Zannedilir ki “erkek aldatır ama kadın aldatmaz” görüşü,sizleri aldatmasın.Yok böyle bir şey Kadınlar da erkekler gibi aldatabiliyor.
Kadınları “inadına..” bir tavıra sokarak daha çok aldatmaya yöneltiyor olmalı. Çünkü artık kadınlar da erkekler kadar aldatma konusunda esnek davranıyor.
Ama erkekler aldatmaya kadınlardan daha meyillidir. Bu düşünce bile kadını aldatmaya yönelten bir sebep aslında, “Nasıl olsa o aldatır” diyerek kadın da bu sürece girebilir. Ancak kadınınızı mutlu ediyorsanız, sizinle mutluysa, sizi hiçbir zaman aldatmayacağından emin olabilirsiniz.
Kimse “ben gidip bir aldatıp geleyim” diye yola çıkmaz.Süreçtir bu erkek için ne ise artık kadın için de aynı şartlar oluşmuştur.
Sevgi ve ilgisini yitirdiğinde insanlar kendilerinin anlaşılamadığını düşünüyor.Kimi zaman anlamadığını düşündüğü insandan intikam almak için,kimi zaman ise şartlar buna sürüklediği için aldatma denilen “büyük yanılgı ve kirlilik” oluşuyor.
“İnsanoğluna bir dünya versen bir dünya daha ister” denir.Kimi insanlar sürekli bir arayış içindedir elindekinden daha iyisinin var olduğuna inanır ve hep onu arar sonra da yalnız ölür.
Çünkü en mükemmel ilişki seni mutlu eden ilişki ve ilişkide bulunduğun “o” insandır.
Türkiye’de yapılan bir araştırmada evli kadınlara, “Eşiniz dışında başka bir bir erkekten hoşlandınız mı?” sorusu yöneltilmiş. Evliliği iyi olan kadınların yüzde 9’u, evliliği orta derecede olan kadınların yüzde 13’ü, evliliği kötü olan kadınların yüzde 100’ü “evet” yanıtını vermiş.
Buradan çıkacak sonuca göre, mutsuz olan kadının aldatma olasılığı yüksek.
Peki kazanan var mı?
Biz. Biz, isimlerinden memnun olmayan insanlardık seninle ikimiz. Öyle memnuniyetsizdik ki isimlerimizden, değiştiriversek karşılıklı, karşı karşıya geldiğimizde en azından diye de geçirirdik içimizden. Ama hiç söyleyemedik birbirimize bunu. Yalnız bunu mu? Bununla beraber birçok değiştirmek istediğimiz şey vardı birbirimizde fakat söyleyemezdik bunları. Söyleyememek en nefret ettiğimiz zincirdi ayak bileklerimizden bizi zemine mıhlayan. Gelgelelim, öyle içimize işlemişti ki bazı şeylerin yalnız karanlıkta söylenebileceği, bazı şeylerinse asla söylenememesi gerekliliği, bunu tartışma konusu yapmayı bile düşünmek ağır bir eziyetti.

Elde edilen sonuçlar, Stephen Hamann ve Kim Wallen tarafından 2004 yılında yapılan önceki bir çalışmayı destekler nitelikteymiş. Önceki çalışmanın sonuçları da, kadın ve erkeğin cinsel uyarıcı niteliğindeki şeyleri izlerken farklı beyin faaliyetleri gösterdiğini ortaya koymuş. Son çalışma, bireylerin her bir resimdeki yüz ya da uzuvlar gibi farklı unsurlara gösterdiği ilginin saptanmasını sağlayan göz takip teknolojisini kullanarak, farklı cinsiyetlerin ilgisini incelemiş.
İlkokul yıllarımda çarpım tablosunu ezberlemeyi reddedenlerdendim. Bunun acısını hayatın benden şimdi çıkaracağını bilseydim, kurnazlık yapıp sıradan sayarak bana denk gelme ihtimali olanları ezberleme huyumdan vazgeçerdim -şimdi düşündüm de, öğretmenimiz sağ ilk sıradan başlarsa şu, ilk soldan başlarsa bu, ortadan başlarsa o, arka sağdan soldan ortadan oradan buradan şuradan başlarsa o bu şu diye hesap yapacağıma üşenmeyip ezberleseymişim, işim daha kolay olacakmış meğer-. Neyse, gelelim asıl konumuza. Ey hafif ahalisi! Duyduk duymadık demeyin! Matematik artık yuva kurmak isteyenlerin de yardımına koşuyormuş. İdeal eşi bulmak için çiftlerin kimyasının uyması filan palavraymış meğer. Bilim adamları işin ucunu yine matematiğe bağlamışlar. Kelli felli bir matematikçi ve bir psikolog, çiftler arasında geçen yalnız 15 dakikalık bir konuşmayı dinleyerek, bir evliliğin yürüyüp yürümeyeceğini tahmin edebileceklerini iddia etmiş. 13 Şubat'ta, Seattle'da düzenlenen American Association for the Advancement of Science (AAAS)'ın (Bilimin İlerlemesi için Amerikan Birliği) yıllık toplantısının açılısında konuyu tartışan araştırmacıların iddiaları bakın nelermiş:
Kadın neden aşık olur? Neden bir başkasına değil de o adama aşık olur. Bu aşk nasıl yıllar ve yıllar boyu sürer. VE EN ÖNEMLİSİ; NEDEN KADININ AŞKI BİR ANDA BİTER??
