
Grubun amacı PKK yanlısı sitelere karşı durma. Kendi içlerinde bir nevî sanal savaş olarak adlandırıyorlar. Şimdiye kadar da bir çok eylemi gerçekleştirdiler. Bu konuda bayağı iddialı oldukları yaptıkları işlerle ortada.
Website veya mail hacklemenin kânunen suç olmasına rağmen, bu kişilere yaptıkları işlerden dolayı olsa gerek. Belki göz yumuluyor, belki izin veriliyor. Burada da bir site de okuduğum bu yazıya hak veriyorum. Bu yazıda doğrulunu bu olayla gösteriyor.
Kendilerini daha yakından ve yaptıkları eylemleri daha çabuk görme amacıyla, websitelerine üye oldum. Dolasıyla sürekli mailler geliyor. Yeni bir mail de, üyelerine yaptıklarıyla alakalı bir Televizyon dizisi çekileceği haberlerini veriyorlar. Merakla beklemedeyim. Tutulur mu tartışılır. Bence tutulur.Aynı mail ile gelen haberde hafta sonu bir gazete de röportajları yayınlanacakmış. Anlaşılan Bayağı iddiaalı olarak isimlerinden söz ettirmeyi amaçlıyorlar.
Bu yazı bu gruba destek veya köstek olmak amaçlı yazılmamıştır.

Bu kısacık ısınma turundan sonra konumuza geçebiliriz. Meşhur Kamkars Kardeşleri Harbiye Açıkhava’da dinlediğimde çok şaşırmıştım. Kanuna benzeyen bir alet çalıyorlardı. Tınısını çığlığa benzetmiştim. İnsan çığlığı değildi bu ses. Hayatın, çocukluğun, doğanın çığlığıydı. Sonra birkaç hafta önce İstiklal Caddesinde yürürken bir gruba rastladım. Felaket yağmur yağıyordu ve buna rağmen santuru çalmaya devam ediyorlardı. Sonra Feyruz'un şarkılarında santuru duymaya başladım. Santur en eski çalgılardan biri ve vurmalı çalgılar arasında yer alan bir enstürman.
Biçim yönünden “Kanun”a benzeyen bu çalgı, Osmanlı müziğinde uzun yıllar kullanılmış. Ancak Türkiye’de, belki de müzik sistemimize uygun bulunmaması gerekçesiyle bir dönem unutulmuş. Yirminci yüzyılın başlarından sonra bu çalgıya bir ilgi olmuş ancak bu da oldukça sınırlı kalmış.