Hastalığımız var, doktora gittik.
Ya da, genel bir sağlık kontrolünden geçeceğiz.
Ya da, orduya katılmak için muayeneden geçeceğiz.
Böyle durumlarda alışık olmadığımız bir durumla karşılaşırız.
Karşı koyamayacağımız bir direktif.
Türkçesiyle yönerge...
"Soyun!"
O ana elbisemizle gizlediğimiz,
vücudumuzun en mahrem yerlerini göstermek zorundayız.
Doğal olarak utanırız, sıkılırız.
Utanmak insan olmanın bir emaresi.
İşareti...
Bedenimizin mahrem yerleri olduğu kadar,
ruhumuzun da mahrem yerleri vardır.
Duygularımızın,
düşüncelerimizin,
hislerimizin,
bakış açımızın,
isteklerimizin,
beğenilerimizin,
nefretimizin...

Fiziksel özellik ve karakter arasındaki bağ sadece Çinliler’in değil Aristo’nun da ilgisi çekmiş. Aristo’ya göre, insanın beden ve yüz yapısının belli bir hayvana benzemesi, onun karakter özelliklerini ortaya koymaktadır. Bu demek oluyor ki insanın yüz yapısı, kafa yapısı, cilt rengi, bedenin tğy yapısı, ses tonu, hareketleri gibi özelliklerinin hayvanlarda bulunan benzer özelliklerle karşılaştırılması sonucu, kişinin karakter özellikleri elde edilebilir. Örneğin, küçük gözlü kişilerin cesaretsiz ve irade eksikliği çektiği sonucuna varılmıştır ki bu maymun tipine denk düşmektedir. Gözleri iri olan insanlar tembeldir ki bu da öküz tipine denk düşer. Bu anlayışa göre, gözleri orta büyüklükte olan insanlar asil bir karaktere sahiptir. (Diğer uzuvlar ve özellikleri için bakınız)
Ne kadar çok şerefsiz insan var, bu insanlar ile uğraşmak yoruyor artık ama fitil fitil getireceğim önüme gelen her şerefsizi layıkı ile terbiye edeceğim. Ne zaman ki bedenim ruhumdan ayrılana kadar...
kelimeler de yaşar aynen bizim gibi... kelimeleri anlamak için onları tanımalısın yoksa sadece uzaktan onun dedikodusunu yaparsın ancak. onların maskelerini düşürmek için yaşamalısın onlarla beraber. ilk kızgınlık, sevinç, ve üzüntüyle tanışırsın ve anlarsın aslında ne anlattıklarını sonra daha bir özenle seçersin tanıdıkça nerede kullanacağını.
ardından özlem gelir o kendisini tanıtır onuda anlarsınız, seversiniz ve
heyecanlanırsınız çünkü ardısıra kavuşmayla tanışacağını bilirsin, o ise dünyalara
bedeldir senin için. sonraları nefreti öğrenirsin ve istemezsin onunla yakınlaşmak
ama mecburen onuda tanırsın...
Son zamanlarda ekranlarda dizi furyası aldı başını gidiyor. Sanırım artık tam anlamı ile öğrendi televizyoncularımız dizilerin ne kadar büyük bir getirisi olduğunu. OLsun, geç olsun da güç olmasın demiş atalarımız, geç oldu; bu arada bazı oyuncular açlıktan kendilerini kaybetti, nazıları yaşamlarını yitirdi, bazıları başka mesleklere geçti ama, olsun.
Televizyon izlemenin eski tadını alamayanlar, dizilerin müdavimi olanlar, başka işi olmayıp televizyon izleyenler ve bu sektörden ekmek yiyenler oturup düşünüyorlardır sanırım,bu kadar çok dizi çekiliyor, bunlara nasıl ilgi çekici isimler bulmalı diye. Geçenlerde yazdığım bir yazıda dizi karakterleri için isimler önermiştim, arkadaşlar da katkıda bulunmuşlardı.

Osvaldo Cavandoli 1920 yılında Garda Gölü kıyısında Maderno’da doğdu.Daha sonra ailesi Milan’a taşındı ve Cavandoli orada büyüdü.23 yaşında animasyonla uğraşmaya başladı ve 1950,1958 yılları arasında kukla filmlerine(puppet-movies) yönetmen ve yapımcı oldu.1969 yılında yeni bir karakter yarattı ve bu karakter onun dünyaca ünlü olmasını sağladı: La Linea.Bu eğlendiren komik ve Tv karakteri bir çok kez ödül almış ve 40 kadar ülkede yayınlanmıştır.