Siz de eğer bunları merak ediyorsanız bu yazının devamını okuyun. Ve söylediklerimi lütfen düşünün…
KADIN-ERKEK İLİŞKİLERİNDE GÜÇ DENGESİ
Kadın ve erkek ilişkilerinde “güç” çok önemli bir dinamiktir. Güç kavramı, fiziksel güç, maddi güç, psikolojik güç, statü, yaşam gücü vb. birçok şekilde ifade edilebilir. İstinasız her kadın karşısındaki erkekte, gücün kendi kafasındaki tanımını görmek ister… Kimi kadın sevdiği erkeğin toplumsal statüsünün yarattığı güç halesinin etkisi altındadır. Kimisi fiziksel çekiciliğin yarattığı güce doğru çekilir. Kimi kadın ise erkeğin çevresini ve kendisini korurken yaydığı güç dalgalarıyla aşkını besler ve canlı tutar. Yaşam gücü, para kazanma gücü, cinsel güç, zor koşullara dayanma gücü, koruyucu güç, karizmatik güç, zihinsel güç, manevi güç…Tüm bunlar gücün farklı şekillerdeki tezahürleridir. Ve her kadın babasıyla olan ilişkileri doğrultusunda, bu tezahürlerden en az birini karşısındaki erkekte görmek ister…

I
Can durup dururken sordu ; ‘ Satılmış ruhlar kermesinde hangi yarım kürede olduğunu düşünüyorsun?’ “Düşünmüyorum yazıyorum.” “Yazmakta aynı. Söylesene, bu dünyada ruhunu kendine bırakmayı başaran bir tek kişi tanıyor musun?” “Ne demek istiyorsun?” “Hadi, ne demek istediğimi gayet iyi biliyorsun.” Esin şaşırdı. Ne demek istediğine anlam veremedi . Yüzündeki gülümseme ve o rahat hal ruhunu terk etmişti.. Birbirlerine bağırarak konuşmuyorlardı ama insanı tedirgin eden, hafiften soğuk bir hava esiyordu. Bu sefer o da sert çıkıştı. “ Ne demek istediğini bilmek zorunda mıyım ? İnsanların böyle zorunlulukları var mı ?” İlişkileri hakkında düşündü. Neler oluyor diye geçirdi içinden. Aşkımı mı kaybediyorum yoksa ! ? Daha önce hiç böyle konuşmamıştı benimle. İçi ezildi. Neler olduğunu anlayamıyordu.
Alman araştırmacıların yaptığı bir araştırmaya göre, 4 yıllık düzenli bir ilişkisi olan 30 yaşındaki kadınların yarısından azı düzenli seks istiyorlarmış. Erkeklerde ise durum hiç de böyle değilmiş, ilişki ne kadar uzun sürerse sürsün, erkeklerin libidosunda bir değişiklik olmuyormuş. Bilim adamları bu durumu insanoğlunun evrimleşmesindeki farklılıklara bağlıyorlarmış.
Hamburg-Eppendorf Üniversitesinden araştırmacılar, 530 kadın ve erkek ile ilişkileri hakkında görüşme yapmış. 30 yaşındaki kadınların %60'ının ilişkilerinin başlarında sık sık seks yapmak istedikleri ancak 4 yıl içinde bu cinsel isteğin, %50'nin altına, 20 yıl sonra ise yaklaşık %20'ye düştüğü görülmüş.
Izninizle cok hafif bir konuya deginecegim. Etliye sutluye karismadan, elimin hamuru ile evlilik yasi ile ilgili bir cift laf edecegim. Bir "Ben Evleniyorum" firtinasi yasanmis ulkemde, beni kasip kavurmasa da esintisi geldi uzerime. Gazete okurken karsilastigim bir arastirmadan yola cikarak, uzun suredir bos gordugum moderasyona bir yazi yollayayim dedim. Ne Irak'tan, ne AB'den, ne AKP'den, ne de KKTC'deki secimden bahsediliyor yazimda, haberiniz ola. Kac yasinda evleniyormusuz ve ben bu konuda ne dusunuyormusum, iste tum konu bundan ibaret. Adettendir, teknolojiye ve yeni yuzyila atifta bulunarak konuya gireyim simdi: