Uzun zamandır bir yazı yazayım. Artık zamanı geldi. Yazayım yazayım, n'olur yazayım lan diye düşünüyorum. Ne yazsam acaba ne yazsam, bir karar gerisi versem başlasam gelir, zaten yarısıdır başlamak başarmak inanmak gibisinden kelimeler, cümlemsiler kafamı meşkul ede dursun, döner başlıklı kız ormanın derinliklerinde ilerlemeye başlamış. Orman sessiz ve ürkütücüymüş. Korkusunu şarkı söyleyerek yenmeye çalışan oynar başlıklı kızın ağzında, "haydi lilililililililili yar" adlı süpersonik şarkı varmış. Bir yandan şarkıyı söylüyor, diğer yandan acaba bi "li" eksik mi söyledim lan diye düşünüyormuş. Sonra "bas gaza yavrum bas gaza" adlı koptik şarkıyı söylersem, hem gaza gelir daha hızlı giderim, hemi de hemhüm diye düşünmüş.

Çocukluğumuzun harika dünyaları Masal diyarlarını hatırladınız mı?
Ne dediniz?
ne zaman unutabildik mi?
Haklısınız...
Masal diyarlarınız, keloğlanlarını, masal perilerini, masal cadılarını, dev ejderhaları, iyi kalpli yaşlıları, maharetli hayvanları, sihirli tüyleri, hep iyilerin kazandığı sonları ile masalların tadı hangimizin damağından gitti ki ...

İşte bu masalları unutmayalım isteyen bir site yayınına sesli masallarla güzellik katmış. Haberiniz olsun istedim.
Masal dinleyebileceğiniz, bilgisayarınıza masal müzik dosyalarını indirebileceğiniz, en popüler masalların listesini görebileceğiniz bu sitenin adı MASAL DİYARI
Mikrobakteriyel bir sentez sonucu, klastrofobik olan bütün kanguru yavruları, tüm yaşamlarını aborginlerle birlikte, ikoruku kabilelerinin yaşadığı niagara'nın ormalık kesimlerinde "körler sağırlar birbirini ağırlar" oyunu oynayarak, tilki kuyruklu jon'a minnet borçlarını ödeyip, kırmızı başlıklı kız öyküsündeki kurtun homosexuel dürtülerle babaanne kılığına girdiğini ıspatlamak için
hep beraber yıldırım nikahıyla hem cinsleriyle evlenip sonra boşanacaklardır. Bu durumdan hoşnut olmayan bütün kanguru ebeveynleri kuduse gidip tuttukları bütün yahudilerin sakallarını kesip hristiyanlara satacaklar, burda kazandıkları paraylada, küçük ama huzurlu bir ev satın alıp homofobik bir şekilde sarkmış bölgelerini birbirlerine sürterek kamp ateşi yakacaklar ve gergedanların kaçmasını sağlayacaktır.

Masalları hiç sevmedim, ben. Uğraştım üstelik, ama olmadı. Külkedisi mesela çok ağlak. Hep şikayet, hep şikayet….Bu kadar eziliyor, bir gün kalkıp da üvey anneye bir tane vurmuyor. Kardeşim bir isyan et, bir devrim gerçekleştir. Yok yok, o yerleri silmeye devam ediyor. Marks o zamanlar yoktu. İşte o yüzden böyle oldu. Sıkıyor beni böyle tipler, çok kaderci. Her şeyi olduğu gibi kabul ediyor. Külkedisindeki ayak da maşallah yalnız. Prens koca ülkede başka o numaradan giyineni bulamadı. Herhalde 45 falandır. Yoksa kandırıp durmasınlar, ayakları çok küçük diye.