
Yaşasın! Anormal sıcaklardan sonra, serin bir rüzgar eşliğinde pazara çıkıp, bol yeşillikli bir manzaraya eşlik eden dereotu, soğan, turp kokuları geliyor...
Dahası, bu kokulara karışan mis gibi taze çiğ balık kokusu da geri dönüyor...Evet evet, çiğ balığın kokusunu bile severim, neredeyse öyle yiyeceğim balığı ben...
Beyşehir'de çok sayıda güvercin ölü bulundu. Uzmanlar bu ölümler kış mevsimlerinde normal olduğunu ifade ediyor.
Yazın yapış yapış sıcaklığını geride bıraktı İzmir dün itibariyle. Dün gece yağmur yağdı. Hava yeniden serinledi. İzmir de yaşamama rağmen sevmiyorum yazı. Güneşi, denizi mutlu günleri, akşam yenen çoban salatasını. Sonbahar daha güzel geliyor. Japon bahçelerindeki kırmızılar ve sarılar, toprağın içten gelen sıcak kahverengiliği, yağmurla ıslanmış yumuşaklığı. Sonbaharın masallardan çıkmış hali
Sonbahara yakışır bir gün yaşıyorum tüm bunların yanında. Dizdiğim bunca övgünün nedeni de bu zaten. Hava kapalı. Uyandığımdan beri kitap okuyorum. Bir yandan bir şeyler çalıyor fonda. Durumla tamamen alakasız. Keyfimi bozan tek şey balkonda kurumayı bekleyen çamaşırlar. Zaten az olan ışığımı engelliyorlar. Hala yazlık giysilerimle oturuyorum. Ayaklarım üşüyor. İnatla çoraplarımı giymiyorum. Uyku vaktimin gelmesini bekliyorum bir yandan, kapı pencere açık yorganıma sarılmayı ve içten içe üşümeyi... Kışı özlüyorum. Klozete oturma korkusu yüzünden tuvalete gitmeye üşenmeyi özlüyorum.
Evim o kadar huzurlu ki. Hüzün mutluluk dağıtıyor. Dinginlik. Sakinlik. Ne kadar zamandır sakin kalamadığımın farkına vardım. Yaşadığım anı kaybetmenin düşüncesi bile beni ağlatabilir.
Hayatımın biraz daha iyiye gittiğini görüyorum artık. Sevgi açlığımın gereksizliğinin farkına varıyorum. Beni ne kadar yıprattığına şahit oluyorum. Aptallığımın da. Ne zaman oldu tüm bunlar ne zaman başıma geldi ben neredeydim yaşarken. Baygın olarak geçirdiğim beş yıl bana ne verdi diye sorgulamadan önüme gelenler arasından fark etmeden seçimler yaparken nerede kaybettim beni ve her şey ne zaman başladı diye sorguya çekmek istiyorum kendimi ürkütmeden.
Geriye dönüp baktığımda üzüldüklerim sevindiklerim gittikçe farklılaşıyor. Araları açılıyor. Büyümek mi bu kendini kandırmak mı? Büyüyoruz hayat zorlaşıyor diyoruz sürekli. Ya da keşke çocuk kalabilsek; temiz ve saf. Beyazlara bürümeye çalışıyoruz kendimizi masumiyetin rengi diyerek. Gerçekten masumiyet mi beyaz? Tüm renklerin karışımı tüm renklerin rahmi. Siyah ve beyazdan dengeler yaratıyoruz. Sonra hayır siyah ve beyaz değil gri de var işin içinde kesin hatları yok duyguların, hayatın diye ahkam kesiyoruz. Bir şey bildiğimizden değil anlam yüklemek için yırtınmamızdan. Söyleyecek bir şeyimiz kalmamasından korkuyoruz. Sürekli boşluk doldurma oyunları oynuyoruz. Tanrı olup yaratıyor ya da öldürüyoruz. İç içe tiyatro sahnelerinde abartılı mimikler ve jestler silsilesi hayatımızda. Dikkat çekmek için çırpınıyoruz. Kendi tanrılarımızı eğlendirmek üzmek; çocukları, tanrıya güçlerini fark ettirmek için umutsuzca çırpınıyor. Kolumuzu kaldırıp, rolümüze devam edecek halimiz kalmadığında ise son nefesimizi veriyoruz. Yeni gelenler sahneden sürükleyerek, hırsla kaldırıyorlar bedenlerimizi. yerimizi önce kapabilmek için. Perdenin kapanmasını bile beklemeden
Yazın iyi oluyordu çimlerin üzerinde denizin meltemini, ayın ışığını alarak uyumak da kışın fena üşütüyordu. Otelin önündeki havalandırma penceresi kaldırım dibindeydi ve çamaşırhanedeki kazanların buharı buradan dışarıya veriliyordu. Önünden geçerken bazen deterjanın acı, bazen de yumuşatıcının hoş kokusunu hissediliyordu. Soğuk kış geceleri uyumak ve üşümemek için ideal bir yerdi. Sıcak sıcak buhar önünde üşümeden sabahı etmek ama yine de sokağın gece tehlikesine karşı birbirlerine sarılarak uyuyorlardı.
Yağmurlu havalar haricinde her sabah işine yürüyerek giderdi, yolunun tam yarısıydı otelin önü ve oradan karşıya geçer deniz havasını alarak kordondan yürüyerek ulaşırdı iş yerine.
İşte yine orada uyuyordu çocuklar, yaz gelse de bu dertleri bitse diye düşündürken çocuklardan biri başını kaldırdı soğuk taştan ve yüzüne uykulu uykulu bakarak ''abi çok açız bize para versene gevrek alalım'' dedi. Bir an durdu ''gevrek ama bali değil demi'' dedi ''valla gevrek abi'' dedi çocuk. Elini cebine attı, cebinde kaç parası olduğunu biliyordu, hepsini verirse akşam eve yine yürüyerek dönerdi, öğlen de yemek yemeyiverirdi ne olacak ki. Çocuk ayağa kalkmıştı çıkardı parayı ve çocuğa uzattı ''Al bakalım peynir ve yumurta da alın'' diyerek 5 milyonu uzattı ve yürümeye devam etti. Çocuk önce inanamadı ardından bir çığlık atarak arladaşlarını sarsmaya başladı '' kalkın lan o abi 5 milyon verdi, yürüyün'' dedi. Karşı kaldırıma geçmişti o esnada ve dönerek koşan çocukları seyretti. Çocukların köşede bekleyen gevrekçiye ulaştıklarını gördü, sevinçten zıpladıklarını gördü. ''Afiyet olsun'' dedi içinden ve deniz kenarından yürümeye devam etti.
Istanbul a kis tatili icin yeni geldim. Bu sehirde kis olmasina bayiliyorum ama hava cok cok kirli oluyo. Hava disinda her sey guzel. Evler sicak, white chocolate mocha lar yakinda. Sacimi da kestirdim, burada cok daha iyi kesiyolar. Havalar cok sogumamis. Sicak bi iklimden geldigim icin dort bin gozle kar bekliyorum, Strokes kulagimda karda yuricegim gunleri hayal ediyorum. Bi de wow dinlemek de guzel olur. Burda da cok guzel bi Cinerama konseri olmus, biraz icerledim ama daha cok wedding presnt calmis o yuzden napalim. Ben vaktinde gormustum, cok da uzulmedim. Onun disinda kisin gece hayati nasi olur, oyle bi sey var mi pek bilemiyorum. Simdilik dinleniyorum, hastalik gecsin diye bekliyorum, daha spora da devam edemedim 1-2 gundur, biraz dinlenim de. Daha once live journal a yazmistim bi seyler, sonra icimden gelmemistim pek yazmak, orda daha cok okumak zevkli oluyo, burasiyla ise paslasmaya devam edicegimi tahmin ediyorum. Cunku Amerika ya gidersem, burayi gene ozlicegimden kesin buraya yazmak yakinlastiricak. Bakalim simdilik basladik, simdi bi bardak su icicem, susadim. Bi de beni buraya yazmaya iten, karanlik, depresyon ve korkular hakkinda, gun isigini bekleme konusunda okdugum bi gunluktu. Amerika da cok cekiyorum karanliktan bu konularda, ama dogrusunu soylemek gerekirse bu kis tatiline kadar istanbul da da baya cekiyodum. Duygusal olaylar ve karmasalar disinda, sigarayi birakip, her gun spor yapmam ve kendim icin bi seyler yapip, beklemek yerine harekete gecip kendime guvenmeye calismak cok etkili oldu. Lutfen bir kizin sizi karanliktan kurtarmasi icin dua etmeyin. Cunku o kiz sizi kurtarinca sonra o gidince ya da gidicek gibi olunca daha fazla karanliga cokuyosunuz. Baskalarina baglanmadan once, kendinize baglanin. Kime hitap ettigimi bilmiyorum ama Amerika da karanlik cokmesi falan co kotuydu, ben de o yuzden tam karanlik cokerken 7 30 da falan kosuyodum disarda guzel oluyodu, sonra karanlik falan azaliyodu etkisi. Zaten geceleri yalniz olup, hem televziyon hem bilgisayar falan acik, evde bos bos gezinmekten yapicak o kadar sey var ki. Mesela en azindan kutuphaneye falan gitmek. Simdi araba da alicam, heralde daha da az gomulurum o karanliga. Hakkaten de yurt disinda tek olmak, cok cok cok cok zor ve her seyi o kadar karisik yapiyo ki, bu ana kadar bir cok seyin farkina varamamistim. Neyse, diger yurt disinda okuyanlarla paylasmak isterim. Istanbul rahat ama yukariya bi hissiyat koymak istesem huzurlu koyardim, ama bi sure sonra sikici olucak biliyorum, amerika dayken o hissiyat lar ise huzurlu ve sikicidan cok, neseli, sinirli, mutlu, heyecanli, uzgun, cok uzgun, bitmis, korkmus, kafasi karismis vs.. gibi degisiyo. Yani ozgurlugum oluyo ama elimden de huzur guven gidiyo, ama hayat boyle. Ozellikle ozgurluk icin her zaman bi sey odeniyo mutlaka. Kurtulmak icin gun saydiginiz aileniz ve ev ortami meger o kadar rahatlik veren bi yermis ki ve uzaklasmak da o kadar zorlastiriyomus ki hayati. ama tabi bunlari kabullenmek de o kadar vakit aliyomus ki. Ama getirdigi olgunluk hic bi seyle karsilastirilmaz. Uzuntu, karmasiklik olmadan zaten insan ilerliyemiyo, buyuyemiyo, kendini genisletmiyo. O yuzden artik eskisi gibi isyan etmiyorum dusunduklerime, hissettiklerime ya da basima gelenlere. Sonuna kadar savasmak en dogrusu. Evet su icicektim ben. iyi geceler.