

Sevginin yerini menfaat, yagcilik almis,
saygi, hosgörü cok gecmiste kalmis,
kardeslik, paylasma bu da neymis?
insanligi, her yeri karanliklar sarmis..
Karanligin icin de sürünen bir nesil,
aydinligi bulamayan olur sersefil,
ucundadir tunelin isik bak yemyesil,
hala karanligin resmini cizer bizim sefil..
Adam kayirmalar, kalleslikler hep bizde,
vurdumduymazlik, aymazlik sadece bu nesilde,
fitne, fesat, kin dedin mi kat kat sinesinde,
serserice, caktirmadan yapar bunlari hem de..

Ne geçmişe, ne geleceğe ne de şimdiye aidim
Zamansız bir mekanda, mekansız biz zamanda
Yapayanlız, tek başına
Derler ki
" Lanetlenmişlerin yüreği yaşayan ölüler mezarlığıdır.
Gömülenler yalnız insanlar değil, birde güzel duygulardır."
Eğer ziyaret edilecek çok mezar varsa ,
Ne yazık çok az vaktin kalmıştır.
O da tükendiğinde
Artık İNSAN SURETİNDE BİR HAYVANSINDIR.
NERDEYİM BEN?
„Birazdan heryer zifiri karanlık olduğunda... Etrafı mangalda pişen et kokusu sardığında...“ diye şarkı uydurmuştu kendince. Şimdi camının arkasını siper almış bekliyordu huzur kokan gecenin başlamasını.
Çok değil iki gün önce yapmıştı bu gecenin planını. İçinde bir his vardı ki, temizlik ve saflığın ta kendisiydi Schiller’e göre. Evinin kapısı en son iki gün önce kapanmıştı dış dünyaya. Fırtına öncesi sessizlik mi bu? En ufak bir nokta bırakmayana kadar temizledi iki odalı minicik evini. Uzun süredir temizlenmemişti.
Karanlık geceyi delen birkaç evin ışığıydı. Herkes uyurken kapısının önüne çıkıp sigarasını tüttürmek en büyük zevkiydi Schiller’in.Herkesin yatağında olduğu saatleri gizemli bulurdu.