaşama sevincini çoktan unuttuklarından ve neden yaşadıklarından habersiz bir şekilde küçük amaçlı robotlaşmış böcekler gibi kıvranıyorlardı. Aklımızdaydılar yine de. Geç kalma korkusunu içimize salmış, kovulma paniğini zaman zaman hissettirmiş, aileden biri gibi davranmaya çalışırken başarısız olmuş ve çalışmaya karşı bütün isteğimizi elimizden almışlardı. Cebimdeki son parayla bir simit aldım esmer satıcıdan. Yarısını yemek için ayırdım ve diğer yarısını İstanbul vapurlarına göre evrimleşmiş martılar için küçük parçalara ayırdım. Fırlattığımda birinden biri havada kapıyordu simit parçasını, engin denizin köpükleri arasında erimeden. Birden vapurun sesiyle irkildi tüm yolcular. Alışılmış bir sesin kendini unutturması ve sonra yine ortaya çıkmasının verdiği küçük ürperti ve arkasından hissedilen büyük güven duygusunu yaşadım tanımadığım insanlarla beraber. Tanımadığım ama aynı dili kullandığım insanlarla doluydu vapur. Bir şey anlatmak istediğinde seni anlayabilecek insanlar. Toplumun en güzel yanı buydu belki de. Huylarını bildiğin ve tanımadığın insanlar yaratmak.

65 ahkam var
\
Hani deseler inanmazdım kene öldürücüdür.Oysa kene denen böcek karadenizde bol miktarda bulunurdu.insanlara konar ama ölüm vakalarına neden olmazdı.Şimdi değişen ne olmuştu ki keneler insanların ölümüne neden oluyordu.Yinede işi şansa bırakmayalım.
\
Her ne kadar keneye sabun köpüğü sürüldüğünde kendiliğinden düşer deselerde yine de doktora gidilmelidir.
4 ahkam var
\
Kerebiç Mersin'e has bir tatlı türüdür. Özelikle ramazan ayında İstanbul'da güllaç, kaymaklı ekmek kadayıfı neyse Mersin'de de kerebiç odur. Kocaman bir tabak kıvamlı krema içinde yüzen içi fıstık ya da ceviz dolu enerji bombası kurabiyelerden oluşmaktadır. Kerebiçin yapımı da en az kendisi kadar özeldir. İçliköfte şekline getirilerek yapılan kısmın dışı irmik, yağ, karbonat ve şekerle yapılıyor; içine de fıstık veya ceviz konuluyor.Burada hassas nokta kurabiyelerin kesinlikle kızarmış olmaması. Kreması ise her ne kadar halk arasında farklı bilinse de aslında bir bitkiden yapılmaktadır. Halk arasında ki bende bu yazıyı yazmaya karar verip araştırana dek öyle biliyordum ramazana özel olmasından mütevellit ramazan ayında pidenin üzerine sürülen yumurta sarılarının yumurta tüketimini arttırmasına bağlı olarak yumurta akının çırpılarak yapıldığı bilinen krema aslında çövenden yapılır. Çöven sabunotu olarak bilinir. Saponaria officinalis yani çöven köklerinin bir gece suya ıslanmasının ardından 5 saat süreyle kaynatılması ve oluşan yeşil suyun köpürene dek çırpılması kremanın temeli. Ancak köpük oluştuktan sonra bol şeker ilave edilerek kıvam arttırılıyor. Bu krema deryasının içine atılan kurabiyeler köpüğe gömülünce üzerine tarçın dökülüyor.
\
Peki çöven ne? Çöven nevi şahsına münhasır bir bitki. Sabun otu denmesinin nedeni leke çıkarma özelliğine sahip olması. Haziran-temmuz aylarında beyaz çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde çok dallı, çok senelik, kazık köklü, otsu bir bitki. Yaprakları sapsız, soluk yeşil renkli, çiçekleri küçük pembe ve beyaz renkli. Türkiye çöven türlerinin 50 tanesine ev sahipliği yapıyor ve bunların 5 çeşidi ekonomik öneme haiz. Kerebiç yapımnda kullanılan kısmı ise kökü (radix saponaria officinalis).
\
Çöven köpürme özelliğinden soapwort olarak biliniyor ingilizcede. Yakın doğuda ve trakya bölgesinde tahin helva yapımında kullanıldığından köpük helva da deniliyor. Kıbrıs'ta ise hellim yapımında peynir suyuna konuluyor. Bir de son olarak kişisel tavsiyem kerebiçin buzdolabında bekletildikten sonra yenmesidir. Aksi takdirde pek bir ağızda dağılıyor. Soğukken daha ferah bir yiyecek olduğu kesin ayrıca.
24 ahkam var
kahve
kahve
"Sabah kahvenizi nasıl alırsınız?" bilmem ama "denemesi bedava" diyenler için "tarifi de bedava" diyerek buraya hafif'ten çiziktiriyorum. Dün denedim, süper oldu.

Bildiğimiz tek kişilik Türk kahvesi için 1 fincan soğuk su üzerine 1 çay kaşığı dolu dolu Türk kahvesi ve 1,5 çay kaşığı krem çikolata (piyasada bilinen isimleriyle şokella, nutella vb.) (krem çikolatanın diyabet hastası olanlar için üretilmiş şekilleri de marketlerin diyabet raflarında mevcut.). İşte hepsi bu...

79 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan köpük yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu