İtalya'nın güneyinde,
Napoli yakınlarında
Campania isimli bölgede (latince kökenli bu kelime İtalyanca'da kırsal alan anlamına geliyor) yer alan Roma İmparatorluğunun gözdesi
Pompeii kenti 24 Ağustos 79 (M.S.) gününe de diğer günler gibi başlamıştı; pırıl pırıl, güzel bir gün, insanlar koşturmaca içinde, ticaretle uğraşmaktalar.. Bir iki gün sonrasında ise Pompeii'nin bir hayalet şehir olacağını, ansızın sessizleşeceğini, 1500 yıl kadar tarihten, haritalardan elini ayağını çekeceğini tahmin etmek olanaksızdı. 1748 yılında tesadüfen yeniden keşfedilen kentte ele geçen bulgulara göre ise Pompeii şehri o gün
Vezüv yanardağının gazabına
uğramıştı. Ani patlama sonucu tüm şehir lavlar altında kalmış, insanlar neye uğradıklarını anlamadan kükürt gazından zehirlenerek, kaçmaya bile fırsat bulamadan üstlerine yığılan kül,toprak ve çamur yığınları altında can vermişlerdi. Gökten taş ve moloz yağıyordu. Şehir üç gün üç gece kül yağmuruna maruz kaldı. Öyle ki bin küsür yıl sonra kent yeniden keşfedilip Unesco tarafından sit alanı ilan edildiğinde kazı çalışmalarına başlanınca arkeologlar yaklaşık 10 metre derinliğinde bir kazı çalışması yapmak zorunda kaldılar, şehir
insanlarıyla birlikte 7 metrelik bir kül tabakası altında kalmıştı.