Onu uzun zamandır tanıyordum. Daha doğru ifade etmem gerekirse varlığından haberdar olmaktan ibaretti tanışıklığım. Ara sıra karşılaşıyorduk televizyon vasıtasıyla ve o kostümü sinirimi bozuyordu. Bir kere kostüm çok dardı ve teri çekmeyen cinstendi. Zaten onda azıcık akıl olsa kostümü pamuklu kumaştan biçerdi. Sonra o artistik duruşlar asabıma hiç iyi gelmiyordu. Daha doğrusu maskesiz suratı ile atraksiyonlu vücudu birbirine hiç uyum sağlamıyordu. O duruş herhangi bir izleyicide “n’oluyo lan artist ”tepkisi doğuruyordu. Peki o fırlattığı ağlara ne demeliydi. Sonuçta örümcek ağı değil miydi bu. Tutardın elektrikli süpürgeyi olay biterdi. Oysa bir süper kahraman böyle mi olmalıydı? Bir Heman olsun, bir Superman olsun en azından kaslı ve pelerinli zatı muhteremlerdi. Bağırlarımızda özel bir yer ve hak ettikleri saygıya sahiplerdi. Heman’in sarı küt saçları hep fönlü ve bakımlı olurdu, izleyiciye saygısından kaynaklanırdı bu. Superman ise tam bir salon erkeğiydi. Bir kere nazikti görgülüydü ve ne hikmetse o da sarışıngillerdendi. Peki kötü karakterler neden hep kara tiplerdi? Evet dikkat ettim her çizgi filmde yapmadığı şerefsizlik kalmayan tipler hep esmergillerdendi. Yoksa bebelerimize gizliden gizliye bazı fikirler mi empoze edilmeye çalışılıyordu. Ama bizim aklımız ermezdi böyle şeylere. Koyardın bebeni sabahtan ekranın önüne girişirdin işlere. Akşam yemeğinin içinde olduğu düdüklü tencere buharı salmaya başladımı alırdın bebeni ekran önünden. Tabi en güzeli de bebenin ekran önündeyken uykuya dalmasıydı. Atardın üstüne pikesini olay biterdi, tadından yenmezdi.