
"Rauf Denktaş'ı gördüm" sözünü bir kaç kez tekrarlayarak uyandım bu sabah. Babam "Hayırdır oğlum hayırdır, rüyada devlet adamı görmek hayıra işarettir" diye cevap verdi. Ben sadece "Artık devlet adamı değil ki gazetede köşe yazarlığı yapıyor" diyebildim.
Rüya oldukça garip geldi bana. Erzurum'dayız, bizim üç beş sene evvel satılan dede yadigarı binanın önündeyiz. Şimdi yerinde üç katlı bir mağaza olmasına rağmen rüyamda eski haliyle görüyorum. Rauf Denktaş ve ben binanın kapısı önünde dikilmiş binayı süzüyoruz hasret dolu gözlerimizle ve ben, Rauf DENKTAŞ'a dönüp sadece "Kıbrıs!?" diyebiliyorum. Denktaş da bana dönüp "Çok geç evlat, başaramayız! Sadece ..... ve .... " diyor. Bu noktalı yerlerde iki kişinin, karı koca ismi geçiyor ama ben o isimleri hatırlayamıyorum. İsimleri tanımadığımı biliyorum fakat ne kadar zorlasam da hatırlıyamıyorum. Sadece "hayır olsun" diyebiliyorum kendimce.
Bu neşeli sloganın yılmaz destekçisinin Serdar Ortaç olduğunu bile bile böyle diyorsam bir bildiğim var da diyorum..

Her yerde olduğu gibi ülkemizde de, serbest olsa da, olmasa da hiçbir devirde kumar ve kumarbaz eksikliği görülmemiştir; çok şükür..
Önce biraz tarih:
Yok korkmayın.. Kumar insanlığın tarihiyle başlar diyerek, o kadar eskiye gitmeyeceğim..
Bu cümleden olarak, yurdumuzda 1985 yılında Turizmi Teşvik Yasası kapsamında başlayan, "Bir Casino Macerası" olarak adlandırabileceğimiz o şatafatlı devirden kısaca söz edelim..
Başta büyük otellerin içinde olmak üzere irili ufaklı çok yerde açılan ve -beleşe- içkili-yemekli hizmet sunan konforlu mekanlardı gazinolar/ kasinolar/ kumarhaneler..
Hemen söyleyeyim, niyet etmişliğim olsa da bırakın oynamayı, hiç gidip de görmedim bile bu tür yerleri..
Osmanlı'nın duraklama devrinden gerileme dönemine geçtiği zor ve sıkıntılı günler...
İşte tam o yıllarda Osmanlı'nın ekonomik sıkıntıda olduğunu bilen sinsi Fransız donanma sorumlusu padişahı ziyarete gelir. Ymekten sonra siyasi bir sohbet başlar. Konu Kıbrıs'tan açılır. Fransız nihayet ağzındaki baklayı çıkarır ve sorar:
-Acaba sayın padişahım bize Kıbrıs adasını satmayı düşünür mü?
Bu küstahca soru karşısında sinirlenen padişah kendine hakim olarak şöyle cevap vermiş:
-Elbette satarız... Neden olmasın? Ama bir şartımız var...
Gözleri parlayan fransız:
-Nedir?
-Satarız ama aldığımız fiyata satarız... Binlerce şehidimiz kanı, ve tüm Osmanlı halkının özverisiyle...