bu videoda, bir adam kendi yetiştirdiği kaplumbağayı el hareketleri ve sözlü komutları ile yönlendiriyor.
söylendiğine göre bu iş için tam 10 yılını harcamış.
Su kaplumbağlarını ne kadar seversiniz bilmiyorum ama ben çok severim. evimde beslemiş olduğum iki tane kapluşum var. ufacıklardı aldığımda. o zamanlar cinsiyetleri belli olmadığı için ikisinide erkek olduğunu düşündüğümden şemsi ile necmi isimlerini vermişti. ama biraz büyüdüklerinde gördüm ki bizim necmi dişiymiş. şimdi isminide değiştiremiyorum. o isme hem ben alıştım hem de necmi. o kadar oburlar ve o kadar tatlılar ki anlatılamıyacak birşey. akşam eve gittiğimde kapının açılmasını anladıkları anda çırpınmaya başlıyorlar. akvaryumda bi ses bi ses. o kadar güzeller ki. her hafta sularını değiştiriyoruz , akvaryumlarını yıkıyoruz , taşlarını , su filtrelerini temizliyoruz. bu arada onlar ya banyo da benim ayak altımda dolaşıyorlar yada küvet in içinde yaramazlık yapıyorlar. 6 ay gibi kısa bir süre içerisinde 3 sene içinde büyüyebilecekleri halini aldılar. şubat ayında kibrit kutusundan küçüklerdi ama şu anda avuç içimi dolduruyorlar. Mart ayında şemsi rahatsızlandı. gözleri kapandı yem yiyemez oldu. işten çıkmadan bi veterinerden randevu aldım. işten çıkar çıkmaz hemen bizim şemsi yi evden aldığım gibi direk veterinere. doktor abisi baktı, dedi akçiğerini üşütmüş ve a vitamini eksikliği var. hem arka bacağının oradaki boşluktan iğne vurdu. bunlar dedi güneş ışığını çok sever ama kışın güneş pek olmadığından üşütebiliyor ayrıca ultraviole ışıklardan vitamin alıyorlar dedi. Işık alman gerekiyor. istanbul dan özel ışık aldık. şimdi çok iyi. akşam eve gittiğimde onlarla konuşmak ve onlarla ilgilenmek beni çok rahatlatıyor...
“En büyük mutsuzluk sevilmemiş olmak değil, sevmemektir”.
Başlamam gerekiyordu, ilk adımı atmıştım çoktan. Kendimi seviyordum, ama bu değildi burada bahsedilen. Ya da anneannemin yatmadan önce kulağıma fısıldadığı masallarda olanlar.
İlk olarak onlarca post-it’e bunu yazmam gerekti. Yerleştirme planı ise şu şekilde idi: Odamın duvarlarına 7, mutfağa 6, bilgisayar monitörüne 2, banyoya 5, koridora 5, ve evin değişik yerlerine olmak üzere toplam 39.
Kardeşim de benim gibi hayvan hastası bir yaratık olduğundan pet centerın önünden geçerken dükkana girmiş ve hayvanlara bakmaya başlamış. Bu sırada pet centerın sahibi ile sohbet başlamış. Evdeki hayvanları saymış. ( kuş, balık, iran kedisi ve ingiliz kukır köpek) bunun üzerine böyle bir hayvan sevgisi ne güzel diyerek kaplumbağa hediye etmiş bizimkine. Bir enteresanlık olacak ya, bu hayvan da enteresan çıktı. Orta Doğu ve Balkanların en hızlı koşan kaplumbağası olabilir. Neden mi? Sen çık fanusundan kaplumbağa. Dolaş. Tabii bulmak için o küçücük yaratığı evi talan edelim. Bulamayalım. Tekrar incik boncuk aranılıp telaş yapılsın. Aferin kaplumbağa! Bulduk. Hadi yakala. Nasıl hızlı koşuyor. Bu kaplumbağa ya, hani tavşan kaplumbağa çizgi filmlerine konu olan... bu durum kaplumbağalar hakkında tekrar düşünmeme vesile oldu. Bizde mi bir şey var, anlamadım ki... İran kedim oyunculuktan uyumaz, kaplumbağam yarışçı çıkar. Kaplumbağa için çareyi makarna süzgecini fanusun üzerine koymakta bulduk. Hadi hayırlısı...
