Ankara’dayım. Su yok. Var ama yok.

“Burası önceden senin bildiğin güzellikte iken bir kısım görevliler! gelip bizden mekanlarımızı 4’te biri fiyatına almak istedi. Haliyle karşı çıktık. Karşı çıktıkça engellerle karşılaştık, içki ruhsatımız olmasına karşı içki satışımız yasaklandı ilk olarak. En kötüsü ve en son olarak gördüğümüz Çubuk-1 barajı artık kanalizasyon kokuyordu. Tertemiz olan çevre artık bok gibi kokuyor. Ama dayanıyoruz, satmayacağız. “
Dünkü yapılan açıklama, çubuk1 barajının millenme nedeniyle tamamen boşaltıldıktan sonra kullanılabilir olacağı yönündeydi. Kanalizasyon deposu yapacağınıza, temizleseydiniz zamanında diyesi geliyor insanın.
Bunlar aslında küçük bir parça, dün de 60 günlük olan suyun aslında 200 günlük olduğu söylentileri ortaya çıktı.
Neyse sadede geleyim. Yapılan aşikâr. Kuraklık ve su krizleri bahaneleri ile yakında su kaynaklarımız, nehirlerimiz, barajlarımız özelleştirilip satılırsa şaşırmayın. Nasıl elektrik kesintileri dayatılarak nükleer santral kurulmaya çalışıldığı gibi. Sakın şaşırmayın. En iyisi biz şaşırmamak için şimdi bir güzel uyuyalım. Kıçımızı açıkta da bırakmayalım. Neme lazım.